Tuesday, November 30, 2010

Müşerref Anlatıyor/ Müşerref tells

Halis'in en sevgili arkadaşlarından Müşerref geçtiğimiz pazar günü onu görmeye gitti. Çok yoğun iş temposu, daha sık gelmesine izin vermiyor, ama geldiği zaman mutlak etkili oluyor diye düşünüyoruz. Bu defa Halis oturur durumdaydı, Müşerref sorduğu iki soruya da cevap aldığını düşünüyor. Son soru 'kitap okuyayım mı" idi ve gene gözlerle cevap alındı. Böylece pazar akşamüstü birbuçuk saat Halis'e Küçük Prens'i okudu.

Müşerref herzaman umudunu koruyor ve bizim moralimizi yüksek tutmamız için güzel telkinlerde bulunuyor, sağolsun.

One of Halis' dearest friends, Müşerref went to visit him last Sunday. Her work schedule is very busy which doesn't allow her to come often. But we think she has a positive effect every time she comes.

This time Halis was in a seated position when she arrived. Müşerref thinks she got responses to a couple of questions she asked him. Her last question was "Should I read you a book?" and she got a positive response from his eye movements. As a result, she spent an hour and a half on Sunday afternoon reading Little Prince to Halis.

Müşerref never loses hope and each time consoles us to keep hopeful. We thank her.

Saturday, November 27, 2010

Halis'i çok özledik/ We miss Halis very much

Bugün uzun bir aradan sonra Hatice Karaca, sevgili görme terapistimiz, Halis'i ziyarete gitti. Sonradan bana anlattığı izlenimleri gayet olumlu; kilo aldiğını, onu dinlediğini ve birgün mutlaka daha iyi olacağını düşündürdüğünü söyledi.

Bizi ne kadar algıladığı konusunda kesin birşeyler söylemek zor. Bir süre dinler gibi olup sonra uykuya dalıyor ve ardından daha bir toparlanıp dinlemeye başlıyor. Ama emin olduğum bazı şeyler de var. Mesela, "Füsun oğlanı getirsin mi, istiyor musun bana gözünle işaret ver" diye sordugumda kısa ama net bir şekilde gözlerini kapatıp açtı. Her zaman tepkilerini izleyen olarak refleks değildi bu seferki. Kardeşimin 2 buçuk yaşındaki oğluna çok düşkündü Halis. Hastalanmadan kısa bir süre önce onu rüyasında büyümüş, yirmili yaşlarında görmüş ve cok etkilenerek anlatmıştı.

İşte böylece yuvarlanıp gidiyoruz. Hergün atölyeye gidiyor ve daha cok resimle uğraşıyorum artik. Bu cumartesi akşamüstü, gemileri durduran lodos Ortaköy'den şahane görüntüler sunuyor.

Today, after a long time, Hatice our dear vision therapist came to visit Halis. Hatice told me that she had positive impressions of his current state: he has gained weight, he appeared to listen to her. Hatice thinks that his condition will definitely improve one day.

It is hard to say something about how much he is conscious of us. He appears to hear us for a while and then falls asleep, then livens back and listens to us again. But there are certain things I am sure of. For example, when I asked him "Do you want Fusun to bring the boy? Give me a sign with your eyes", he opened and closed his eyes in a quick, but sure way. This did not appear to be a reflex to me, as someone who constantly observes his reactions. Halis adored my sister's two and a half year old son. A short while before he became sick, Halis had dreamt of Memo as a grown up, a twenty something. He was so taken by this dream and told me about it excitedly.

This is how life goes. I go to my studio everyday and paint more. This afternoon, the lodos wind stopped the boats and ferries on the Bosphorus and caused very interesting views.

Saturday, November 20, 2010


Hi Jimmy,
such a good man you are, thank you for your concern and love to him. Sometimes i wait for Defne to translate the blog, so we are late .Here there was a 9 days Bairam holiday, lots of people went abroad, i did not. The city was quiet and there was no traffic.I am decided to make an exhibition at the studio,so it was an opportunity to do painting and finish some .
I myself am not as hopeful as before about Halis's geting better.Is there a miracle in his situation?
I hope you're well, take good care of yourself and write the blog.Lots of love.

Bugün/ Today

Gittiğim zaman odanın değişmiş olduğunu, aynı koridorda başka bir odaya taşındığını gördüm. Taşınmak kolay değil, allahtan Dilara vardi. Hastanede uzun yatanlar icin yılda bir rutin bir tepeden tırnaşa oda temizliği yapılıyor, badana dahil. Tebdili mekanda ferahlık vardır. Böylece birçok şeyi çöpe atmak ve birazını da eve geri getirmek uygun oldu.

Artık farklı düşünüyorum, bu durumdan bir iyileşme çıkması ihtimali olası değil. Halis'i uyarmak icin taşıdığım onca şeyin bir faydası olduğunu görmedik. Yüzü gözü, iyi görünüyor. Cebimde götürdüğüm bir tutam naneyi koklatınca bayağı rahatsız oldu. Yani koku çok uyarıcı oldu. Tabii bu da bir çelişki. Hani faydası yoktu?? Demek derinlerde birşeyler var, ama bilemiyoruz.

When I went I saw that Halis' room has changed and he was moved to another room on the same hallway. It is not easy to move. Thank god Dilara was there. For the patients on extended stays in the hospital, the hospital provides a thorough cleaning of their room once a year, including putting a fresh coat of paint. It's great to get rid of clutter. Taking advantage of this cleaning, I threw out a bunch of things and some, I brought back home.

I now think differently about the situation: improvement is nearly impossible. All those items I carried to the hospital to stimulate Halis' senses yielded no results. He looks good. He was visibly bothered when I made him smell the couple of fresh mint leaves I brought in my pocket. This means the aroma alerted him somehow. This is a contradiction. Didn't I just say none of these things were helpful? There is something deep inside. We just are not sure.

Tuesday, November 16, 2010

Defterler/ Notebooks

Halis 22 aydır bizden uzak, yanımızda fakat uzak. Zorunlu evrak dışında özel defterlerine dokunamadım, bu sabaha kadar. Bunun bir büyük aşama olduğunu biliyordum hem de zor bir iş. Bloga yazmak için çok sevdiği Neruda'dan yaptığı bir şiir çevirisi aramak bahanesiyle, birkaç defterine baktım. Çünkü çalışkan, yaratıcı Halis ardında o kadar çok yazı, çizi, öykü, makale bırakmış ki; hangi birinden başlayayım düşüncesindeyim.

Üzeri güzel bir kumaş kaplı ve yenice bir defteri açıyorum. 26 aralık 1990 tarihinin altında defteri babasına hediye eden Asli'nın ithafı ile başlıyor: "Nice mutlu yıllar!
Güzel yazı çalışmaların için yeni bir defter... Umarım esinlendirici olur. Sevgiler, Aslı"

Halis has been far away from us for 22 months. He is with us, but far away. Until this morning, with the exception of looking for necessary documents, I did not have the heart to touch his personal journals. I know this is a big step, also a difficult one. With the excuse of looking for one of his Neruda translations to post on the blog, I looked through some of his notebooks. Halis who was hardworking, left so many articles, sketches, short stories behind him that it is hard to start somewhere.

I open a notebook with a beautiful cloth covered binding. It starts with a note from Aslı who gave the notebook as a gift to her dad , under the date December 26, 1990: "Happy new year! Here's a new notebook for your beautiful writing work... I hope it will be inspiring. Love, Aslı"

Monday, November 8, 2010

Yeni bir Hafta

Uzun zamandir bloga yazmadim, yazamadim. Halis o kadar keyifsizdi ve ben de beklentisiz bir haldeydim ki, yazamadim.
Bugunden itibaren daha guclu hissediyorum.Gecen zaman kotu degildi ama Halis'le ilgili yazacak bir sey yoktu benim icin.
Gecirmekte oldugu enfeksiyon yuzunden antibiyotik veriliyor, bunun bir sonucu oksurme, hickirik ve diger problemler ortadan kalkti. Tepkileri daha azalmisti. Bugun disarida olduklari sirada Dilara'nin dedigine gore o kadar ayik, uyanik ve farkindalik halindeymis ki, heyecanlanan Dilara "keske yanimda kamera olsaydi da ,bu halini doktora gosterseydim" demis.
Daha sonra gittigimde ben de oldukca iyi ve iletisime acik buldum. Bu guzel haberin devami gelir insallah.