Saturday, December 24, 2011

Yaklasan yeni yıla dogru

Bildiginiz gibi uzun zamandır yazmadım. Yazacak ne vardı derseniz , hayat devam ediyor ben de tekrar baslayan enfeksiyonun tekrar bitmesini bekledim galiba. Bitti nihayet.
Doktorun onayiyla, yan etkisi komadan uyandırmak olan bir ilaci tekrar denemege karar verdik. 10 gun kadar kullanılacak. Galiba dusuk dozda baslandıgından, durum simdilik ayni . Ama Halis dun Vivienne'nin ziyaretinde bayagi algılar gibiydi.
Vivienne ve Julia geldiler. Tabii cok kederlendiler . Bu Viv'in ilk gorusu 3 yildan beri. Akrabalıktan ote cok arkadaslardı. Bu defa tatlı tatlı konustu, anlattı. Bence iyi bir iletisim oldu. Kim bilir, oldu mu?
Daha once Tophane'deki Dali sergisine gittik. Onlar olmasa gitmeyebilirdim, iyi ki gorduk. Sergi cok iyi ve Dali'nin erken donemine ait harika secilmis baskılar var. Hala cok etkileyici olmasi inanılmaz.
Sonra Karakoy lokantasında yemek yedik. Etli kuru bamya, en sevdigi yemeklerden biriydi, super.


herkese iyi bir yil dilerim.
Merry christmas Jimmy.

Tuesday, November 29, 2011

Füsun Yazıyor

Kızkardesimden gelen sms mesajını aynen yazıyorum.

"Simdi cıktım Halis Abi'nin yanından.Cok canlıydı. Uzun uzun dinledi, göz teması yapti. Gördügüm en mükemmel haliydi.Cok uyanıktı ve ben de cok heyecanlandım."
-seni hissetti mi sence?

"Bence kesin..ama konusamıyo, onu ifadelendiremiyo, bebek gibi"

Sunday, November 27, 2011

Ne Degisti?

Ne degisti diye sordugunuzda degisen benim diyebilirim. Uzun zamandir Halis 'de bir degisiklik yok. Belirli birkac hareket aynen devam , yeni bir sey yok. Olacagı da yok. Mucizeye inanmıyorum. Simdiye kadar daha cok caba icindeydim, simdi ise daha geriye gitmesin, daha kotulesme olmasın diye caba gosteriyorum.
Bu pazar degisik bir sey olarak hastaneye gittim!
Donuste "Yuzbasi Corelli'nin Mandolini" filmini seyretmek cok iyi geldi.
Bu satırlari yazarken de cok guzel bir muzik dinliyorum ki o kadar olur; damardan. "Ey ceşm-i ahu mehlika "

Thursday, November 24, 2011

yeniden

Uzun zamandir yazamıyorum. Aslında durum fena degil, enfeksiyon bitti, stabil gidiyor.
Hızlı geciyor zaman, bir kısmı da trafikte tabii. Omrumde su son 3 senede bindigim kadar taksiye binmedim.
Guzel seylerden bahsedeyim; Bankalar caddesindeki Osmanlı Bankası Salt Galata adıyla bir cagdas sanat merkezine donusturuldu. Restorasyonu Han Tumertekin yapmıs. Acılıs gorkemliydi, Gulsun Karamustafa'nin isi de cok guzel. Ve diger fotograf arsivi de muhtesem. Bu olayın en cok keyfine varacaklardan biri Halis olurdu.
Van'da insanları donduran Turkiye sınıfta cakti. Ama tek tek insanları harika seyler yapmakta, dunya olceginde isler. Bir ortası yok mu?
Arkadasımız Esin Afsar'i kaybettik. Gecen hafta onu 'son yolculuguna' ugurladık. Halis'in Turkiye Yunanistan Dostluk Derneginden de sevgili arkadası Esin..Guler yuzlu, calıskan arkadasımız.

Friday, November 4, 2011

ŞAPKA


Kucuk yegenim Mehmet(Memo)Demirel gecen aksam bizdeydi. Her geldiginde surpriz bir hediye bekliyor. Ona Halis'in dolabindan buldugum bu şapkayı verdim, acaip sevindi. Hemen başına gecirdi ve hic cikarmadı. Halis Macaristanda, Estergon'dan almistı, hatırlıyorum.Isciligi cok guzel deri bir şapka;kenarında kucuk bir geyik ve cam agaci aplıke edılmış. Memo'ya da cok yakıştı.
Bu aralar tekrarlayan enfeksiyon onu yıpratiyor. Bugun Enfeksiyon doktoru ile konustum; "bir turlu sebebini bulamıyorum"dedi.
Direnci cok dusuk ve hijyene dikkat edildigi halde tekrarlayan bir enfeksiyon durumu var.

Tuesday, November 1, 2011

Uzaklardan


Birkac gun once bir aksamustu Dilara telefon etti " ingilizce konusan bir kadın Halis Bey'i ziyarete geldi, telefonu vereyim de kim oldugunu anlatsın " dedi. Telefondaki ses isminin Barbara oldugunu, 1963 yılında Connecticut'da West Hartfort Lisesinden arkadası oldugunu soyledi. Halis 1963 yilinda ogrenci degisim programı (AFS) ile bir yıl ABD de okumustu. Aradan gecen bunca zaman sonra bir cruise gemisiyle 2 gun icin geldigi Istanbul'da, nereden ogrendiyse Halis'in durumunu , bulup hastaneye gelmesi cok duygulandırdı. Bu nasıl bir sey, nasıl bir vefa, dagıldım kaldım. Ertesi gun gittigimde Barbara'nin Halis'in basucuna okul yıllıgından yaptıgı fotokopiyi ve sevgi sozleri yazdıgı kartı biraktıgını gordum. Kimse alınmasın ; Amerikalılar boyledir. Ama aynisini Halis de yapardı bundan eminim. Demek ki insana verilen deger karsılik buluyor.

Sunday, October 30, 2011

Arkadasımız Stavros

Dun canım gitmek istemedi, pazarları evde olmak iyidir. Sonra Stavros geldi, Halis'in sevgili dostu. Uzun sohbet ettik ve Halis'in arkasından neler yapmamız gerektigi konusunda kararlar aldık. Bircok konuda cesaretsiz kalıyorum, o bana cesaret verdi. Once fotograflarla basliyoruz bu hafta , mimari fotograflari hayata gecirmek istiyoruz. Kolay gelsin.
Ona arkadasinin 3 kravatını verdim ,her yıl icin bir tane. Cunku Halis'i yurekten seven birisi, cok mutlu oldu.Konusurken turkcede gecmis zamani kullanamadıgndan simdiki zamanla anlatıyor: "Halisle Besiktas'daki meyhanede oturuyoruz" gibi ve bu da bir oyun gibi.Sonra cok faydali birsey yapti; bilgisayarını acıp birikmis binlerce mail vs. yi duzene soktu. Akıllılık edip bilgisayari bir harddiske kopyalatmıstım. Butun hersey onun icinde, korumaya almam iyi oldu.
Stavros'a sevdigi kızı vermiyor ailesi, din farkindan yuzunden. Bu tatsiz bir durum ve her ikisini de cok uzuyor. O hallederdi, gidip babayla konusur; ne yapar eder , sonuc alırdi eminim.

Friday, October 28, 2011

Baris Askerden Döndü


Sevgılı yegenımız Barıs Demırel kısa donem askerligini bitirdi.Burdur maceraları bitmek bılmeyecek gıbı gorunuyor.Karisi Jojo ile beraber Halis'e geldiler.Ilk defa gordugum mandalina kokulu kolonya ve mandalina getirdiler.Her ikisi de Halis'e tatli tatli konustular.O da hafif ic gecirerek duydu, dinledi. Baris zayiflamis ve 50 numara ayakkabi giymesi askerde merak konusu olmus. Jojo ile de soyle bir kesişme var gecmıste; benim anne ve baba tarafindan buyukannelerim ve Jojo'nun babasi ayni sehirden. Manastir, şimdi Makedonya topraklarinda ama o zamanlar onemli bir Osmanli kenti. Onlar bugun yeni ismi Bitola olan Manastir'a gidiyorlar, gezip gormek icin. Arkasından yasadıkları memlekete yani NY a dönecekler.

Saturday, October 22, 2011

Gunesli bir cumartesi

Bugun hastaneye gitmedim, planim gunu ikiye bolup hem Halis'e hem de Sabanci Muzesindeki sergiye gitmekti. Birincisini yapamadim.Dun sevindigim birsey oldu. Halis'i uzun zamandir acık havaya cıkartamiyoruz cunku bitmek bilmeyen insaat ve kapı onune cikartmanin uygunsuz olusu yuzunden ayrica enfeksiyon nedeniyle odada kalmistı. Halbuki Dr. Atif her sefer disarı cikmasının faydali olacagini soyluyor. Biz de cok istiyoruz. Catıda hemsirelerin kahve sigara molasi icin kullandıkları bir teras var ve daha once izin istedigimde olusuz cevap almıstım. Dun tekrar sordum ve olur dediler. Tesekkurler Bayan K. cok sevindim.
Ogledensonra Yildiz'la Sabanci'daki sergide bulustuk.Gene guzel surpriz; bittigini zannettigim Ege'nin iki yakasindan neolitik caga ait muthis sergi uzatilmıs. Gozumuz ve kalbimiz doydu. Vee cagdas sanatin onemli ismi Sophie Calle'in Istanbul icin hazirladıgı sergi: Son kez- ilk kez 'i gorduk. Gormeyenlerin son hatırladikları goruntuler ile Istanbul'da yasayıp daha once gormedikleri denizi ilk goruslerine dair bir sergi. Cok etkilyici, insan neden buyuk sanatcı olur iste ortada. Herkes'in gidip gormesini dilerim.
Boyle yerlerde ben uzun uzun aciklamalari okurdum, onunsa daima baska bir sozu olurdu, orada yazili olmayan ama cok akıllı birinin yorumuyla hayata dair bir bag kurulurdu, benimse dusunemedigim.

Thursday, October 6, 2011

Giderken

Bir sure gidiyorum, 12 gun kadar. Bloga yazmak icin biraz zorlandim, ama simdi daha rahat yazabiliyorum.
Dun Halis 'i o kadar iyi gordum ki sanki gozum arkada kalmasin diye caba gosterdi. Uzun zamandir bu kadar rahat, acik ve genellikle iyi gormemistim. Cok tesekkur ederim. Hayat boyu bana destek oldugu yetmezmis gibi.
Beatles dinledik, Onu tanidigim zamanlarda dilinden dusmeyen sarkilardan biri "When i get older, losing my hair many years from now" Lutfen bu guzel sarkiyi dinler misiniz onun icin , biraz da benim icin.
Muserref, Fusun, Hulki , Ziya ve sevgili arkadaslar; yoklugumda onu ziyaret edin ve mutlu olmaya calisin.

Thursday, September 22, 2011

daha iyi

Evet, antibiyotik sayesinde herhalde gozunu actı. Gene bakismaya basladik. Donup dolasip ayni yere geliyoruz, buna da sukur.
Nasıl birsey oldugunu tahmin etmege calısıyorum ; Denize dalarsın ya derinlere, suyun icindesin ama butun algılar durur gibi olur. Acaba oyle mi?
Cok guzel sergiler goruyorum, Istanbul sanattan patlayacak gibi, iyi oldu.
Elden geldigince bircok seyi dagitmaya calisiyorum evde, 40 yılık biriktirmeleri eliyorum. Daha once yapacagımı dusunemedigim seylere cesaret ediyorum. Bu hafiflemege ihtiyac var. Hatta henuz erken ama bu evden de cıkabilirim, neden olmasin.

Tuesday, September 13, 2011

Aslında Üzgünüm

Uzun ara verdik bu defa. Biraz Bodrum tatili, biraz da Halis'in gecmeyen durumu yazma cesaretini kiriyor. Peki neden simdi yaziyorum? Dun gelen yeni fizyoterapist Umran ,doku algi masaji icin ozel bir firca getirecegini soyledei. Bu bile guzel bir sey sonunda.
Enfeksiyon basladi; yeniden serum, antibiyotik derken rutin duzen bozuluyor. Yatan hastalarda bu durum kacinilmazmis.
Bu ara Dilara Buyukada'ya tatile gitti. Birkac gun denize girecek , cok ihtiyaci vardi. Yerine Lena geldi. Dikkatli bakiyor.
Bodrum'da kaldigimiz yer sahaneydi. Bol denize girdim.
Ucakla gidiste yuksekten gordugum manzara su; dag tepe , guzelim cevre verilen magden arama ruhsatlariyla, delik desik edilmis. Bu cok aci, oradan gelecek paraya lanet olsun.

Wednesday, August 24, 2011

Buyukadada bir gun

Bugun adadaki sergime gittim. Guzel bir sergi oldu, icim rahat. Yeterince duyuru oldugunu soyleyemem. Yol iskeleden Adalar Muzesine kadar ancak bilenin gidecegi sekilde. Orada eski arkadasimiz Ersin Salmanla bulustuk. Biraz daha beyaz sac, biraz daha kilo ve birikmis cok anı.Ersin Colombia'da Cartagena sehrine bir diger arkadasla yaptiklari geziyi anlatti; hani Marquez'le ayni barda oturduklari, meshur gezi. Aslinda Halis'den duymustum fakat bu defa da detayli ogrenmis oldum. Halis Ersin'i cok sever ,son yillarda uzaktan da olsa takibederdi olan biteni. Halis'in Latin Amerika'ya tekrar gitmek istedigini biliyorum, o yuzden bu hikayeyi biraz da buruklukla dinledim. Latin olan herseyi cok severdi, sadece bir kez 1980 de Caracas'a , Sandinist'lerle dayanisma konferansina gitmisti. Acaip heyecanliydi bu geziden dolayi,
Dun Dr. Ari Bey geldi, ben de oradaydim. Daha iyi buldugunu ve bayramdan sonra yeniden eeg cekecegini soyledi. Evet ben de oyle gozlemliyorum, algisi daha acik. Belki bu yuzden daha gergin .
Onu evde gormegi cok istiyorum.

Sunday, August 14, 2011

havaalani


Bugun Defne'yi yolcu ettim. Aslinda bu isi senelerdir, senelerdir yapmaktayiz. Simdilerde
uzun yola gitmeden once yasanan o telas ve gerginligi ben sahsen daha hafif yasaiyorum. Aslinda en zoru bir gece oncesi olurdu. ortami yatistiran, espriyle gunu normalize eden Halis'di. Ama o kederini icten yasardi, biliyorum. Yetistin, yetisemedin,sunu unuttun, bunu da hatirla diye yasanan telas dis hatlarda durulur; check-in sirasinda uzun kuyruklarda sabirli olunur, donup bakmalar,yatistirmak icin gulumsemeler zamani doldururdu. Sonra haydi bir kahve icelim derdi ve bu zaman da geminin halatlarini cozdugu sure gibi gecerdi. Pasaport kontrolu suresinde,Defne'nin ' haydi artik beklemeyin' israrina ragmen israrla onun karsi tarafa gecisini beklemeyi tercih ederdi. Birkac seferdir bu isi ben yapiyorum, o oyle isterdi diye.
Bu gelisinde Halis Defne'yi duydu, algiladi diye dusunduk. Bakti, dinledi durdu. Umarim oyledir.

Tuesday, August 9, 2011

Uzak Yoldan

Uzak yoldan gelen; Ayse Dizioglu, Newyork'da oturuyor ailecek.Turk basini Ayse'yi Sarah Jessica Parker'in pastacisi olarak bilse de , kendisi beslenme yoluyla tedavi uzmanidir. Halis Ayse'nin oglu Keremle cok ahbapti. O zaman Kerem 4 yasinda falandi ve beraber acaip iyi zaman gecirirlerdi. Halen Kerem'in gonderdigi ve bastirinca oten oyuncak bir kus,Halis'in basucunda duruyor.
Pazar gunu de Taylan Cemgil gelmis , uzun uzadiya eskilerden bahsetmis. Iletisime acik buldugunu soyledi. Ayse de iyi gordugunu soyledi. Her iki ziyaretcinin ortak noktasi, ayni yaslardaki kizlarinin isminin Defne olmasi. Bir Defne de Halis'de olunca ;eder 3 Defneli ebeveyn. Bu arada bizim buyuk Defne Patmos'da, ruhani tarafini gelistirmekle mesgul. Yakinda donecek.
Bir ev ne kadar cok problem uretiyor. Mimar Halis bu islerden uzak kalinca su 3 yil icinde 2-3 kere lagim tikanmasi, radyator delinmesi, musluk bataryasi delinmesi, dogalgaz sizintisi dolayisiyla boru degistirme ,cati akmasi gibi isleri cozmek bana dustu (digerlerini saymiyorum bile) Aferin bana, keske bu islerin bazilarini daha once de yapsaydim.

Saturday, August 6, 2011

şi-ka-yet-et-me\ don't complain

Bu baslik 2 yil once kaybettigimiz cagdas sanatci Huseyin Alptekin'in bir sergisinin adiydi. Benim de tamamen benimsedigim bir duruş hayatta.
Şikayet etmegi sacma, egoistce ve bos buluyorum. Dertlesmek daha baska birsey; onu galiba sadece kardesimle yapiyorum. Ya da kardesim gibi yakin olanla.
Bazi oyalanmalar gelisti; mesela facebook dan ilgi duyacagini dusundugum muzikleri dinletmek gibi. Serra masallah bir yayin sirketi gibi calisiyor FB da. Videolari, muzikleri yagmur gibi yagdiriyor. Benim icin buyuk kolaylik onlardan secip dinletmek.
bizim 20 li yaslarda dinlediklerimizden yeniden moda olanlar da cabasi.
Dun de bu faaliyetteyken Dr. Ari'nin geldigini duymadim bile. Rutin muayenesinde Halis 'de az bir ilerleme gordugunu, uyariya daha tepki verdigini soyledi ve ekledi "Ama bunun davaminin gelecegi konusunda hic bir guvence yok,"
Hayatta blog yazacagimi dusunemezdim, oluyor iste.

Friday, July 29, 2011

Doktor diyor ki

Bir onceki gun Halis'in canli muzik dinlerken gosterdigi tepkiyi Dr. Ari Bey'e anlattim. Soyledikleri sudur; "beynin iyilesme surecinde boyle bir tepki gorulebilir. 2 bucuk yildir alismadigi bir uyaranla karsilasti bu cok sarsici olabilir, tekrar denemeyin. Iyiyken cok zevk alacagi bir muzik de olsa bu durumda bir krize yol acabilir."
Ben bundan gene de iyimser bir sonuc cikariyorum.' Beynin iyilesme surecinde' dedi mi demedi mi, bu sozlere asilip kaldim. Tabii gercekci olup imkansizi isteyenlerdeniz. (Bu surecin devami konusunda hic bir kural yok , belisizlik cok.)

Wednesday, July 27, 2011

Yogun bir gun


Aslinda tuhaf bir gun demek lazim. Atolyede yeni sergiye ne koymali diye gecen sıkıntılı saatlerden sonra karar verip kafam dinc olarak hastaneye gittim. Dun gorustugum iki muzisyen canli muzik yapmak uzere hastaneye geldiler; Kemanci Erkan ve gitarci Ahmet ,saat bese dogru geldi, neyse ki kapida sorun cikmadi. Daha once hic boyle bir ortamda muzik yapmadiklarini dusunup onlara Halis'in durumu hakkinda bilgi verdim.
Kemanin ilk tinilariyla beraber sanki baska birsey yasamaya basladik. Sesler cok muthisti, neseli, canli , klasik parcalar, atmosferi degistirdi. Halis cok sarsildi; ilk defa boyle bir tepkisini goruyorum.Dilara ile birlikte iki yanina gectik, aralikli olarak 7-8 kere oyle sarsici bir ifade geldi ki, muzigi durdurmalarini soylemegi dusundum, Dilara devam dedi. Ben elini tuttum, o diger kolundan nabiz bakti. 100 civarindaydi, yukselmisti.
Nasil bir sey yasadigimizi anlatamam. Kuvvetle uyarildigi belliydi. Bundan sonra ara sira tekrarlamaya karar verdik. Erkan ve Ahmet' i tanidigim icin cok mutluyum. Harika muzisyenler.

Wednesday, July 20, 2011

Kendimle bir

Kendimle yuzlesmek aci da olsa kacinilmaz oluyor, Eskiye gore daha iyi bir insan oldugumu dusunuyorum; daha sabirli, daha anlayisli ,daha sevecen, daha cozumleyici, vs. Eskiden yapmadigim bircok isi yapar oldum, is basa dusunce. Hatta bircok seyi zorluklara ragmen basariyorum da. Butun bunlarin olmasi icin bu travmayi yasamak mi gerekti?
Halis icin bir web sitesi yapmali, bunun icin cok malzeme var.
Bir hafta kadar Kusadasindaydim, biraz uzaklasmak cok iyi oluyor. Donuste durum ayni hatta biraz daha iyi gibiydi. Hitomi'nin Almanya'ya gecerken bir saatligine ugramasi, Istanbul trafigine ragmen bunu goze almasi cok duygulandirdi. Eski deyimle ne hakikatli bir insan.

Monday, July 11, 2011

Muzikli

Oldukca problemli gunler geride kaldi. Antibiotik tedavisi iyi geldi, daha uyanik ama tepkiler ayni. Farkli olarak daha cok dogrulma hareketi yapiyor.Dr. Ismail Bey 'refleks' dedi.
Dun aksam gittigim Zuhal Olcay konseri muzik ve sahne performansi olarak cok iyiydi. Ben de bir videoyu burada paylasmak istedim fakat henuz basaramadim. Daha sonra belki.

Wednesday, June 29, 2011

Eski Fotograflar/ Old Photos


Bloga yazmak icin iyi seyler bekliyorum, o yuzden geciktirdim. Bazi cilt problemleri gecmek bilmedi. Dr. Ari Bey surekli kullandigi ilaclardan birinin dozunu yari yariya azaltti, bakalim bir duzelme olacak mi. Bu arada cekilen eeg sonucu birkac ay oncesiyle ayni cikti. Zaten bir gelisme olsaydi eeg den once biz gorurduk.
Emel ve Necdet Teymur'la Istanbul yaz sergisini (benim de katildigim) gezmek guzeldi. Emel'le benzer durumlari yasiyoruz. Fakat o hic olmazsa benim bir umut besleyebilecegimi soyledi.
Yillarca negatif halde saklanmis fotograflari digital ortama aktardik. Heyecan verici sonuclar; bunlara bakmak icin butun cesaretimi topluyorum. O kadar celiskili durumlar yasaniyor ki, fazla soze gerek yok.
Bu fotografi paylasmak istedim, Halis Elche'de de bir anitsal cesme projesi yarismasina katilmis, ellnde maket icin hazirladigi yuvarlak camlarla oynuyor.

I have been waiting for some good news to write to the blog. This is why I took a while. Certain skin problems persisted. Dr. Ari Bey decided to halve the dose of one of his regular medications. We will see if it will make a difference. The latest EEG results were similar to a couple of months ago. If there was a real progress, I am sure we would have noticed before the EEG.

It was great to visit the summer exhibition (that I am also a part of). Emel and I are living through a very similar situation. But she said thaat I can at least keep some hope.

We transfered old pictures that have been in film format for many years into digital. The results are exciting. I am getting up all my courage to look at these. No need to explain, I am going through very conflicting feelings.

I wanted to share this photo. Halis had participated in a memorial fountain project contest in Elche. In this photo he's playing with the circular glass pieces from his model.

Sunday, June 19, 2011

Babalar Gunu/ Father's Day


Ben buyurken babam inanilmaz yogun bir tempoda calisti. Izmirdeyken is dunyasi ve politik faliyetler, Istanbul'a tasinica insaat isi ve Irak'a is seyahatleri, sonra da bodrum ve istanbul'daki emlak projeleri derken onunla gecirdigim vakit hep degerliydi. Babam sabah ise gitmeye hazirlanirken onunla vakit gecirmek isterdim. Birlikte olan ilk anilarimiz da bunlar zaten. O zaman Izmir'de yasadigimiz evin ufak banyosunda babam tras olurken onu seyrettigimi hatirliyorum. Bu resimde de babam merak ettigim tras kopugune dokunmama izin veriyor. Hala en sevdigim fotorafimiz bu, ve bence biz hayat boyu hic bu resimdekinden farkli olmadik.


When I was growing up, my father used to work in an incredible tempo. With the business world and the political activities when we lived in Izmir, the construction business and the business trips to Iraq when we moved to Istanbul, later on the development projects in Bodrum and Istanbul, my time with him was valuable. I wanted to spend time before he left for work. My first memories of the two of us together are from this period. I remember watching him shave in the morning in the small bathroom of our apartment in Izmir. In this picture, he lets me touch the shaving foam I was so curious about. This is still my favorite picture of the two of us, and I believe we always remained as we seem in this picture.

bir baska kutlama/ another celebration

Bugun babalar gunu. Tanidigim en harika babalar , babam Fethi Demirel ve Halis oldugundan onlari aniyorum.

Bugun kucuk yegenlerim Asli ve Mehmet'in dogum gunlerini kutladik. Her ikisi de cok tatli, insana onlar kadar nese veren yok.

Sevinc Erbulak'in kizi Kavin de vardi. Memo ile Kavin arasinda olusan cekim kucuk Asli'yi cileden cikartti. Ortulu bir tepki gosterdiyse de durum apacik belliydi. Bence hayat boyu bu durum boyle gider. Sevdiginizi paylasmak istemezsiniz. Halis iyiyken onlari gordugu icin cok mutlu olmustu. Simdi bu dusunce beni de mutlu ediyor.

Today is Father's Day. I am honoring the greatest fathers I have known, Fethi Demirel and Halis.

We celebrated my nice and nephew Asli and Memo's birthday today. They are both so sweet, nothing gives one joy more than them.

Sevinc Erbulak's daughter Kavin was also there. The bond that quickly formed between Memo and Kavin made Asli crazy. Though her reaction was muted, it was obvious. I think this will continue for life. You won't wan to share your love.

Halis was so happy to see them when he was well. It makes me happy to think about this.

Saturday, June 18, 2011

Temel Ozdemir


Temel Halis'i ziyarete geldi. Az degil 10 yil kadar soforuydu. Bu sure icinde bazen benim de katildigim bircok seyahatlerimiz oldu. Onlari yasarken Halis'in kizmalari, daha sonra gulerek anmamiza sebep olurdu. Gercek bir karadedenizli olan Temel bizimle evlat gibi yakinlasmisti. Iste bu yuzden simdiki durumla karsilasmasina uzun zaman cesaret edemedim. Fakat gelmesi cok iyi oldu.
Halis'in yanaklarini opup "tombis babacigim, hersey eskisi gibi olacak" deyisini gormeliydiniz.

Arkadasi Oktay Ozaydin'la eylulde Konya Kultur Merkezi acilisini Halis'in fotograf sergisiyle yapmaya karar verdik. Simdi fotograflarini digital ortama tasitiyorum. Arkasi gelir.

Bugun oglen Galatasaray'dan baslayan 'gozaltindaki gazetecilere ozgurluk' yuruyusune katildim. Biraz icim rahat etti boylece.


Temel came to see Halis. Not insignificant, he was Halis' driver for 10 years. Within these years, we took many trips together. Halis' occasional anger at Temel during those trips used to lead to later laughing about those incidents. Temel who is a real Karadeniz-folk was close to us like a son. This is why I was not willing to let him face the current situation for a while. But it was so good for him to come and visit. You should have seen the way he kissed Halis' cheeks and said "fatty daddy, everything will be just like before."

Halis' friend Oktay Ozaydin and I decided to have an exhibition of Halis' photographs at the opening of the Konya Cultural Center in September. Now I'm having the images be transferred into digital. The rest will come.

Today at lunch time in Galatasaray, I participated in the protest to free the journalists under arrest. This made me feel slightly better.

Saturday, June 11, 2011

1290 no.lu sandik/ Poll #1290

Belki de oy veremedigi ikinci secim. Sabah erken bizim oradaki ilkokula gidip oy verdim, ortalik sakin ve ciddiydi. Bir ilkogretim okulunu da ancak secimden secime gorebildigim icin ilgiyle bakiyorum. Herbirimiz bu bicimlendirme asamasindan gectigimiz icin cocuklugumuzda, hangi yasta olsak da karsi konulmaz bir baglilik ve ilgiyi hakkediyor "okul" hep. Kim yazar bu duvarlardaki yazilari, ogretmenler mi, ozel bir ogrenci gurubu mu? Tepeden inme mi, tabanin egilimlerini gozeterek mi; bilmiyorum. Ama bu sabah Etiler'deki okulun duvarlarinda Can Yucel ve Shakespeare 'den siirler vardi. Bunlarin eksik oldugu bir okul olmasin diye oy attik.

N.Y donusu Halis'i iyi ama ilgisiz gibi buldum.

Perhaps it's the second election in which he did not vote. I went to the nearby elementary school in the morning to cast my vote. The atmosphere was calm and serious. Since I only get to see inside an elementary school during an election, I look around with interest. Since we all went through this formative process as children, no matter at what age, "school" always creates a certain attachment and interest. Who writes these things on the walls - teachers or a special group of students? Top-down or following the leanings of the bottom. I have no idea. But this morning, there were poems by Shakespeare and Can Yucel on the walls of the elementary school in Etiler. We voted this morning so there are no schools without these.

Upon my return from NY, I found Halis well, but with a lack of interest.

Thursday, June 2, 2011

New York


Bu sehri cok seviyoruz. Sakin bir arka bahcede , eski resimlerdeki gibi yuksek agaclerin altinda oturup cekinmesizce dolasan sincaplari seyretmek ne guzel. Ustelik Brooklyn'de, sehrin tam icindeyken. Galiba Istanbul'da yitirdigimiz cok sey burada korunmus.

Dun bir cagdas Japon sanati sergisine gittim, gordugume degdi , cok duzeyli bir sergiydi. Tabii TR. daki sanat lsleriyle karsilastirinca huzunleniyor insan. Yolda , BM binasinin oralarda bir meydanda Borders/ Sinirlar diye bir heykel enstelasyonu butun alan boyunca yerlestirilmis demir ve aluminyumdan dokme insan figurlerinden ibaretti ki parkin ziyaretcileriyle beraber guzel goruntuler olusturuyordu. Bunun Halis'le ne ilgisi var derseniz; adim gibi biliyorum gorunce cok heyecanlanir, bircok fotograf ceker ve mutlulugu yasardi.

We love this city. It is so nice to sit under tall trees like those in old paintings in this calm backyard and watch the squirrels run around comfortably. This is happening in the middle of the city, in Brooklyn. I have a feeling that many things we lost in Istanbul, have been protected here.

Yesterday I went to an exhibition of contemporary Japanese art. It was worth seeing, of high-caliber. One feels a bit sad when you compare it to art works in Turkey. On the road to there, in a park near the UN building, there was a sculpture installation called Borders featuring iron ve aluminum cast human figures placed in a vast area. It created quite a scenery with the visitors of the park. You may ask what this has anything to do with Halis: I know very well that if he saw he would have been very excited, taken a bunch of pictures and felt happy.

Saturday, May 28, 2011

ilgi gosteriyor

Sevgili arkadasimiz Hitomi gelip gecerken Istanbul' ugradiginda Halis'i ziyareti ihmal etmiyor. Bu defa da oyle oldu, gelisiyle Halis'i de etkiledi. Kendisine hediye getirdigi Traditional Japanese Architecture kitabini kucagina koyup sayfalara elini dokundurarak sakin ses tonuyla anlatiyordu ki Halis cok ilgilendi, Kendi ifadesi : When i said 'how are you' he answered me by blinking. That kind of expression he never had before.
Uzaklardayim, Newyork' a Defne'yi gormege geldim. Hava guzel, ve herseyde cok ozledigim bir sehir duzenliligi var. Burada cok guzel zamanlarimiz oldu ve olmakta.

Tuesday, May 24, 2011

Ruyalar

Halis cok kisinin ruyasina giriyor. Bu sabah da Nahit Ozturkcan arayip Halis'i gordugu ruyasini anlatti. Genellikle insanlar onu iyilesmis olarak goruyor, Nahit'inki gibi. Bazen Asli'dan bir mesaj aliyorum:"Babami ruyamda gordum eski haliyle, onu cok ozledim' diye bir mesaj. Muserref, Ayhan Baygul, Defne, ve su an sayamiyadiklarim da ruyada Halis'i iyilesmis gorenlerden. Ben de bazen o kadar gercek haliyle iyilestigini goruyorum ki, ruyamda herhalde bu bir ruya diye dusunuyorum.

Wednesday, May 18, 2011

tiyatro


Dun cok iyi bir oyun gordum; "Beklerken" Garaj Istanbul'da oynuyor. Multecilik ve evrensel bir goc hikayesi uzerine, Tiyatro oyunevi'nin bir yapimi. Oyunculugun yanisira gorselligi de o kadar iyi ki ,gorsel sanat olarak da dusunulebilir. Yakinimizda cok boyle insan var, en yakin Halis'e bakan hemsire. Ekmegini baska bir ulkede zorlukla kazanmak icin hayatlarindan bircok seyi feda ediyorlar. Ondan cok sey ogreniyorum. Dun Kirimlilarin Stalin tarafindan memleketlerinden surulusunun yildonumuymus, aslinda buyuk trajedi, ceken bilir.
Kokular,bu baharla birlikte Halis'e degisik kokular koklatiyoruz. Bazen en yakinlarina bile yuz vermeyen Halis en cok seslere ve kokulara duyarli. Dogrusu ben herseyin bu kadar ozel kokusu olduguna pek dikkat etmezdim. Bu baharin en populer kokulari, bizim mahallede her tarafi sarmis vaziyette mor salkim,portakal kabugu,taze adacayi, ve feslegen. Bunlar onu cok etkiliyor.

Thursday, May 12, 2011

Sonunda Yazabilmek

Bugun uzun bir aradan sonra yazabiliyorum. Yazmak konusunda cesaretim , istegim yoktu. Oglen Gulsunle yemek yedik ve konusmalarimiz bana guc verdi. Acik Atolye diye bir atolye sergisi yaptim, iyi gecti. Bu atolyeyi tutarken Halis'e danismistim, 2009 un ilk gunleriydi. Hemen tutmami soyledi, hizli karar vermekte ustune yoktur. Bana hep destek oldu.
Baska bir sergiye resim vermek uzereyim ve Kani cerceveleri hizlica yapip bugun teslim edince icim rahatladi.
Aksam 'Motorcyle Diaries' filmini tekrar gordum, cok duygulu , etkili bir film.Che'nin tip ogrencisiyken bir arkadasiyla yaptigi Guney Amerika kitasini bastanbasa motorsikletle gecmelerinin oykusu. Filmi 4-5 yil kadar once gormustuk fakat yeniden gorunce bircok ayrintiyi farkettim, galiba ilk goruste pek heyecanliydim .
Defne'yle konustuk. Haiti'den donmus ,New Orleans'a geciyordu. Havaalanindan aradi. Cok calisiyor ,ama yakinda onu gorecegim icin sevincliyim.
Selamlar.

Thursday, April 28, 2011

EEG sonucuna gore

Bugun 1 yila yakin bir aradan sonra yeni bir beyin EEG si cekildi. Bir saat sonra Dr. Ari Boyaciyan'a mesaj atip sonuca bakip bakmadigini sordum. Gelen mesaji sizinle paylasiyorum;' Baktim ve hafif bir duzelme varligini burada da gordum. Sevincliyim, selamlar. Dr. Ari'
Ben de sevincliyim.

Monday, April 25, 2011

bloglar acildi, nihayet

Uzun ara verdik haliyle. Bugun Halis'e gittim, beni kesinlikle taniyor, dogrulmak istedi, oturttuk. Daha iyi gordugumu soylemeliyim. Bakalim yeni eeg cekilince degisiklik gorulecek mi?
Facebook a uzak durmaktayim fakat inkar edilemiyecek yararlari var. Adeta kollektif bir beyin, tabii iletisimde olduklarinizin beyinleriyle belirleniyor. Benim kucuk, sınırlı grubum Halısie de faydalı oluyor. Birileri guzel muzikler yukleyince dinlemek, dinletmek guzel . Bugun de bu sekilde Tulin Korman'in nefis sesiyle eski alaturka sarkilar ve cingene muzikleri dinletebildik.
2 yili asan bu surede ortak konularimiz eskiyor, benim icin anilarla ilgili konusma yapmak daha cok gayret istiyor. Yorgunluk ve kaniksamaya karsi mucadele etmek gerekiyor. Hayat yasanmayinca donup kaliyor, daha cok gayret lazim.
Hastanenin deneyimli hemsireleri birer birer gidiyor. Daha cok devlet gorevini tercih ediyorlar. Ayrica calisma saatleri uzun , kosullar yorucu cunku eleman az. Taniyip sevdiklerimizin gitmesi uzucu. Ayrica hasta bakiminda sureklilik daha istenen birsey. Iste bugunku izlenimlerim boyle.

Sunday, April 3, 2011

Degisim/ A Change

Son 3 yildir devamli degismekte olan hayatim tekrar bir donusun esiginde: Yeni bir eve, yeni bir mahalleye tasiniyorum Cuma gunu. Heyecanliyim, cunku bu sefer daha kalici bir his. Ama ayni zamanda cok is var, kutu yapmaktan boyaci cagirmaya kadar.

Bu emlak ve mimari ile ilgili sorular dolu zamanda babamla paylasabilmeyi cok isterdim. Babam binalarin sadece cehresini, gorunusunu, degil adeta ruhunu bilirdi. Tek bakistansonra verdigi otoriter fikri hep tam yerindeydi. Zaten bunun yuzunden tarihi binalardan, modern rezidansa her cesit binaya eli degmis, binlerce saat danismanlik yapmis, belediye koridorlarindan, anitlara, arkadaslarinin salonlarina kariyeri boyunca cozumler uretmisti. Cihangir daha Cihangir cumhuriyeti olmadan, kimse oralardaki binalarin terkedilmis guzelligini farketmizken babam oralarda calismis, kendi parasi yetmese de arkadaslarina onu heyecanlandiran yerleri almaya ikna etmeye calismisti. Simdi binlerce kat degerlenen bu binalar basta onlari ilk farkedenlerden biri olup anlata anlata bitiremeyen babama ufakta olsa bir tesekkur borclari var.

Zorluklarina ragmen en haz aldigi arkadaslarinin evleri ustunde calismakti bence. Bizim aile icin de hep projeleri vardi. Mesela bukuyderedeki yikilan konagi yeniden insa etmek. Bir de Asos yakinlarinda sam fistigi agaclariyla dolu, midilliye tepeden bakan muhtesem ufak bir arsada tek katli tas ev insa etme hayalimiz vardi birlikte. Bana kusursuz cizgisiyle elde cizdigi plan hala duruyor. Umarim birgun geceklestirecegim orayi.

Yeni evimi gormek kadar, eminim bana en kafa karistirici gelen detaylar babama zevk verirdi, mesela yan binadan iceri gelen sizinti, ic odanin duvarlari icin boya secilmesi, hatta kutulari en verimli sekilde paketlemek... En son NY'da malbura gidip 3 saat kaldigi icin ona bayagi takilmistim. O zaman yasadigim ev asansorsuz bir binada 5inci kattaydi. Ne kadar zorluk cekmisti babam. Simdi tasindigimiz ev 1inci katta. Keske gorebilseydi.


My life that has been in constant flux in the last 3 years is about to take another turn: I am moving into a new apartment and a new neighborhood on Friday. I am excited, as this time it all feels more permanent. But there are also a ton of things to do before Friday from packing to getting painters.

I really wish I could share all this with my dad during this period full of architectural and real estate questions. Dad knew about not only the appearance and the aesthetic of the buildings, he knew their souls. His authoritative opinion after one quick look was always spot-on. This is why throughout his career, he touched many types of buildings, from modern residences to old buildings, provided thousands of hours of consultancy, and was resourceful in many areas, from the hallways of the municipality, to the historic buildings council. Before Cihangir became the "Republic of Cihangir," before anyone started paying attention to the abandoned beauty of the old buildings there, my dad took notice, and even if he didn't have the money at the time, tried to convince his friends to buy the buildings that excited him. Those buildings are worth tons more now, and their owners owe a little gratitude to my dad who was one of the first to notice and sing their praises.

Despite the difficulties, I think my dad enjoyed working on his friends' places the most. He also always had real estate projects for our family. For example, rebuilding the old villa in Buyukdere after it collapsed. He and I also fantasized about building a stone house on a beautiful plot full of pistachio trees, overlooking Lesbos and the Northern Aegean. I still have his hand-drawn plan with his immaculate lines. One day I hope to build the building he designed.

I am sure that, as much as seeing my new apartment, my dad would have enjoyed dealing with all the details that are utterly confusing to me, such as the leak that made its way to the basement from the building next door, or choosing the right kind of paint for the interior room, or packing boxes in the most efficient way... Last time he was in NY, I teased him for spending 3 hours at the hardware store. At the time, I lived on the 5th floor of a walk-up building. It was so hard for him. Now, moving into the 1st floor, I wish he could visit.

Nisan yagmurları/ April Rains

Bu sabah uzun aradan sonra yazıyorum. Bunu da hastaneden bloglara gırıs mumkun oldugu icin yapabiliyorum. Ne memleket, evden bloglara girilemiyor, ama hastaneden mumkun. Bu ilkellikler canıma yetti.
Halis'i herzamanki gibi iyi buldum, halbuki surpriz bekliyordum! Saka bir yana bazen ,hastanede olmak iyi geliyor. Bu aralar cok calisiyorum. Patti Smith'in Coluk Cocuk adli kitabi bitti , okurken cok etkilendim. Hem kusak olarak, hem sanat - hayat sarmalini anlatisindaki gerceklik muthisti dogrusu. Ve ne kadar cok okuyup cok calisiyorlar, butun o cilgin yasama temposunda.
Karabey'den mesaj var, Defne ve Cemile Newyork'da bulusmuslar. Dora yasayip bu gunleri gorebilseydi, Halis farkedebilseydi. Cocukluk arkadaslarinin dunyanin obur ucunda bulusmalari Dora'nın deyimile 'muthis' olmustur.
Gelelim gundeme: Hapisteki gazetecilerin biran once
serbest kalmalarini istiyorum. Rahat uyuyamiyorum , bu kadari yetti artik.


THIS morning I am writing again after a very long time because it is possible to log into the blogs from the hospital. What a country! It's forbidden to enter the blogs from homes, but allowed from hospitals... I have had it with these primitive bans.

I found Halis in a good state, as always. But I was expecting a big surprise! Joke aside, it feels good to be in the hospital sometimes.

I am working a lot these days. I just finished Patti Smith's Just Kids which affected me much both about that generation and the art. It was amazing how real she was in the way she talked about the turns in life. And how much they read and work despite the hectic rhythm of their lives.

Karabey sent a note. Cemile and Defne met in NY. If only Dora had lived to see these days, Halis had the consciousness to feel them... Dora would have called "incredible" the way these childhood friends met on the other side of the world.

As for the state of the world: I want the jailed journalists to be freed as soon as possible. I cannot sleep comfortably because of this.

Thursday, March 24, 2011

teselli etmek/ to console

Bana zor gelen seylerden biri baskalarini Halis'in durumuyla ilgili olarak teselli etmek durumunda olusum. Yasadigimiz bu berbat durum, Halis'i sevenleri cok uzuyor, insanlar, dostlarimiz, o kadar uzuluyor ki bazen onlari teselli etmek durumunda buluyorum kendimi. "daha iyi"diyorum, hafif yalancilik yaptigim da oluyor. 2 yildir cerceveci Kani Aksoy'a gitmekten kaciniyordum. Onun icten uzuntusunu gormek zordu, ta ki gecenlerde, nereden duymussa, kendisi aradi. Tabii korktugum gibi de oldu, sevgi baska birsey iste. Ayni sekilde Sener Aral, Dumrul Cemgil, Tasbasli akrabalari,

What is sometimes difficult is having to console others about Halis' situation. This terrible situation that we are in makes people who love Halis very sad. Our friends are so sad to hear about it that I am often in a position to give them solace. I tell them "he's better", sometimes lie a bit. I have been avoiding going to framer Kani Aksoy for 2 years because it was so difficult to bear his sincere sorrow last time. Until the other day, not sure where he heard from, Kani called and it turned out as I expected. A friend's love is something else. Similarly with Sener Aral, Dumrul Cemgil, the relatives from the Tasbas village...

Tuesday, March 22, 2011

ara verdim/ after a long break

cok ara verdim, galiba blog yasagini bahane ederek.
Bu aralar cok calisiyorum ve atolye sergisine hazirlanirken bircok eski resmi de gozden geciriyorum, sonuctan mutluyum.
Halis, ugrasirsan tepki veriyor, bu iletisimden de memnun olmak lazim. Gecenlerde Dr. Ari Boyaciyan cook kucuk bir ilerleme gordugunu, yakinda tekrar eeg cekecegini soyledi. Ne diyeyim, az veren candan , hic yoktan iyidir. Simdi gundemde Halis'in 30-35 yil once cektigi ve ozenle sakladigi negatif fotograflari bastirma ve digital ortama tasima projesi var. Aslinda o kadar cok is var ki, bana bakan, bir kismi can sıkıcı, bir kismi benim daha once bilmedigim, ilgilenmedigim ama simdi ugrasmak zorunda oldugum isler.
Dun Yapi Endustri Merkezinin kitabevindeydim, cok guzel kitaplar var. Benim buldugum kucuk mucevher, zaten hayrani oldugum arkeolog Muhibbe Darga'nin "Kazi Baskaninin Karavanasi' adli yemek kitabi. Bazilarini uygulayip misafirlere ikram edecegim. Muhibbe Darga'nin Arkeolojinin Delikanlisi adli anilarini da heyecanla okumustum. Ben bir kitabi cok seversem , 3 tane aliyorum. Birini kendim okur, okurken cok bahsettigimden Halis de hemen siraya girerdi. Diger birini Asli'ya, nasil olsa vakti olmaz ama , verirdim. Otekisi Defne'ye postalanirdi. Hala da bazen yapiyorum.

I took a long break from writing on the blog, perhaps using the blogger ban in Turkey as an excuse. I am working a lot these days. As I'm preparing for a studio exhibition, I am reviewing a lot of old works. I am happy with the result.

Halis responds if you try and we should be pleased with this. The other day, Dr Ari Boyaciyan told that there was a tiny bit of improvement and that he is thinking about ordering another EEG. Better than nothing.

At the moment, the new project is developing and digitizing negatives of images Halis took 30-35 years ago and had carefully stored. Actually there are so many things I have to deal with , some of it tedious, some of it stuff I didn't previously know or care about but now have to take care.

Yesterday I was at the Building Industry Center bookstore. They have many good books. A great find was a cookbook called "The Excavation Director's Pot" by archeologist Muhibbe Darga whom I am a huge fan. I am going to try some of the dishes and serve guests. I had read Muhibbe Darga's other book, Archeology's Badboy with much excitement. If I really lie a book, I buy 3 copies. I would read one and because I talked about it so much while reading, Halis would often get in line to read after me. I would give the other copy to Asli though she often did not have time to read. And the third would be mailed to Defne. I still sometimes do it.

Sunday, March 13, 2011

Hitomi'den haber

Sevgili arkadasimiz Hitomi, den iyi olduguna dair haber aldik. Japonya'daki deprem felaketinde kendisine ve yakinlarina birsey olmadigi haberiyle rahatladik.
Dun sabah erkence hastaneye gittim ve Dilara,yi biraz dolasip hava almasi icin gonderdim. 24 saat ayni hastane odasinda kalmasi kolay degil,. Halis rahat rahat uyumaktaydi ki onu biraz rahatsiz edip gazete filan okuyup son haberleri aktardim. Arkadasi Emine Usakligil'in gazete roportajini okurken bayagi dinler gibiydi. 2 saatin sonunda tam ben ayrilacakken farkindaligi artmis ve uyanikti.
gunun geri kalaninda kardesim Mehmet'le Anadolu kavaginda bahar gunesinin keyfini cikardik, yedik ictik.
Bazen zihnim Halis konusunda yeni dalga roman gibi calisiyor. Uyarici olabilecek seyleri not ediyorum. Mesela, Rahmi Saltuk'un cok bilinen bir turkusu ya da isirgan otu;sinirleri uyarici oldugu icin.

Wednesday, March 9, 2011

Neruda

80 li yillarin ortalarindaydi, Erdal Alova ile Neruda siirleri ceviriyorlardi. Halis'in ingilizce ve ispanyolcasi ile Erdal'in sairligi birlikte guzel bir ceviri ortami sagliyordu. Kitap olarak o sekliyle basilamadi ama icinde birkac siirin yer aldigi bir baska Neruda kitabi olarak , 1991 de basilmis.Gecen gun elime gecti, oradan bir siir sectim. Bunu Erdal cevirmis, Halis'le cevirdiklerinden daha sonra bloga yazarim. Bu arada blog yasagi Turkiye'de suruyor. O yuzden bunu yurtdisindakiler okuyabilecek.


BILINMEYEN

Olcmek istiyorum ne kadar bilmedigimi
iste bu yuzden gidip
rasgele calıyorum kapıları, acıyorlar, girip bakiyorum
duvarlarda dunun portreleri,
kadinin ve erkegin yemek odasi,
sandalyeler, yataklar, tuzluklar,
o zaman anliyorum
tanimiyorlar beni burada.
Cikip yuruyorumbilmedigim sokaklarda,
bilmeden kac insani yuttugunu o sokagin,
kac yoksul, aldatilmis kadini,
turlu irktan iscileri
yazik emekleri.

PABLO NERUDA

Sunday, March 6, 2011

alismali miyim

Hava cok soguk, kisin soguk olmasina alismali miyiz?
Halis bana yuz vermiyor, sozlerime, sarkilara hatta Bach, Beatles ve turkulere de aldirmiyor. Oyle gorunuyor. Bazen gozlerini acip bakiyor ama ayni yerde degiliz sanki. Peki nerdeyiz? Alismali miyim?
Agrili ve sis kulagim duzeliyor ama cinlamalar devam ediyor, alismaliyim.
Topraga hangi tohumu atsam, tutuyor. Zeytin, turunc, elma. Bu kadar cok agaci ne yapacagim, yasasin yeryuzu. Coktan alistim.
Resim isleri iyi gidiyor, ben de sasiriyorum ama alistim artik. Himmm, mutluyum.
Gazeteciler ve masumlar suclanmamali alismiyorum.
Blog isi duzelmeli , alismayin arkadaslar. Sizi seviyorum.

Wednesday, March 2, 2011

blogumuza kavustuk/ we got our blog back

Dun aniden bloglara erisim mahkeme karariyla engellenmistir yazisiyla karsilasinca sasirdim, gerci daha once de youtube icin ayni sey sozkonusu olmustu. CemTumdag isin aslini anlatti; turkcell'in de sahibi olan sahis bedava futbol maci izlenmesini engellemek icin mahkemeden karar almis. Ve baska sekilde blog erisimini ogrendik, simdi boyle.

I was suprised yesterday when all of a sudden I encountered a notice that blog access was banned with court order. Same thing happened with Youtube before. Cem Tumdag explained me what was behind this. Apparently the person who owns Turkcell got a court order to ban free viewing of football matches. We now know an alternative way to get to the blogs. This is how it will be for now.

Sunday, February 27, 2011

Yagmurlu Pazar Gunu/ A Rainy Sunday

Ari Cokana'nın Fener kitabını okudugumdan beri, Kariye Muzesindeki "Meryem'in ilk adımları" konulu mozaik panoyu gormek istiyordum. Defalarca gittigim Kariye'de bu panoyu hatirlamayisima icerlemistim. Neyse bu sabah soguk demeden kendimi Kariye'de buldum, Meryem'in ilk adimlarini da. Tabii cok etkileyici, fotograf cekmek icin aci musait degildi, bir katalogda varsa da almadim nasila tekrar giderim diyerek.
Sonra Hastaneye dondum; Halis 'le epey konustum, Istiklal Marsi, 1 Mayis marsi ,-Latindamarina hitap etmek icin;- Cuando Sali de Cuba ve Commandante Guevara yi internetten dinlettim. Sonunda o kadar iletisime acik bakislarla bakti ki, degerdi.
Velhasil dolu bir pazar gunuydu. Ayrica sabahki calisma da iyi gitti, artik evde calisiyorum da.

Ever since I read Ari Cokana's Fener, I have been dying to see the mosaic panel called "Mary's First Steps" in the Chora Museum. I was surprised that I did not remember this particular panel in Chora where I have been to numerous times. Finally this morning, despite the cold, I found myself at Chora, by Mary's First Steps. It was captivating. The angle wasn't right to take a photo and I didn't buy the catalog thinking that I would be back.

Then I returned to the hospital. I spoke to Halis for a long time and played the national anthem, the May day song, and to appeal to his latin blood, Cuando Sali de Cuba and Commandate Che Guevera, from the internet. Afterwords he looked with such meaning that it was all worth it.

It was a busy Sunday and my work in the morning went really well. I now do some of my work at home.

Thursday, February 24, 2011

Bugun../ Today

Bugun Asli'nin dogumgunu. Ne tatli, ismini Halis koymustu. O dogdugunda Izmirdeydik, Halis de Sarikamis'da askerlik yapiyordu. Dogumunda orada olabilmek icin bir plan yapmis, beklettigi fitik ameliyatini olmustu. Fakat Asli bu iste, bir turlu gelmek bilmedi, Halis de kitasina donmek zorunda kaldi. Derken telgrafla bir kizi oldugunu bildirdik, telefon ne gezer, en seri iletisim telgrafla oluyordu. Cok sevindi, cok iyi bir baba oldu. Ben de bugun Asli'nin dogumgunu diyerek kulagina fisildadim.
Dun arkadasi Ziya Dogan ve Hulki geldi, Ziya'nin gur sesini duydu ( biz oyle dusunuyoruz) Birlikte cok cilginliklari olan arkadasi Ziya'yi duymamasi mumkun mu? Son gunlerde Halis'i cok iyi goruyorum. Daha cok tepki veriyor, bana inanin,


Today is Asli's birthday. How sweet... Halis had named her. We were in Izmir at the time and Halis was doing his military service in Sarikamis. He had planned his spinal disc operation so that he would be able to make it back for Asli's birth. But this is Asli; she was late and Halis had to go back to this battalion. We sent a telegram to let him know that he had a daughter. No telephones back then, we had to do all urgent communications via telegraphs. Halis was very happy and became a very good father. Today, I whispered to his ear that it's Asli's birthday.

Yesterday, his friend Hulki and Ziya visited. He heard Ziya's deep voice or we think so at least. Ziya and Halis had many wild days together, is it even possible for him to not have heard Ziya? I have been noticing Halis in a good state in the last few days. He has been more responsive. Believe me.

Sunday, February 20, 2011

bir pazar gunu/ A sunday


Bugun Hitomi 6 ay sonra bir haftaligina Japonya'dan geldi ve ilk isi Halis'i ziyaret etmek oldu. Zaten cok sevdigimiz bir arkadasimiz olan Hitomi, yumusak sesiyle konustu; kocasi ve oglu Yura'dan haberler verdi. Halis onu dikkatle dinledi, Hitomi'ye gore algisi acik ve cevap verememenin sıkıntısını yasıyor. Bana da beni
cesaretllendiren konusmalar yapti. Neredeyse umidim tukenmek uzereydi zira.
Calisma odasini duzenlemege karar verdim, zor bir karardi benim icin ama oldu. Bazi seyler atilacak, bazilari arsiv veya baska yapilacaklar icin duzenlenecek. Demek 2 yil gecmesi gerekiyormus, her ikimiz de acaip toplayici oldugumuzdan asagisi icinden cikilmaz haldeydi, nihayet basladim.


TODAY Hitomi arrived from Japan for 1 week, after 6 months, and visited Halis as the first thing. Hitomi whom we love very much spoke to Halis in her soft tone and told him news about her husband and son, Yura. Halis listened to her intently. According to Hitomi, he is conscious and struggles with not being able to respond. She also spoke to me in an encouraging way. My hope had been about to disappear. I decided to rearrange his office. This was a difficult decision, but I made it. I am going to throw out some things and others I will archieve or organize for other projects. I guess two years had to have passed. Since we both were collectors, the office was in an impossible state and finally I started this.

Tuesday, February 15, 2011

Gune Baslarken

Sabahlari erken uyaniyorum, hatta gece henuz bitmemisken. Bu sabah da oyle oldu, pencereyi acinca temiz havayla birlikte bir kus sesi basladi. Ne guzel ötüyordu anlatamam. Bahar geliyor.Sonra Halis'in calisma odasina inip bilgisayar basina oturdum, uzun ara verdigim bloga yazmak uzere.
Halis gece calismayi severdi, uzun saatler boyunca calisirdi. Nadiren, yetistirecegi önemli birsey oldugunda, sabah kalktigimda onu calişırken bulurdum. Sigara icmis olurdu, ben homurdanirdim. Ki şimdi ayni seyi yapiyorum,ayni zamanda eski butun homurdanmalarim, huysuzluklarim ve diger bugun bana yanliş gelen hareketlerim icin sucluluk duyuyorum.
Dun guzel bir Rastlaşmayla Gulsun'u gordum, beraber kahve ictik sonra kitapcıya ugradik. Tasarimini Ayse Karamustafa'nin yaptigi 'Benim Adim İstanbul'(Buket Uzuner)kitabini bana hediye aldi. AYSE kitap tasariminda cok ustalasti, bu kitap da cok guzel olmuş, eline saglik. Ben de Patti Smith'in yeni cikan Çoluk Çocuk '(Just Kids)kitabini çok severek okuyorum , tavsiye ederim.

Monday, February 7, 2011

iyi ki dogdun Halis



Dunku pazar gunu Halis'in dogumgunu icin toplandik. Dilara odayi balonlarla suslemisti. Muserref geldi, sonra Hulki de gelince neseli bir hava oldu. Halis biraz yorgundu bastan, sonra gozlerini acti ve sanki bize katildi. Hulki kulagina turku soyledi, kizlari havaya hoplatti.Hele Aysecan enerjisiyle bizi canlandirdi. Getirdigi sampanya, Dilaranin Ukrayna sarabi Halis icin bekletiliyor..Derken hemsire Cigdem Hanim ugradi, Halis'i kutladi, sagolsun.Fotograflarda Hulki ve Dilara oynuyor, Hulki turku soyluyor ve guzel giyimiyle Lena goruluyor. Halis seneye daha iyi olacak.

Saturday, February 5, 2011

6 subat

Yarin, 6 subat Halis'in dogumgunu. Saat 2 de oradayiz. Gelmek isteyen buyursun, gelsin.
Su'dan haber almak harika. Yanaklarindan operim.
California gunesi aynen geldi bugun, hava mis gibi, sagol Hande.
Tomorrow, 6th of February is Halis's birthday. We will be at the hospital 2pm. Anyone who wants to come will be welcomed.
It is great to get news from Su,lots of love.
Also California sunny weather came directly today, thank you Hande.

Friday, February 4, 2011

Halis'in Durumu hakkinda gozlemler

Durumunu ' farkindaligini iyi bulup iletisim kurduklarini soyleyen son ziyaretciler: Fusun Demirel, Bilge Ozturkcan, Dr. Atif Akcevin, Muserref Iskender
Durumunda bir degisiklik gormeyenler: Dr. Ari Boyaciyan, Dilara bakici, Asli Aydintasbas
Arada kalanlar: Figen, ..
Sabri tukenenler: taksi duragindaki soforler; bazan bana soyle soruyorlar:"Abla amca daha iyilesmedi mi ya?"

Monday, January 31, 2011

Ahmet Hamdi Tanpinar'dan

Ne icindeyim zamanın
Ne de busbutun dısında
Yekpare genıs bır anın
Parcalanmaz akısında

Bır garıp ruya rengıyle
Uyusmus gıbı her sekıl
Ruzgarda ucan tuy bıle
Benım kadar hafıf degıl.

Basım sükutu ögüten
Ucsuz bucaksız degırmen
Icım muradına ermıs
Abasız postsuz bır dervıs.

Kökü bende bir sarmasık
Olmus dunya sezmekteyım
Mavı masmavı bır ısık
Ortasında yuzmekteyım.

AhmetHamdi Tanpinar'i cok seven Halis icin .Bes Sehir kitabini da cok sever ve ara sira dönüp okurdu.

Thursday, January 27, 2011

4 gun sonra

Birkac gundur devam eden diz problemim nedeniyle Halis i gormege gidememistim. Bu sabah gittigimde oturuyordu. Oldukca uyanık haldeydi. Enfeksiyona karsı antibiotik baslatmıslar, ama iyi gordum. Halis ve annem birbirlerini cok severlerdi.Bazı ortak konuları vardı; alaturka muzik askı bunlardan biriydi. Bunu hatırlamama evde annemin yıllar once yazdıgı bir sarkı listesini bulmam sebep oldu. Annem Turk muzigindeki baharla baslayan, icinde bahar gecen sarkıların bir listesini yapmıs. Halis gorunce cok mutlu olmustu, hatırlıyorum. Bugun o listeyi okumaya basladım. O da hissettigini dusundugum her zaman gosterdigi tepkiyle cevap verdi;aralıklarla derin nefes alıp ic cekerek.
Derken Newyork da gecenin 3u falan olsa gerek ,Defne aradı. Onu da dinledi, duydu.Biraz gunluk gazete haberlerinden ozetler yaparken tekrar uykuya daldı.Bence verimli bir gundu.
Bu aksam Omer Uluc u anma toplantısı var, Vivet haber verdi, gitmege calisacagim. Halis in komaya girmesi uzerine cok uzulmus ,ben de telefonda neredeyse onu teselli etmege calismistim. Derken Omer Uluc u da kaybettik.

Thursday, January 20, 2011

Ne guzel/ How Beautiful




Bu fotografi Yildiz Cibiroglu gonderdi. Galiba 5-10 yil onceye ait, ama olayi hatirliyorum. Kitaplikta Yildiz'in cektigi bir Nevhiz fotografi durmakta ve Halis Nevhiz'in onunde tapinir gibi yapip bizi gulduruyor. Tabii kafalar dumanli ve herkesin keyfi yerinde.
Bu 21 ocakta Halis k0mada ( aslinda ne diyecegimi bilmedigim icin bu medikal terime siginiyorum) 2 yili doldurdu. Iyilik diliyorum ve onu cok ariyorum. Herkese selam.


YILDIZ cibiroglu sent this photograph. I think it is from 5-10 years ago, but I don't remember the instant. There is a photo of Nevhiz on the bookshelf that Yildiz had taken and Halis is making us laugh by pretending to worship Nevhiz. Of course we were all tipsy and everyone was in a great mood.

On January 21, Halis completed 2 years in the coma. I hide behind this medical term for lack of knowing what to say. I wish well and miss him. Cheers to all our friends.

Sunday, January 16, 2011

Doğumgünüm/ My Birthday

20 Ocak benim doğum günüm. 20 Ocak 2009 ise babamla en son konuştuğum gündü. Annem ve baba doğum günümü kutlamak için aramışlardı. Babamla uzun süre telefonda kalıp Barak Obama'nın yemin törenini birlikte seyrettik. Çok duygusaldı, göz yaşlarına hakim olamadı. Sesi yüksek, neredeyse kızgın gibiydi. Aslında Amerikan toplumunun eşitliğe doğru attığı bu adim onu cok duygulandırmıştı.

Babam 1960ların başında Hartford CT'da AFS'nin değişim programıyla 1 yıl lise okumuş ve o zaman siyah-beyaz ayrımına tanık olmuştu. Kaldığı beyaz aile babamın tanıştığı birkaç müslüman siyahla birlikte Malcolm X'le tanışmaya gideceğini öğrendiklerinde onu engellemek için polis çağırmakla tehtit etmişlerdi. Babamı bu tepki şaşırtmış ve o zamana kadar görmediği kutuplaşma ve ayrımı ona fark ettirmişti. Amerika'da geçirdiği o yıl bence babamın fikirlerini şekillendirmiş, ve hayat boyu halklar arası dialog ve dostluk tezini savunmasına sebep olmuştu.

Babam ertesi gün, yani 21 Ocak'ta komaya girdi. O günden beri 20 Ocak hayatın devam ettiğini ve kutlanacak cok sey oldugunu hatırlatan tatlı bir gün oldu. 21'i ise babamla son konuşmamın üstünden bir yıl daha geçtiğinin hazin hatırlatması. Ocak ayının bu acı-tatlı iki günü benim için yılın en yoğun duygularla geçen zamanı.


I was born on January 20th and my birthday 2 years ago was the last day I heard my dad's voice. My parents had called to wish me a happy birthday. Dad and I stayed on the phone for a long time while watching the Obama inauguration ceremony on TV. He was very emotional, couldn't hold back his tears. His voice was loud, as if he was angry. In fact, he was extremely touched by great strides the American public made towards equality.

In the early 1960s, dad had spent a year in Hartford CT as a high-school exchange student through the AFS program where witnessed the black/white divide. When he excitedly told his white host family about meeting some black muslims who invited him for an introduction to Malcolm X, the host father threatened to call the police if he tried to go to the gathering. Dad was shocked by his forceful reaction and noticed for the first time the deep racial polarization that plagued this society. I think that year in the US was very formative time in developing his values of equality, dialog and friendship between peoples above all else.

The next day on Jan 21, dad went into a coma. Since that day, January 20 has been the day I feel grateful for the life I have and realize how much it is worth celebrating. Then comes January 21 when it downs on me that one more year has passed since the last time I spoke to my dad. These two bitter-sweet days in January are the most emotional ones for me out of the whole year.

Monday, January 10, 2011

Bir Pazar Gunu/ A Sunday



Dunku pazar gunu 3 gundur ugramadigim hastaneye gittim. Dilara orada oldugu zaman icim rahat ve hemsire olusu yaninda kisiligi, Halis'e ilgisi dolayisiyla cok guven duyuyorum. Ilerisini dusunmek istemiyorum, simdilik boyle.

Bir sure sonra yegeni Boran Cicekli geldi, Halis'e telefonda ablasini dinletti. Boran'a biraz ilgi gosterir gibi olduysa da neyin nekadar duyumsandigindan emin degiliz.

Derken Mehmet Demirel geldi, Halis'i ozlemis. Her zamanki gibi makarna yapma sozunu tekrarladi cunku yaptigi nefis italyan makarnalarina Halis de hepimiz gibi bayilir. Boyle gecen birkac saat sonrasinda eve dondum, berbat bir basagrisiyla gunun kalan kismini gecirdim. Simdi yeni bir hafta ve bu durumda hafta, ay ve gunlerin de sirasi kalmiyor.

Bence bir sure sonra az bir iyilesme olacak. 2011 in fali boyle.


On Sunday, I went to the hospital where I had not been to for 3 days. I feel so comfortable when Dilara is there, not only because she's a trained nurse, but also because I trust her personality and her care for Halis. I don't even want to think about what might happen in the future. This is how it is now.

A little while later, Halis' nephew Boran stopped by. He made Halis listen to his sister on the speaker phone. Though Halis looked like he was attentive to Boran, we are unsure how much he can actually hear.

Then Mehmet Demirel (my brother) came. He had missed Halis. As usual, he told Halis about making pasta for him because Halis, just like all of us, loved Mehmet's Italian pastas. After such a day, I returned home with a terrible headache that stayed with me until the end of the day. Now it's a new week and in this type of situations you lose the order of weeks, months and days.

I predict there is going to be a small improvement after some time. This is my 2011 horoscope.

Monday, January 3, 2011

uyandirma programi hakkinda

Kemal Bey,
bana bir mail adresi veya posta adresi yazarsaniz, eldeki uyandirma programini gonderirim. Gecmis olsun.