Thursday, December 27, 2012

Aralık

Aralık , bu isim nerden geliyor acaba? Eski dilde zemheriydi galiba. Aralık yani bu aralık hersey bana olagan gelmege basladı.
Hastaneye gidiyorum, Dilara'la sohbet. Halisle tek kisilik sohbet, ki sagolsun gozunu acıp kapatmada beni hic hayal kırıklıgına ugratmaz.
Laura bir sure bizde kalacak. Pek memnunum, evde birinin varlıgı iyidir, ki kendisi tam kafa dengi.
Ona bir calısma masası gerekiyordu, yoklugumda eski masa da yokolmus malum. Ikeaya mi gideyim, birinden mi odunc alayım derken, Laura cozumu buldu.Halis'in calısma masasını gosterip "bu olamaz mı"dedi. Boylece bir tabu da yıkılmıs oldu. Ceke ceke odasına tasıdık, Aslı da mutlu oldu. Uzun zamandır babasina ait duzeni degistirmem konusunda israrıydı.
Yılbası icin Dilara'nin odaya yaptıg dekorasyon cok neseli ve odaya girenlerin de hosuna gidiyor. Sonra fotografını paylasırım, bu blackberry bana zor,halledinceye kadar. Ogrenmenin yası yoksa da bir yere kadar.

Monday, December 24, 2012

merry christmas Jimmy

Hello,
it is 4 years now. He is in the same situation, maybe a little bit better.
I am good. Defne has a baby boy; 3 months old, cute Sinan.
i hope you're good too. I wish you a happy new year.

Thursday, December 13, 2012

Bu gunlerde onun 1969-70 de cektigi Ispanya fotograflarıyla bir sergi hazırlıyoruz. Nur vasıtasıyla Nicholas'la tanıstım, ispanyolcaya ceviri ve bircok konuda cok yardımcı oluyor. Ispanyol kultur'de olacak, mayısa yetisir. Aksam Damla'cım geldi. epey bir fotograf sectik. Simdi bir konsept olusturacak sekilde bir metin yazmam lazım ki basvuru tamamlansın.
Halis'in durumu iyice bu aralar. Dilara koku alma, isitme ve dokunma duyularının oldukca (ne kadar oldugunu bilmiyoruz) yerinde oldugunu dusunuyor. Fakat gorme konusunda tam tersini dusunuyor.

Monday, December 3, 2012

Ah Sinan Ah

2 gundur gitmedim. Son gordugumde algısı daha yuksek gibi geldi. 4 yıl oldu. Sayılarla  devam edelim; Torun Sinan bugun 3 aylık oldu. Skype la gorusmek buyuk mutluluk.

Thursday, November 22, 2012

Dun Hatice Hemşire rutin işlemler icin odaya gelmişti. Hastanede calışmaya başlayalı birkac ay oldu, ismini de yeni ogrendik. Blogu okudugunu soyledi, biraz şaşırdım. bir suredir bloga yazmayalı , okundugunu da duşunmez olmuşum.  Bu bana cesaret ve şevk verdi yeniden başlamak icin. Teşekkurler okuyuculara.
Herşey belli bir duzende tekrarlarla akıp gidiyor.
Birisi hayatin akışından kenara cekilince ne oluyorsa ,oyle oluyor işte. Hele Halis gibi birisiyse, buyuk boşluk.
Ben yuruyuşe cıkıyorum. Bebek'e gelirken herzaman simit aldigı satıcının sorularından cekindigimden, karşı kaldırıma geciyorum.  Arnavutkoydeki berber Adil'in dukkanının onunden gecerken de benzer bir duygu icindeyim. Bunlar o kadar cok ki. Bir de hala duymamış olanlar var ki ,dun Contemporary Istanbul acılışında bir ikisi Halis'e selam soyledi. Bu durumda bir acıklama yapmak gerekmiyor.
Taylan Cemgil gelmis eşi ve kızlarıyla, yazık ki onları goremedim. Halisin başucunda torun Sinan'in resmi durmakta.  Gelen giden personel "tıpkı Halis Bey " diyorsa da bence sadece sac modeli benziyor.

Tuesday, October 2, 2012

Sinan Dogdu

Torunumuz Sinan 6 eylul 2012 de dogdu. Cok guzel, tatlı bir bebek.  Halis torunu olmasını cok ama cok istiyordu. Ona Sinan'i anlattıgımda yuzunde hafif bir ifade gordum.; Dilara da aynı kanıda. Sinan bizce cok sevilen bir isimdir. Bu yuzden mutluyuz. Donuste Halisi iyi buldum, en azından bıraktıgım gibi , fena degil.
Burada herseyi paylasmıyorum, cunku istemiyorum. Eger havam olursa daha yazarım. o yuzden bu resmi bir basın bildirisi haliyle yetinmeniz iyidir.

Wednesday, August 15, 2012

musfik kenter

14-15 yaslarindayim, Ankaradayiz. Annem iyi bir oyun oldugunu duymus, hepimize bilet almis. Ailece Kenterler'in Ankara turnesinde oynadiklari Salincakta iki kisi oyununa gidiyoruz. Bir sinemada oynuyorlar yanilmiyorsam. Oyun Newyork'da gecen bir ask hikayesi, o kadar buyuleniyorum ki, aylarca etkisinde kaliyorum. o sevgi, ilgi hep surdu, bugun de benzer duygular uyandiriyor.Hey koca Musfik, sensiz bir dunya ne kadar eksik.

Friday, July 27, 2012

Dilara'nin Ruyasi

Sabah erkenden kendimle ilgili bir şey icin hastanedeydim, sorun yok. Odaya ugradıgımda Dilara heyecanla akşamki ruyasını anlattı. Birseylerden uzaklaştırmak icin Halis'i kucagına almıs. Halis zihni acık ve iyi durumdaymış. Onu kolayca kucagında tutmuş, iyi olduguna sevinmiş. Bana anlatırken de ruyasının etkisinde ve mutluydu. Hayırdır inşallah. Kac yılı ona bakarak gecirmekte ve bu ruyayla mutlu olmakta. Bu da bana hoş geldi. Ben uzun zamandır ruyada gormuyorum. Son defa onu bir merdivende durur vaziyette gormuştum, biraz uzakta. Anlattıgımda,Naciye hanım bunu anlamlandırdı, yorumladı. Burada paylaşmayayım.
Dışarı cıkarken John Freely'i gordum, daha once de gormuş ama konuşamamıştım. Bu defa cesaretlendim. Son kıtabını cok severek okudugumu soyledim, ayak ustu tatlı bir sohbet oldu. Harika bir insan, 1926 dogumlu. Robert koleje hoca olarak gelmiş, geliş o geliş. Degerli araştırma kitapları arasinda 'Strolling Through Istanbul' cok populer oldu. Son yazdıgı 'Children of Achilles' ,Anadolu'da Yunanlılar adıyla cevrildi. Tarıh meraklıları ıcın. Zevkle okudum, bu toprakların tarihini bu bilge yazardan ogrendim ki ,gozumde hersey başkalaştı.

Monday, July 23, 2012

Hitomi geldi, kacinci kez kimbilir

Osaka -Batman hattinin vefali yolcusu Hitomi dun havaalnina gitmeden hastaneye ugradi. Biliyorsunuz o degerli bir prehistoryaci arkeolog. Insan olarak nitelikleri bambaska. Sakin,yumusak ses tonuyla Halis'e konustu. O da dinler gibiydi. Ayni zamanda sevgili dostu Muserref de geldi. Herkes biraz zayiflamisti. Epeydir gelemedigi icin uzgun ama halis'i oyle gormek onu daha cok uzuyor. Yanlarinda Hitomi'nin arkadasi Zehra vardi ki ilk defa bir hava kontrol kulesi gorevlisiyle tanismis oldum. Uykulu Halis bize cok yuz vermedi.
Zor bir gundu. Dolu bir evi kısmen ayıklamak demek , anıların agırlıgı altında kalmak demek. Bu yaşlarda ozellikle. 'Rasyonel ol, duygusallıgı bırak' dese de insan kendine ,yere seriliyor.Yıllar boyu sevdigimiz, onem verdigimiz, onem vermedigimiz cok seyi topladık. Simdi ayıklama zamanı. Halis'in calısmaları, yogun, verimli, yaratıcılık dolu. Bir kısmı yarım kaldı. Aslı'nin ilk gencliginden başlayarak oluşmus ,kişisel, mesleki, vs. arşivi. Yazılar, yazılar ,yazılar. Icimizde en az Defne'nin bıraktıkları var. Uzun yıllar yurtdışında oldugu icin. Ama onun kayıtları da buyuk anneannesinin ordugu battaniye,hırka patik, Barbie bebek parcalari ile yeterince yer tutuyor.Neyse ki bazıları yenı gelecek bebekle degerlenecek Benimkiler atolyeyi dolduruyor ki bu arada orayı da tasıyorum.

Thursday, July 19, 2012

"Seni seven neylesun"

Gecen gun Topkapı sarayı Harem dairesini gezdik. 90 li yılların başında Halis 'in sirketi burada olcum yapmıstı gunlerce. kederli anilar barındıran bu yeri gormek zor geldiginden o zaman sadece dış mekanlarda kalmıştım. Bunca zaman sonra yeni bir harem sergisi dolayısıyla gezdim.Halis, yardımcıları gencler; Servet, Nesrin,Ayhan fotogrametri denen bir olcum aletiyle 1 ay haremde olcum yapmışlardı. Anılar guzeldir. oyle gezdim ben de. Bu vesileyle Halis'in ara sıra neşeyle anlattıgı bir oykuyu blog izleyicileriyle paylasıyorum.
Genc bir cariye padişaha aşık olur, onun yolunu gozler. Bir gun dayanamaz; onun hergun gectigi koridordaki duvara ,cebinde sakladıgı komur parcasıyla kucucuk bir not yazar. "Seni seven neylesun?"Birkac gun sonra duvardaki karalama padişahın gozune çarpar yanındakilerden kalem ister ve şoyle bir cevap yazar: "Halin beyan eylesun". Bunu okuyan cariye korkuya kapılır, harem hiyerarşisi icinde gosterdigi curetten dolayı başına geleceklerden korkmaktadır. Gene de bir gun bir punduna getırıp icini dokecek bir cumle yazmaktan kendini alakoyamaz. "Korkar ise neylesun?"Icinde merak uyanan padişah gectigi yolda duvarlara goz atmaktadir, bu yazıyı gorunce yine kalem ister ve cevap yazar."Hic korkmasun, soylesun"Tahmin edilecegi gibi hikaye mutlu bir buluşmayla biter.

Monday, June 11, 2012

Mimar

Bugun Newyork Times'da cıkan Mimar Sinan'la ilgili yazıyı okudum. Aslı da bu yazıya deginirken babasını anmış. Ne guzeldi.
Sinan'i Halis ne guzel ve gelismiş mesleki yorumlarla anlatırdı , ondan ogrendik. Onun kuşagı meslektaşları genel olarak "Sinan"diye bahsederler. Cok anlaştıkları bir cagdaşları gibi sanki.
Birkac kez Edirne gezisi dışında, bazen Istanbul'da kalkıp Edirnekapı Mihrimah, Uskudar Mihrimah, dunya guzeli Şemsi paşa, ya da Rustem Paşa, olmadı Suleymaniye 'den biri veya birkacını gormekten haz duyardık. Ben gene de bunu surdurebilirim sanıyorum
Dunden beri ateşi cıkıyor, aylardır enfeksiyon yoktu, Dilara izne cıkınca bir terslik oluyor.

Tuesday, May 29, 2012

Cevap

Degerli blog izleyicisi,
isminizi bilmedigimden boyle yaziyorum. ilgi gosterdiginiz icin tesekkur ediyorum.
Sorunuza gelince; Halis agizdan beslenemiyor, mideye giden bir hortumla ,bu durumlar icin hazırlanmıs standart bir gıda aliyor.Bahsettiginiz web adresine baktım, fakat o tur bir beslenme olamıyor ne yazık ki. Organik beslenme konusunu A.B.D den bir arkadas arastırdi ve bir web adresi gonderdi. Fakat hastane denemeye sıcak bakmadı. Hazırlaması kolay degil ve ancak ev kosullarında dusunulecek bir sey.
Blogun izlendigini bilmek tesvik edici oldu. Tesekkurler, selamlar.
F

Sunday, May 27, 2012

Hitomi Geldi


Sevgili arkadasımız Hitomi, Japonya'dan Corum'a, arkeolojik calısmalar icin geldi ve gecerken ugradı. Hastane'de bulustuk, sonra evde ozledigi kebapla devam ettik. Halis'i daha iyi buldu.
Fukusima nukleer kazasından sonra hayatları cok zorlastı. 4 yasındaki oglu Yura icin endiseli, yapılan acıklamalar radyasyon seviyesinin normalin ustunde oldugu fakat bunun insan saglıgı icin bir tehlike olusturmadıgı seklindeymis.!
Bazı kararlari almakta zorlanıyorum.
Bu sabah acan kaktusle bu guzelligi paylasıyorum.

Wednesday, May 23, 2012

En sık anlattıgı fıkralardan biriydi

Uzun arkadas sohbetlerinde, kafalar da dumanlıyken Halis , bana dönüp 'Figen sana 20. baskı oluyor ama anlatayım' der, bu fıkrayı anlatırdı.
Gece yolculugu. Adam yataklı vagona girmis, bakmıs,bir kadınla aynı kompartmanı paylasıyor.Ust ranzaya cıkmıs. Gece uzun, hava soguk, ustelik kalorifer calısmıyor. Bir sure beklemis, soguk dayanılır gibi degil. Uzatmıs basını alt ranzaya
-Ya hanımefendi, hava cok soguk, gelin bu isi karı koca gibi halledelim bu seferlik.
Kadın basın uzatıp ust ranzadakine bakmıs; genc bir adam, hic de fena degil.
-Eh olsun bakalım, nasıl arzu ederseniz.
Bunun uzerine adam
-Oyleyse kalk kadın, su alttaki battaniyeyi bana uzat.

Monday, May 21, 2012

Cennette miyim?


Bu evin cevresi o kadar guzel ki, bu soruyu sorduruyor. Buraya tasınalı 20 yıl oldu nerdeyse. Baslangıcta uzun zaman Cihangir'de yasadıgımız icin , o zamanlar bana Ankaralı veya Amerikalıların tercihi olabilecek bir yer gibi gelen Etiler'i hic istememistim. Kucuk bahcesi ve yesillikler icinde genis bir ufku olan bu evi secmekte Halis'in ne iyi bir karar verdigini daha sonra anladım. Uzun zaman birlikte tadını cıkardık, hic bitmeyecekmis gibi gelen bir zamandı.
Dun Hatice hastaneye geldi, bu aralar fırsat buldukca geliyor. Halis'e agız acma ,kapama egzersizleri yaptırdı. Onu daha iyi buldugunu soyluyorsa da ben ayni goruyorum.
Tiyatro festivalinde bir Fransız gruptan Orfeo'yu izledik. Bazen muthis birsey gordugumde bu insanlarla ayni turden olmanın gururunu hissederim; bunda da oyle oldu. Modern dans, ama ne boyutluydu. Insan vucudu bu kadar mı guzellik yaratir. Oyunda koltuk degnekli sakat bir Orfeo digerleri gibi cok basarılıydı.

Thursday, May 10, 2012

Bana zor gelen sorular, cumleler

-Yahu hala hastanede mi?

-Doktorlar ne diyor?

-Yurtdışını araştırdınız mı?

-Allah kimsenin başına vermesin.

-Nasıl dayanıyorsun?




Tuesday, May 8, 2012

Gaziantep, Pekin Operası, Hastane Bahcesi



Sırasıyla anlatıyorum.
Gaziantep'e ilk gidisim. Cok heyecanlı bir gezi oldu. Onat Kutlar adına yapılan bir film festivali dolayısıyla ordaydık. Eger festivali duzenleyenlerin rehberligi ve candan misafirperverlikleri olmasaydı aynı tadı bulur muydum, bilmem. Kaldıgım kısa süre icinde, sehrin tarihi ve mutfagıyla mest oldum. Mimari ve mekan duyarlılıgımı Halis'e borcluyum, gezdigim yerlere baska bir gozle bakabiliyorum. Zeugma Mozaik Muzesi cok zengin, siz de görün. Baraj altında kalmaktan kurtarabildikleri mozaikler, acıklamalı olarak sergileniyor. Panonun birinde acıklamayı okudum,hikaye Shakespeare'in "Yanlıslıklar Komedyası"nin antik versiyonu. Bunu kesfetmek zevkliydi.
Dun de Sibel'le Pekin Operası'na gittik, acaip bir görsellik. Yusuf ve Ursula'ya rastladim. Halis'i sordular. Neden sadece yasadıgım güzelliklerde onu arıyorum, bilmem.
Bu sabah hastane bahcesinde Dilara'nin seslenisiyle onların yanına gittim, bu mevsim ilk defa cıkarmıs tekerlekli sandalyeyle. Götürdügüm akasya ve nanenin kokusu etkilemedi. Daha az tepki veriyor kokulara.

Sunday, April 29, 2012

Bitkisel Hayatta Plaket Almak


Dun ne guzel bir gundu. Oktay Ozaydın'ın 5 yıllık cabaları sonunda Yesilkoy'de tamamlanan Konya Kultur Merkezi'nin acılısı vardı. Projeyi Halis cizmisti ve Aslı'yla ben acılısa davetliydik. Kalabalık acılısı yapması icin Dısisleri Bakanı Davutoglu'nu beklerken biz Yesilkoy'un guzel carsısında balık yedik. Derken acılıs toplantısı basladı, bir surpriz oldu. Oktay Halis'in durumundan bahsetti' yaptıgı proje dolayisiyla plaket vermek uzere Aslı ve beni sahneye cagırdı.Boylece ilk defa bir dısisleri bakanıyla el sıkısmıs oldum. Dosca konusması cok hostu. Halis de olsa cok mutlu olurdu. Aslı goz kırparak "Babam icinde oldugu durumun dile getirilmesini isterdi " dedi; aynen oyle.

Beti'nin Gelisi


Arkadasımız Beti Amsterdamlıdır, 40 yıllık dostumuzdur. Iyi bir muzisyendir. Geldi ve Halis'e flut caldı, biraz da eski Hollanda dansı yaptı.

Saturday, April 21, 2012

Gecerken


Bu blogu uzuntu ve anılarla doldurmak istemiyorum; bunlar dışında ne kaldı derseniz bu goruntuyle cevap vereyim. Akşamustu Bebekten Hisar'a kadar yurudum ve yaz başının en guzel Bogaz gunlerinden biriydi. Sonra bu gemi gecti, ben de fotografını cektim. Boyle resimler de yapmıştım onceleri. Daha onceleri, 70 li yıllarda,hayat baska turlu yasaklarla doluyken, Bogaz kıyısında Halis'leyken.bazen bir gemi gecerdi. Bir Sovyet şilebi olurdu. Kiril harfleriyle yazılmış ismini cozerdik;' Nazım Hikmet' yazardı. Acaip duygulanırdık..

Dun Gece


Aramızda konusulmayan ,ama aklımızda olan onun varlıgıydı.
Bugun Defne'yi yolcu ettik. Daima huzunleniriz. Halis'in onu duydugundan emin degildik. Dr. Ari Bey yeni bir eeg cekti ve sonucta bir degisiklik gormedigini soyledi. Hava cok guzel ve bahar cicekleri lale, leylak, mor salkim ve diger harikalar cevreyi sardi. Gectigimiz pazar gunu Izmir'den eski dostlarimiz Guner Elicin ve ilknur geldiler, uzun aradan sonra Halis'i boyle gormek onlari cok uzdu. Ben bu durumlarda insanlarin uzuntusunu hafifletmek gibi bir caba icinde oluyorum, nedense.

Saturday, March 17, 2012

Meltem Geldi



Dun Ankara'dan sevgili yegeni Meltem geldi. 2 yil aradan sonra Halis'i umdugundan iyi buldugunu soyledi. Halis cok uyuyordu ve Meltem'e bir uyanıklık belirtisi gostermedi.
Bu arada bahar yuzunu gosteriyor ve uzun ,soguk kışdan sonra kendimi iyi hissetmege basladım; ilk acan bu guzel sarı cicegi sizlerle paylasıyorum.

Friday, March 9, 2012

Sorular ve Dr. Ari Bey'in cevaplari

-Halis bizi algılıyor mu, algısı ne duzeyde?
-Cok kısa , saniyelik algılamalar oluyor zaman zaman. Bunlar saglık durumundaki problemlere gore, enfeksiyon, sekresyon olusu gibi, olumsuz etkileniyor.
-Bu algılamaların suresi ya da sıklıgi artar mı?
-Uzun zamandır bu durumda olusundan dolayı artmasi beklenmez. Esas olarak bu saniyelik algıların butunlesip, anlamlanması , o mekanizmaya ulasmak cok komplike ve Halis Bey'in durumunda beklenmez.
-Evine gelse cevresini algılar mı?
-Boyle birsey mumkun degil.

Tuesday, March 6, 2012

Kalanlar

Halis'den bana iyi insanlar kaldi, iyi arkadaslar. Duzenli olarak arayan, dikkatlice soran arkadasları. Taşkın Unal, Dumrul Cemgil, Hulki Tanrıyar, Ziya Dogan, Bilal Usta ve ikimizin ortak arkadaslari basta Gulsun,olmak uzere, Nur Deriş, Naciye, bu arkadaşların duyarlı yaklaşımları ne kadar degerli.
Birkac kisinin "aman sen o filmi gorme " dedikleri icin The Descendants ( George Clooney oynuyor) filmine gitmedim. Bu aralar cok film goruyorum.
Aradan 4 yıla yakın bir zaman gectiginden ben de ortak anılardan sozetme programında cok yaratıcı olamıyorum. Benzer konusmaları, benzer muzikleri, benzer hareketleri tekrarlayıp duruyorum. Son 2 gunde oldugu gibi bazen hastaneye gitmek istemiyorum, gitmiyorum da.
Bu yazıyı Halis'in babası Sırac Aydintasbas'in Aslı'ya bebekliginden beri tekrarladıgı ve bugun birden hatırladıgım; Kerem ile Aslı'dan su dizelerle bitireyim:
"Aslım gitti yaylalara dayandı
benim burda kalışıma ne dersin
iki dilli bir kafirin elinden
sararıp da soluşuma ne dersin."

Tuesday, February 21, 2012

Bu da Karabey'den


Karabey altına 'Mutlulugun Resmi' yazmıs. Soldan itibaren Yildiz Cıbıroglu, ben, Mete, Dora ve Aysim goruluyor. Dora'yi kaybedeli 2 yıl oldu. Fotografı ceken esi Karabey .Halis mavi perukla bizi gulduruyor.

Karabey'in gonderdigi fotograf


Bu fotografi Karabey Londra'dan gonderdi.

Thursday, February 16, 2012

Bir Anı

Bosnadayız, 2000 li yıllar. savas bitmis; Izleri heryerde. Kaldıgımız otelin balkonundaki , avlusundaki izleri farkediyoruz. ölenlere ve yasayanlara saygıyla, urpererek, karısık duygularla geziyoruz. Gittigimiz hicbiryerde sadece turist olmadık. Bir onceki gun Mostar Koprusunu gectik. Bugun Saraybosnadayız, etkileyici. Carsı pazar, mimarisi gayet iyi bir Turk Evi derken kafeye pek benzemeyen , isci,emekli gibi birkac kisinin oturdugu kucuk bir dukkana girdik. Amacımız kahve icmek. Onlar Turk kahvesi demiyor sadece 'kave', sekersiz ve yanında bir lokumla geliyor. Cezveden fincana siz bosaltıyorsunuz. Ama digerleri, bir icki iciyorlar ki Halis meraklı oldugundan ne ictiklerini soruyor. Simdi ismini hatirlamadıgım, zaten o zaman da anlamadıgım yerel bir icki, sabah saatleri de olsa keyifle iciyorlar. Biz de katılıyoruz, derken nereden alabiliriz diye soruyor Halis. Daha sozu gecer konumdaki yaşlı, oradan bir adamı gonderiyor aldırmak icin ,hemen gelir diyerek. Bekliyoruz, konular falan, adam gitti gelmez uctu konmaz durumunda. Neyse epey gec de olsa geliyor ickiyle. Meger daha uzakta olan devlet tekel dukkanına gitmis ucuza almak icin. Tabii tekrar gelmek, goruşmek dilegiyle ayrılıyoruz.
Bunu niye yazdim derseniz, guzel birsey yazmak istedim ve o tatta birsey yakaladıgım icin.

Sunday, February 12, 2012

iyi bir gun

Cumartesi, soguk ama gunesli. Atolyede kısa donem bir misafir kaldıgından dogrudan birkac gundur gidemedigim Halis'i gormege gittim. Bugunlerde ona daha sık gidebilirim. Odada Dilara yalniz degil ve Zehra'dan baska diger bir Kırımli arkadasları ve havada da neşe vardı. Ben de onlarla takildım. Arkadaslarının getirdigi Kırım spesiyalitesi bir hamur isi ikram ettiler, ben severim.Herzaman kahve yaparlar, biraz Halis'e tattirmaya calısırım. Bunu dogru bulmazlar ama bana da birsey demezler. Halis bayagı uyaniktı. 3 yildir gelisen bir hayata uzak kaldıgindan butun anlattıklarım eskiye dair oluyor haliyle. Bazen onun tanık olmadıgını bile bile gunluk şeylerden bahsediyorum ki bu beni de rahatlatan bir durum.
Cok okuyan ve okuduklarından etkilenen birisi oldugundan iyi bildigi yazarlardan , şiirlerden falan bahsediyorum.
Enfeksiyon yok ve gorunusu iyi.

Tuesday, February 7, 2012

Dogumgunu 6 Subat



Toplandik, Fusun, Ozgur ,Berna, Dilara , hemsireler ve ben. Balonlar, ve 2 pasta. Fusun'u dinler gibiydi. Otesini bilmiyorum.

Monday, February 6, 2012

Dogumgunu/ Birthday

Dogum gunun kutlu olsun babacigim. Seni ozluyoruz.

Happy birthday, dear dad. We miss you.

Tuesday, January 31, 2012

Devam

Dr. Ari Bey tekrar eeg cekecegini soylemisti, hala onu bekliyoruz. Uyanık gorunmekle birlikte algı durumunu bilemiyorum. Yeniden motive olmak gerek, yeni hikayeler, siirler, sarkılar. Uzun zamandır ayni seyleri dinletiyoruz. Ben motive olursam Dilara da olur. Bu durum benim de bellekle ilgili yenilenmemi saglıyor surpriz bır sekilde. Yoksa 40 yıl once Sardis kazılarına mermer aldıgı mermercinin adını nasıl hatırlardım: Abdul Bukulen. Izmir'de halimaga carsısında kucuk bir mermerci dukkanı var, yan dukkanda cok guzel nazar boncukları ve at boncuklari satılıyor, renkleri cok gozalıcı.Alıyoruz hemen. "Stream of consciousness" -bilinc akiminin icine dustuk.

durumlar

Sunday, January 22, 2012

Dunku gun/ Yesterday

Dun 3 yılın doldugu gundu. Sabah atolyede calısmaya dalmıstım. Sonra 2 gun aradan sonra hastaneye gittim, enfeksiyon tedavisi devam etmekle birlikte iyi gordugumu soylemeliyim. Yıldonumlerinin anlamı kalmadı bu durumlarda. Ben de unutmusum. Halbuki ilk yıl yazdigi oykuyu radyodan okutmustuk, gecen yıl birkac arkadas yanındaydık. Bu yıl da iyi bir haberi kulagına soyledim, bu da guzel.
Bana zor gelen 3 yil aradan sonra bazen birinin cıkıp "yahu nasıl oldu, anlatsana " demesi ve benim de anlatmaya baslamam. Bu durum kacınılmazsa da artık cevaplamayabilecegimi dusunuyorum.
Cocuklarla daha dogrusu genclerle yaptıgım resim calısmasında ilk ders mekan kavramını inceledik. Onlara Halisin cekmis oldugu cesıtli mımari fotograflarla kolaj yaptırıyorum ki boyle birsey onu cok mutlu ederdi.


Yesterday was the 3rd anniversary. I was deep into work at the studio in the morning. Then, after 2 days' lag, I went to the hospital. I have to say I thought he looked well even though the infection treatment was still on-going. Anniversaries are somewhat meaningless in these situations. I also forgot this year. First year we had one of his stories read live on the radio. Last year, I was with him with a couple of his friends. This year, I whispered a good news in his ear, which was also a nice thing.

What's difficult for me is when someone comes up after 3 years and asks "wow how did this happen?" and I start explaining. Although this is inevitable, I believe I may start not answering.

In the teenage art class I teach, we explored the concept of space in the first class. I am making them use Halis' architectural photographs for collage, which I know would have made Halis very happy.

Sunday, January 15, 2012

arkadaslar

Gulsunle bulustuk, herseyden konustuk. Kimsenin arayıp sormamasını soyle yorumladım; "durum oylesine korkunc ki insanlar arayamıyor." O ise buna katilmadı ve "yapacak birsey olmayinca insanın eli kolu baglanıyor ve arayamıyor " dedi. Bence bu makul bir acıklama.
Bugun dunku kar yagısının ardından hava gunesli ve cok guzel. Yeni bir atolye arayısı icinde Etiler taraflarında dolastım ve havanın keyfini cıkarttım. Derken Haluk Pamir aradi. ODTU'de Halis'le ilgili birsey yapma konusunda gorusmemiz beni sevindirdi. Tıbbi olarak yapacagimiz birsey yok bari elimizden gelen sekilde calısmalarinı yansitalım dedi. Ne guzel olacak.

Saturday, January 14, 2012

meydan cesmesi/ fountain


Halis'in 1969 yilina yapmis oldugu bir meydan cesmesi projesi. Bir sekilde bir meydanda yer alacak diye dusunuyorum. Tum ayrintisi ile tamamlanmis oldugundan yapimi da kolay. Guzel olacak.

This is a fountain Halis designed in 1969. I am hoping that it will actually be built on a square at some point. It won't be hard to build as he has every detail designed already. Will be beatuful.

Sunday, January 8, 2012

Silvano Montenari


Dun eski arkadasımız Silvano'nun olum haberini aldım. Iyi bir dostu kaybettik. Soyadından oturu Halis'in degisiyle "daglı Silvano". Sayısız bulusmalar, gezmeler, sofralarda paylastıgımız hersey guzeldi. Bu fotografı 1 yil kadar once Halis'i gormege geldiginde cekmisim. Silvano soldaki. Gunesli bir gundu, hastaneden sonra Kavakta yemek yemistik.
Seckin bir zevki vardı sanat ve hayat hakkında, insanseverdi. Daha ne diyeyim.

gunler

Gectigimiz yılın son gunu sevgili arkadası Yasar Sevuk ve kızı Irem Halis'i gormeye geldiler. Yasar ve Halis kucuk yaslardan beri ayni sıralarda oturdular, yatılı okul yıllarının derin arkadaslık bagıyla birbirlerine baglıydılar. Iste bu yuzden Yasar ruyasında gorunce Halis beni cagırıyor diyerek Ankara'dan kalkıp geldi. Onu ve kızını gormek cok guzeldi.
Bu sıralar yazı isini ihmal ettim, yazmakta zorlandıgım icin. Ozetle denenen ilac beklenen etkisini gostermediginden bir sure sonra kullanmayı bıraktılar. Hic olmazsa denenmis oldu.