Saturday, June 12, 2010

yeni bir heyecan/ a new excitement


Bugun Fizyoterapist Ayse Hanim genc bir uzmanla geldi. Hatice Karaca, Gazi Universitesi ozel egitim fakultesi mezunu, gorme engelli cocuklarla calisma deneyimi var. Halis'in gorme durumunu tespit ederek izlenecek yol hakkinda bizlere aydinlatici olmak uzere geldi. Sagolsun. Meslegine bu kadar duskun, merakli bir genc insani tanimak bize yeni bir heyecan verdi.

Halis'i muayenesi sonunda umdugundan daha iyi buldugunu soyledi. Su aralar azalsa da devam eden ic cekmeleri duygulanımlar olarak yorumladı. Gozler ve cevresi ile calisip, goz acip kapama, gozle izleme calismalari yaptirdi ve bunlari konusarak, telkin ederek yaptirdi. Halis'de belirli bir canlanma gorduk.

Bize uyarilari soyle oldu: Anlamsiz hic bir sey yapmayin. Eskiden tanidigi ve bildigi seyleri yakin mesafeden soyleyerek, renkli, isıklı ve adini hatirlatarak gosterin. Ayrıca laptopla belgesel, mesleki konularda filmler ve sevdigi filmleri gosterin. Cevap beklediginiz seklinde konusma yapmak yerine haber spikeri gibi konusun. Bol bol kitap, muzik ve sohbet onerdi. Ilk aklimiza gelen cok emek verdigi Sandima fotograflarini yakın plan gostermek oldu.

Hatice Hanimla calismaya devam edecegiz ve kendisine simdiden cok tesekkurler.


TODAY, our physical therapist Ayse Hanim brought a young specialist with her. She's a graduate of Gazi University School of Special Education and has experience working with blind children. She came to determine the status of Halis' eye sight and to then inform us on courses of action. We thank her for her visit. We were quite excited of getting to know this young person so full of dedication and curiosity for her field of work.

After Halis' consultation, she found his situation better than she expected. She thought that the inhales that he had been experiencing often -though less now- could be signs of his emotions. Working with his eyes and the eye area, she made him open and close his eyes and follow objects with his eyes, all while speaking to him. We saw a clear enlivening in Halis.

Hatice Hanim had these suggestions for us: Do not do anything meaningless. Show him things that he loves and recognizes from a close distance while identifying the object and lightening it. In addition, show him documentaries, movies related to his profession and movies he loves. Instead of talking to him in a manner that requests an answer back, speak to him like a TV commentator. Hatice Hanim recommended a lot of books, music and chats with him. The first thought we had was to show him up-close photos of Sandima, a project which he dedicated a lot of time.

We will continue to work with Hatice Hanim and thank her in advance.

2 comments:

  1. Merhaba.

    Ne kadar zor bir yolda olduğunuzu biliyorum, kendimden biliyorum. Benim abim de 23.08.2008'den beri komada ve zaten blogunuza da onunla ilgili bir araştırma yaparken denk geldim. Belki faydası olur diye bizim süreçten bahsetmek istiyorum.

    Benim abim motosiklet yarışçısı, Aydın ERKAN. Yarışçısıydı demeye dilim varmıyor çünkü uyandığında tekrar devam etmek isteyeceğini biliyorum. Çok talihsiz bir kaza sonucu beyin travması geçirdi ve derhal ameliyata alındı. Doktorlar durumuyla ilgili hiç olumlu bir şey söylemediler, her an kaybedebiliriz dediler bize günlerce. 45 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra tedavisine serviste devam edilmesine karar verdiler. Sonrası uzun bir yol... Enfeksiyonlar, yeni ameliyatlar, günden güne kırılan umutlar v.s. Bilmediğiniz şeyler değil. 9 ay hastanede kaldıktan sonra bakımına evde devam edilmesine karar verildi.

    Size asıl söylemek istediğim kısım şu: Halis amcanın trakeostami kanülünü çıkarmayı düşünmüyor mu doktorları hiç? Çünkü biliyorsunuz, enfeksiyona en açık bölge orası. Ben, biraz deli cesaretiyle bunu doktoruna önerdiğimde katiyetle karşı çıkmıştı, bu çok riskli demişti, spontan nefes alıp alamayacağından emin değiliz demişti. Ama ben inat ettim. Önce doktorundan bağımsız kanülün ucunu kısa aralıklarla kapalı tutup nefesini kontrol ettim abimin, önce biraz panikledi ama denemeyi sürdürdükçe ağzından ve burnundan nefes almaya çalıştı. Birkaç gün ve git gide uzayan sürelerle bunu denedikten sonra bu riski alacağımı söyleyerek doktordan kanülü çıkarmasını istedim. Ve abim o günden beri kendi kendine soluk alıp veriyor. Bu bizi müthiş rahatlatan bir şey oldu mesela.

    Bunun dışında PEG'le beslenmesine de gönlüm çok razı olmadığı için, daha doğrusu bazı yiyeceklerin tadını özlemiş olabileceğini düşündüğüm için yavaş yavaş ağzından gıda vermeyi denedim. Bunun için basit yutkunma ve çiğneme egzersizleri var, bunlar denenebilir. Doktorumuz, elbette akciğerine kaçma riskini bildirdi ama çok dikkatli bir biçimde yapılırsa ağızdan beslenmesini destekledi. Yoğurt, puding kıvamındaki şeylerle başladım. Önce azar azar, sonra artarak. Ve bir süre sonra bazı öğünlerini doğrudan ağzından yedirebilmeye başladım. Bu kısmı büyük mücadele elbette. Bir kase çorbayı içirebilmek için 2 saate kadar uğraştığım oldu. Ama abim şu anda, yeteri kadar ufak parçalara böldüğümüz her şeyi yiyebiliyor. Balığı çok severdi mesela, onu yerken ayrıca mutlu olduğunu düşünüyorum :) Elbette PEG'le beslenme devam ediyor ama böyle küçük takviyeler yapabiliyoruz.

    ReplyDelete
  2. Ve bir de; ufak tefek duygusal ifadeler seçiyorduk yüzünde ama 1 yıl boyunca elle tutulur belirgin bir tepkisi olmamıştı. Bir gün yatağının başında ben masajını yaparken halalarım eskiden yaşadığımız komik şeyleri anlatmaya başladı kendi aralarında. Sonra bir an abimin gülümsediğini gördüm. Önce inanamıyor insan tabi, bi çığlık atmışım. Sonra annemlere seslendim abim gülüyor diye. Bir kasılma olduğunu düşündü herkes, boşuna umutlanmaktan korkmak, siz de yaşıyorsunuzdur muhakkak. Halamlara devam etmelerini söyledim. Ve biz mucizeyi o zaman gördük. Anlatılan şeylerin komik yerlerinde, tam yerli yerinde yani, abim gülüyordu. O gün bugündür de gülüyor. Eski Türk filmlerini çok severdi, Şener Şen Kemal Sunal filan. İnternetten o filmleri açıyorum ona kahkahalar atıyor artık.

    Başka bir reaksiyonu yok, yani komut almıyor. Ama benim abim 1 yıl sonra aramıza gülerek döndü, yeniden hayatımızın içinde bu sayede. Daha iyi günler de gelecek, tüm kalbimle inanıyorum.

    Benzer bir kaderi paylaşan biri olarak size söyleyebileceğim, denemekten sakın vazgeçmeyin. Bazı konularda biraz daha cesaretli olun, doktorların her söylediğini kabullenmek zorunda değilsiniz nihayetinde.

    Ben Aydın abime inandığım kadar, Halis amcamın da tekrar sağlıklı günlerine kavuşacağına yürekten inanıyorum. Hatta umarım iyileştiklerinde bir araya gelirler. Birbirlerine anlatacakları çok şey olacaktır eminim :)

    Buradan takipteyim artık. İyi haberlerinizi yürekten bekliyorum. Sormak isteyeceğiniz bir şey olursa e-mail adresim aylaylay@gmail.com Bu arada Nişantaşı'nda yaşıyorum ve bir gün uygun olduğunuzda Halis amcayı ziyarete gelmek isterim.

    Görüşmek üzere. Sevgiler

    ReplyDelete