Thursday, February 16, 2012

Bir Anı

Bosnadayız, 2000 li yıllar. savas bitmis; Izleri heryerde. Kaldıgımız otelin balkonundaki , avlusundaki izleri farkediyoruz. ölenlere ve yasayanlara saygıyla, urpererek, karısık duygularla geziyoruz. Gittigimiz hicbiryerde sadece turist olmadık. Bir onceki gun Mostar Koprusunu gectik. Bugun Saraybosnadayız, etkileyici. Carsı pazar, mimarisi gayet iyi bir Turk Evi derken kafeye pek benzemeyen , isci,emekli gibi birkac kisinin oturdugu kucuk bir dukkana girdik. Amacımız kahve icmek. Onlar Turk kahvesi demiyor sadece 'kave', sekersiz ve yanında bir lokumla geliyor. Cezveden fincana siz bosaltıyorsunuz. Ama digerleri, bir icki iciyorlar ki Halis meraklı oldugundan ne ictiklerini soruyor. Simdi ismini hatirlamadıgım, zaten o zaman da anlamadıgım yerel bir icki, sabah saatleri de olsa keyifle iciyorlar. Biz de katılıyoruz, derken nereden alabiliriz diye soruyor Halis. Daha sozu gecer konumdaki yaşlı, oradan bir adamı gonderiyor aldırmak icin ,hemen gelir diyerek. Bekliyoruz, konular falan, adam gitti gelmez uctu konmaz durumunda. Neyse epey gec de olsa geliyor ickiyle. Meger daha uzakta olan devlet tekel dukkanına gitmis ucuza almak icin. Tabii tekrar gelmek, goruşmek dilegiyle ayrılıyoruz.
Bunu niye yazdim derseniz, guzel birsey yazmak istedim ve o tatta birsey yakaladıgım icin.

No comments:

Post a Comment