Friday, July 27, 2012

Dilara'nin Ruyasi

Sabah erkenden kendimle ilgili bir şey icin hastanedeydim, sorun yok. Odaya ugradıgımda Dilara heyecanla akşamki ruyasını anlattı. Birseylerden uzaklaştırmak icin Halis'i kucagına almıs. Halis zihni acık ve iyi durumdaymış. Onu kolayca kucagında tutmuş, iyi olduguna sevinmiş. Bana anlatırken de ruyasının etkisinde ve mutluydu. Hayırdır inşallah. Kac yılı ona bakarak gecirmekte ve bu ruyayla mutlu olmakta. Bu da bana hoş geldi. Ben uzun zamandır ruyada gormuyorum. Son defa onu bir merdivende durur vaziyette gormuştum, biraz uzakta. Anlattıgımda,Naciye hanım bunu anlamlandırdı, yorumladı. Burada paylaşmayayım.
Dışarı cıkarken John Freely'i gordum, daha once de gormuş ama konuşamamıştım. Bu defa cesaretlendim. Son kıtabını cok severek okudugumu soyledim, ayak ustu tatlı bir sohbet oldu. Harika bir insan, 1926 dogumlu. Robert koleje hoca olarak gelmiş, geliş o geliş. Degerli araştırma kitapları arasinda 'Strolling Through Istanbul' cok populer oldu. Son yazdıgı 'Children of Achilles' ,Anadolu'da Yunanlılar adıyla cevrildi. Tarıh meraklıları ıcın. Zevkle okudum, bu toprakların tarihini bu bilge yazardan ogrendim ki ,gozumde hersey başkalaştı.

Monday, July 23, 2012

Hitomi geldi, kacinci kez kimbilir

Osaka -Batman hattinin vefali yolcusu Hitomi dun havaalnina gitmeden hastaneye ugradi. Biliyorsunuz o degerli bir prehistoryaci arkeolog. Insan olarak nitelikleri bambaska. Sakin,yumusak ses tonuyla Halis'e konustu. O da dinler gibiydi. Ayni zamanda sevgili dostu Muserref de geldi. Herkes biraz zayiflamisti. Epeydir gelemedigi icin uzgun ama halis'i oyle gormek onu daha cok uzuyor. Yanlarinda Hitomi'nin arkadasi Zehra vardi ki ilk defa bir hava kontrol kulesi gorevlisiyle tanismis oldum. Uykulu Halis bize cok yuz vermedi.
Zor bir gundu. Dolu bir evi kısmen ayıklamak demek , anıların agırlıgı altında kalmak demek. Bu yaşlarda ozellikle. 'Rasyonel ol, duygusallıgı bırak' dese de insan kendine ,yere seriliyor.Yıllar boyu sevdigimiz, onem verdigimiz, onem vermedigimiz cok seyi topladık. Simdi ayıklama zamanı. Halis'in calısmaları, yogun, verimli, yaratıcılık dolu. Bir kısmı yarım kaldı. Aslı'nin ilk gencliginden başlayarak oluşmus ,kişisel, mesleki, vs. arşivi. Yazılar, yazılar ,yazılar. Icimizde en az Defne'nin bıraktıkları var. Uzun yıllar yurtdışında oldugu icin. Ama onun kayıtları da buyuk anneannesinin ordugu battaniye,hırka patik, Barbie bebek parcalari ile yeterince yer tutuyor.Neyse ki bazıları yenı gelecek bebekle degerlenecek Benimkiler atolyeyi dolduruyor ki bu arada orayı da tasıyorum.

Thursday, July 19, 2012

"Seni seven neylesun"

Gecen gun Topkapı sarayı Harem dairesini gezdik. 90 li yılların başında Halis 'in sirketi burada olcum yapmıstı gunlerce. kederli anilar barındıran bu yeri gormek zor geldiginden o zaman sadece dış mekanlarda kalmıştım. Bunca zaman sonra yeni bir harem sergisi dolayısıyla gezdim.Halis, yardımcıları gencler; Servet, Nesrin,Ayhan fotogrametri denen bir olcum aletiyle 1 ay haremde olcum yapmışlardı. Anılar guzeldir. oyle gezdim ben de. Bu vesileyle Halis'in ara sıra neşeyle anlattıgı bir oykuyu blog izleyicileriyle paylasıyorum.
Genc bir cariye padişaha aşık olur, onun yolunu gozler. Bir gun dayanamaz; onun hergun gectigi koridordaki duvara ,cebinde sakladıgı komur parcasıyla kucucuk bir not yazar. "Seni seven neylesun?"Birkac gun sonra duvardaki karalama padişahın gozune çarpar yanındakilerden kalem ister ve şoyle bir cevap yazar: "Halin beyan eylesun". Bunu okuyan cariye korkuya kapılır, harem hiyerarşisi icinde gosterdigi curetten dolayı başına geleceklerden korkmaktadır. Gene de bir gun bir punduna getırıp icini dokecek bir cumle yazmaktan kendini alakoyamaz. "Korkar ise neylesun?"Icinde merak uyanan padişah gectigi yolda duvarlara goz atmaktadir, bu yazıyı gorunce yine kalem ister ve cevap yazar."Hic korkmasun, soylesun"Tahmin edilecegi gibi hikaye mutlu bir buluşmayla biter.