Friday, September 27, 2013

Başlıksız

Güzel günlerdi. Venedik Bienalinden aklımda Japon sanatcının defteri bir de Alfredo Jaar 'in havuza batıp cıkan venedik maketi kaldı, diger ilginc seylerin yanında. Baska bir yerde baba Tapies'in büyük sergisi ve sergilendigi ronesans yapısı kocaman ev-malikane görmeye degerdi. Halis'le gitmedigim bir yer olarak Bologna'yı gördüm. Şehir toprak rengi, pembemsi kızıl binalariyla ,meydandaki antik kilise grubuyla cok etkiliyor. Morandi evi biraz huzunlu. Butun resimlerini de yeni muzede toplamışlar. Bologna'da butun şehir revaklar altında dolaşarak  gezilebiliyor. Hatta bir duvarda gezi direnişini selamlayan "occupy Taksim" yazısını da gördüm. Passolini'nin dogup büyüdügü şehirmis. Ben büyük şehir insanı olarak orada yasamak istemem hernekadar insanları cok sıcak ve şehir estetik olsa da.
Dönünce Hitomi ile hastanede bulustuk. Her geciste bir zaman ayırıp Halis'i gormeye geliyor, sagolsun.
Bana onun evde olmasının daha iyi olacagını soyledi. Bu konu benim icin bitmeyen bir üzüntü konusu. Zaman zaman yakın buldugum kimselere danışıyorum. Bunun anlamsız oldugunu bile bile. Cünkü sorulması ,aynı zamanda cevaplaması gereken benim ve ikinci derecede cocuklar.

No comments:

Post a Comment