Friday, December 31, 2010

YENI BIR YILA DOGRU/ Toward the New Year

Dun guzel bir gundu. Hastanede Halis'in kaldigi 5. katta ufak bir susleme yapilmis, hemsireler ve personel uniformasiz ve gunluk kiyafetleriyle kutlama havasindaydi. Bu arada Halis'in odasindaki susleme, karsi odada Zehra'nin yaptigi dekorasyonun yaninda mutevazi kaldi. Birlikte fotograflar cekildi.Dogrusu hepsine ne kadar tesekkur etsem az. Calisma kosullarinin zorluklarina ragmen Halis'e gosterdikleri ilgi ve sevecen tavir onlarin cok ozel insanlar olmalariyla ilgili.

Derken Dr.Ari Boyaciyan 'Halis Beyin yeni yilini kutlayayim dedim" diyerek geldi. "Cok ama cok yavas bir ilerleme goruyorum; bakislari daha anlamli ve uyaniklik suresi artti" dedi. O ne diyorsa oyledir, kendisine cok guveniyoruz.

Boylece yeni bir yila daha iyimser bir hava icinde girmemek icin sebep yok. Aslinda iyimserlik insana cok yakisiyor. Birlikte son seyatimizi Antakya'ya yapmistik. Antakya cok etkileyici ve guzeldi; Insanlar , iliskiler ve muazzam gecmisi ve mutfagiyla birlikte. Dolasirken geleneksel tatlilari da bulabldigimiz bir tatlicida oturduk. Simdi adini hatirlamadigim guzel bir tatliyi yerken, Halis tabii dukkanciyla sohbete daldi. Adamin soyledigi bir sey aklima takildi; "Aslinda insanlarin yuzde doksani iyidir agabey" demisti. Ben de bu soze takilip bir sergi konusu yapmaga karar vermistim. Hala da o kararimdayim araya zaman girse de. Ama o sergi projesini simdi hayatimda yasiyor gibiyim.


Yesterday was a nice day. On the 5th floor of the American Hospital where Halis stays has been decorated for the New Year's Ev celebrations. Nurses and the other personnel had come in without their uniforms in their everyday outfits. Halis' room decoration was paled by Zehra's decoration across the hall. We all took pictures together. I cannot thank them enough! Their loving care for Halis despite the difficulties of their working conditions is due to the fact that they are each special people.

Then Dr. Ari Boyaciyan came by saying "I came to wish Halis Bey a happy new year". He said " I see an incredibly slow progress. There is more meaning in his eyes and his awake time have gotten longer." Whatever he says. We infinitely trust him.

We don't have a reason to start the new year in a more optimistic air. Optimism suits people. We had taken our last trip together to Antakya. Antakya was beautiful and moving, with its people, human interaction, history and its cuisine. As we were walking around, we stopped by a dessert shop where we could sample local desserts. As we were eating a delicious dessert name of which I cannot remember, Halis started chatting with the store owner, as he normally does. I never forget something that man said: "Actually 90% of the people are good Agabey" (means big brother in Turkish). I was caught up in this statement and had decided to have an exhibition with this theme. even though there has been a delay, this is still something I would like to pursue. But I also feel like I am living in that exhibition theme.

Thursday, December 30, 2010

2010 THE END

DEAR BLOG FRIENDS,
I CAN NOT BELIEVE THAT I AM ON THIS ROOM ON THIS PLACE ON THIS TIME , I WANT TO OPEN MY EYES AND SEE THAT THIS IS A BAD DREAM.
MY FRIEND HALIS IS ON THE BED YES HE IS A STRONG FIGHTER OF LIFE IS RETURNING BACK TO MAKE TOGETHER GREAT THINGS FOR TURKISH GREECE FRIENDSHIP.
THIS IS THE END OF THE 2010 BUT IT IS A START OF NEW HOPES FOR THE BEST OF THE LIFE OF MY FRIEND , IT IS MUCH BETTER FROM THE LAST TIME I TALK WITH HIM.
ASLI HAS WRITE A GREAT ARTICLE Neden ölelim? I READ IT AND I CRY .
FIGEN GOD MAY ALWAYS GIVE YOU POWER TO LIFE I HOPE THE BEST FOR YOU AND YOUR FAMILY AND I HOPE NEXT YEAR TO BE ALL TOGETHER WITH HALIS.
HAPPY NEW YEAR WITH HEALTH AND HAPPY AND LOVE.

GOD BLESS YOU
STAVROS

Sunday, December 26, 2010

Bir haberden/ From a News Story

Birkaç gün önce televizyondan duyduğum bir haber araştırmaya değer. Ankara kaynaklı habere göre doğumda oksijensiz kalmaya bağlı ağır beyin hasarı olan bir çocuk, hareket edemez, görmez, dış dünya ile hiçbir iletişim kuramaz haldeymiş. Doktorlar yapacak birşey olmadığını söylemişler. Derken refleksoloji metodu ve ayak tabanına uygulanan geleneksel çin masajı ile yavaş yavaş büyük aşama kaydedilmis. Bu şekilde beyne uyarı göndermek mümkünmüş. Çocuk şimdilerde okula gitmeğe başlamış. Gerçi bu tür iyileşmelerde hastanın yaşı büyük bir faktör, ve çocukta iyileşme şansı olabiliyor. Uygulamayı yapan fizyoterapist Gamze Şenbursa. İnternette epey bilgi varsa da adres ve telefonuna ulaşamadım. Aramaya devam ediyorum.


A news story I heard on TV a few days ago seemed worth investigating. According to the story from Ankara, a child whose oxygen was cut off during birth had been unable to move, see, or communicate with the world in any way. A combined treatment of reflexology and massage to the soles of his feet showed great results over time. Through these techniques it was possible to stimulate the brain and now the child started school. Though in these types of scenarios, the patient's age is a huge factor, and kids have a better chance of recovering. The physical therapist who treated that particular patient was Gamze Senbursa. There is quite a bit of information on the internet but I was not able to find her address or telephone number. I am continuing to search.

Saturday, December 18, 2010

Swing in bed


Amsterdamli arkadasimiz Betti Halis'i gormege geldi. Son gelisinden beri bir yili askin bir zaman gecmis, o zaman sarkilar soylemisti. Bu defa da getirdigi guzel kokulu kremlerle kollarini, yuzunu masaj yaparak rahatlatti. Herzamanki sevecen sesiyle konustu. Halis'in hissettigi tepkilerinden belliydi. Bu arada beni de ihmal etmiyerek getirdigi " it's never too late" piyano ogrenim kitabiyla piyano dersine basladik. Kitapla birlikte gelen cd yi birlikte dinledik. Tempo tuttuk. Iste bu bolumun basligi boyle olustu; It's never too late.


Our friend Betti from Amsterdam came to visit Halis. It had been a year since her last visit when she sang him songs. This time, she massaged his face and arms with aromatic oils that she brought and relaxed him. She spoke to him with her familiar loving voice. It was obvious from his reaction that he felt her. She also thought of me and brought a piano lesson book called "it's never too late". We started classes and listened to the CD what came with the book. We kept rhythm. Hence the title of the entry: It's never too late.

Saturday, December 11, 2010

Özlem, Kubilay Cinemre

Halis, yeğenlerine düşkündür. Hele sevgili ağabeyinin kızları ve onların eşleri, cocuklarına cok muhabbetlidir. Işte bu yüzden önce Özlem'in daha sonra Kubilay'ın gelişini duymuş ve sevinmiştir diye düşünüyorum. İleride daha farkında olacağı umuduyla, iyi ki geldiniz çocuklar.

Halis loves his nieces. He is an especially close to his beloved brothers' daughters, their husbands and kids. This is why I think he must have felt and been happy about Ozlem and Kubilay's visit the other day. With hope that he will be more conscious next time, thanks for stopping by!

Bir hafta sonra/ A week later

Bir hafta sonra hastaneye gittiğim zaman Halis'i cok daha iletişime açık buldum. Ben artık ümidimi kesmeye yakın bir yerlerdeydim. Bugünku tablo "neden olmasın, bir aşama olabilir" dedirtti. Çok hoş bir iletişim kurduğumuzu düşünüyorum. Uyanıktı ve Dilara kulaklıkla Robin Hood filmini dinletiyordu. Halis'in filmdeki kılıç seslerini ve at kişnemelerini duymasını istemiş, iyi, güzel. Bana bir işaret vermesini, ağzını hareket ettirmesini söyledim. Aynen yaptı. Sonra aynı şeyi gözlerle yaptı. Elimi sıkmasını istedim, gayret ettiyse de gücü yetmedi.


When I went back to the hospital after a week, I saw Halis to be a lot more open to communication. I was ready to stop hoping, but today's picture made me say to myself "why not? something may improve." I thought that we had a great communication. He was awake and Dilara was making him listen to the movie Robin Hood with earphones. She wanted Halis to hear the sword fights and the sounds horses made. Great idea! I told him to give me a sign, to move his mouth. He did what I asked for. Then he repeated the same with his eyes. I then asked him to squeeze my hand. Even if he tried, he did not have enough strength.

Wednesday, December 8, 2010

Biraz ara verdim/ Taking a break

Herşeye, üzülmeye, sokaklarda gezmeye, hastane yollarına, alışverişe, sergi projesine, bahce bakımına vs. Dizim iyileşinceye kadar böyle, daha 5 buçuk hafta var ve her işte bir hayır vardır demek ki.

Bugün Milliyet Gazetesinde bir haber vardı, başka haber sitelerinde de okudum. "Istanbullu Rumlar Geriye Dönmek İstiyor" başlığı altındaki haberde bazı çekinceler giderilirse memleket özlemi çeken Rumlar'ın dönmeyi arzu ettiği yazıyordu. Halis bunu yıllarca dile getirdi. Türkiye Yunanistan Dostluk Derneği 'ndeki çalışmaları sırasında bu öneriyi basında da yapmıştı. O yüzden bu haberi okuyunca anmak istedim, okusam duyar mi?


From everything, from being sad, from strolling in the streets, the hospital road, shopping, the exhibition, gardening etc. Until my knee heals, this is the way. There is five and a half weeks. Everything happens for a reason.

Today's Milliyet newspaper had a news story which I also saw on other news sites. Under the "Istanbul's Greeks Want to Return" title, the story talked about homesick Greeks' wish to return to their motherland if certain points of contention are met. Halis talked about this for years. During his work at the Turkish Greek Friendship association, he even voiced this suggestion in media. This is why I remembered him reading this story. Will he hear if I read it?

Sunday, December 5, 2010

yaşam devam ediyor/ Life Goes On

Birkaç gündür tekrarlayan diz sorunu yüzünden daha bir sure basmamam lazım. Bu süre 6 hafta, şaka değil çok uzun bir süre.
Neyse ki bana yardımcı olanlar var ve hepsi harika. Halis'i düşünüyorum 6 hafta deyince, 1 buçuk senedir yatmakta olan Halis'i. Durumda bir iyileşme yok. Cuma günü görüştüğüm nörolog Dr. Ari Boyacıyan böyle devam edeceğini tahmin ediyor. Daha kötüleşmesin de diye teselli buluyorum.


Because of the recurring problem with my knee, I need to avoid stepping on my foot for a while. The required period is 6 weeks. No joke, it is a long period. At least I have people who help me and they are all great. When they said 6 weeks, I thought of Halis who has been lying unconscious for more than a year and a half. There is no improvement in his situation. Dr. Ari Boyacıyan whom I saw on Friday thinks that the situation will continue as is. My hope is for it to not get worse.

Tuesday, November 30, 2010

Müşerref Anlatıyor/ Müşerref tells

Halis'in en sevgili arkadaşlarından Müşerref geçtiğimiz pazar günü onu görmeye gitti. Çok yoğun iş temposu, daha sık gelmesine izin vermiyor, ama geldiği zaman mutlak etkili oluyor diye düşünüyoruz. Bu defa Halis oturur durumdaydı, Müşerref sorduğu iki soruya da cevap aldığını düşünüyor. Son soru 'kitap okuyayım mı" idi ve gene gözlerle cevap alındı. Böylece pazar akşamüstü birbuçuk saat Halis'e Küçük Prens'i okudu.

Müşerref herzaman umudunu koruyor ve bizim moralimizi yüksek tutmamız için güzel telkinlerde bulunuyor, sağolsun.


One of Halis' dearest friends, Müşerref went to visit him last Sunday. Her work schedule is very busy which doesn't allow her to come often. But we think she has a positive effect every time she comes.

This time Halis was in a seated position when she arrived. Müşerref thinks she got responses to a couple of questions she asked him. Her last question was "Should I read you a book?" and she got a positive response from his eye movements. As a result, she spent an hour and a half on Sunday afternoon reading Little Prince to Halis.

Müşerref never loses hope and each time consoles us to keep hopeful. We thank her.

Saturday, November 27, 2010

Halis'i çok özledik/ We miss Halis very much

Bugün uzun bir aradan sonra Hatice Karaca, sevgili görme terapistimiz, Halis'i ziyarete gitti. Sonradan bana anlattığı izlenimleri gayet olumlu; kilo aldiğını, onu dinlediğini ve birgün mutlaka daha iyi olacağını düşündürdüğünü söyledi.

Bizi ne kadar algıladığı konusunda kesin birşeyler söylemek zor. Bir süre dinler gibi olup sonra uykuya dalıyor ve ardından daha bir toparlanıp dinlemeye başlıyor. Ama emin olduğum bazı şeyler de var. Mesela, "Füsun oğlanı getirsin mi, istiyor musun bana gözünle işaret ver" diye sordugumda kısa ama net bir şekilde gözlerini kapatıp açtı. Her zaman tepkilerini izleyen olarak refleks değildi bu seferki. Kardeşimin 2 buçuk yaşındaki oğluna çok düşkündü Halis. Hastalanmadan kısa bir süre önce onu rüyasında büyümüş, yirmili yaşlarında görmüş ve cok etkilenerek anlatmıştı.

İşte böylece yuvarlanıp gidiyoruz. Hergün atölyeye gidiyor ve daha cok resimle uğraşıyorum artik. Bu cumartesi akşamüstü, gemileri durduran lodos Ortaköy'den şahane görüntüler sunuyor.


Today, after a long time, Hatice our dear vision therapist came to visit Halis. Hatice told me that she had positive impressions of his current state: he has gained weight, he appeared to listen to her. Hatice thinks that his condition will definitely improve one day.

It is hard to say something about how much he is conscious of us. He appears to hear us for a while and then falls asleep, then livens back and listens to us again. But there are certain things I am sure of. For example, when I asked him "Do you want Fusun to bring the boy? Give me a sign with your eyes", he opened and closed his eyes in a quick, but sure way. This did not appear to be a reflex to me, as someone who constantly observes his reactions. Halis adored my sister's two and a half year old son. A short while before he became sick, Halis had dreamt of Memo as a grown up, a twenty something. He was so taken by this dream and told me about it excitedly.

This is how life goes. I go to my studio everyday and paint more. This afternoon, the lodos wind stopped the boats and ferries on the Bosphorus and caused very interesting views.

Saturday, November 20, 2010

Jimmy

Hi Jimmy,
such a good man you are, thank you for your concern and love to him. Sometimes i wait for Defne to translate the blog, so we are late .Here there was a 9 days Bairam holiday, lots of people went abroad, i did not. The city was quiet and there was no traffic.I am decided to make an exhibition at the studio,so it was an opportunity to do painting and finish some .
I myself am not as hopeful as before about Halis's geting better.Is there a miracle in his situation?
I hope you're well, take good care of yourself and write the blog.Lots of love.

Bugün/ Today

Gittiğim zaman odanın değişmiş olduğunu, aynı koridorda başka bir odaya taşındığını gördüm. Taşınmak kolay değil, allahtan Dilara vardi. Hastanede uzun yatanlar icin yılda bir rutin bir tepeden tırnaşa oda temizliği yapılıyor, badana dahil. Tebdili mekanda ferahlık vardır. Böylece birçok şeyi çöpe atmak ve birazını da eve geri getirmek uygun oldu.

Artık farklı düşünüyorum, bu durumdan bir iyileşme çıkması ihtimali olası değil. Halis'i uyarmak icin taşıdığım onca şeyin bir faydası olduğunu görmedik. Yüzü gözü, iyi görünüyor. Cebimde götürdüğüm bir tutam naneyi koklatınca bayağı rahatsız oldu. Yani koku çok uyarıcı oldu. Tabii bu da bir çelişki. Hani faydası yoktu?? Demek derinlerde birşeyler var, ama bilemiyoruz.


When I went I saw that Halis' room has changed and he was moved to another room on the same hallway. It is not easy to move. Thank god Dilara was there. For the patients on extended stays in the hospital, the hospital provides a thorough cleaning of their room once a year, including putting a fresh coat of paint. It's great to get rid of clutter. Taking advantage of this cleaning, I threw out a bunch of things and some, I brought back home.

I now think differently about the situation: improvement is nearly impossible. All those items I carried to the hospital to stimulate Halis' senses yielded no results. He looks good. He was visibly bothered when I made him smell the couple of fresh mint leaves I brought in my pocket. This means the aroma alerted him somehow. This is a contradiction. Didn't I just say none of these things were helpful? There is something deep inside. We just are not sure.

Tuesday, November 16, 2010

Defterler/ Notebooks

Halis 22 aydır bizden uzak, yanımızda fakat uzak. Zorunlu evrak dışında özel defterlerine dokunamadım, bu sabaha kadar. Bunun bir büyük aşama olduğunu biliyordum hem de zor bir iş. Bloga yazmak için çok sevdiği Neruda'dan yaptığı bir şiir çevirisi aramak bahanesiyle, birkaç defterine baktım. Çünkü çalışkan, yaratıcı Halis ardında o kadar çok yazı, çizi, öykü, makale bırakmış ki; hangi birinden başlayayım düşüncesindeyim.

Üzeri güzel bir kumaş kaplı ve yenice bir defteri açıyorum. 26 aralık 1990 tarihinin altında defteri babasına hediye eden Asli'nın ithafı ile başlıyor: "Nice mutlu yıllar!
Güzel yazı çalışmaların için yeni bir defter... Umarım esinlendirici olur. Sevgiler, Aslı"


Halis has been far away from us for 22 months. He is with us, but far away. Until this morning, with the exception of looking for necessary documents, I did not have the heart to touch his personal journals. I know this is a big step, also a difficult one. With the excuse of looking for one of his Neruda translations to post on the blog, I looked through some of his notebooks. Halis who was hardworking, left so many articles, sketches, short stories behind him that it is hard to start somewhere.

I open a notebook with a beautiful cloth covered binding. It starts with a note from Aslı who gave the notebook as a gift to her dad , under the date December 26, 1990: "Happy new year! Here's a new notebook for your beautiful writing work... I hope it will be inspiring. Love, Aslı"

Monday, November 8, 2010

Yeni bir Hafta

Uzun zamandir bloga yazmadim, yazamadim. Halis o kadar keyifsizdi ve ben de beklentisiz bir haldeydim ki, yazamadim.
Bugunden itibaren daha guclu hissediyorum.Gecen zaman kotu degildi ama Halis'le ilgili yazacak bir sey yoktu benim icin.
Gecirmekte oldugu enfeksiyon yuzunden antibiyotik veriliyor, bunun bir sonucu oksurme, hickirik ve diger problemler ortadan kalkti. Tepkileri daha azalmisti. Bugun disarida olduklari sirada Dilara'nin dedigine gore o kadar ayik, uyanik ve farkindalik halindeymis ki, heyecanlanan Dilara "keske yanimda kamera olsaydi da ,bu halini doktora gosterseydim" demis.
Daha sonra gittigimde ben de oldukca iyi ve iletisime acik buldum. Bu guzel haberin devami gelir insallah.

Friday, October 29, 2010

Nasıl Yapmalı?/ What to do?


2 gündür hastaneye gidemedim ve bu beni huzursuz ediyor. Defne'nin gelişi bir heyecan, mutluluk ve degişiklik yarattı haliyle. Halis'i ziyaret eden Dr. Mert ona iyi bakıldığından emin olmamı söyledi. İleriye dönük karar verirken Halis ne isterdi, ev veya hastane arasında tercihi ne olurdu diye düşünmek gerek dedi. Bu söz beni hem rahatlattı hem büyük bir karar olduğundan ölçüp biçip Aslı ve Defne ile konuşup gerçekleştirilmeli. Kuvvetli bir antibiyotik almaya başladı, enfeksiyon durumunda başka çare yok.

Bugün 29 Ekim. Yağmur var.


I haven't been to the hospital in two days and this makes me anxious. Defne's arrival brought excitement, happiness and change as usual. Dr. Mert who visited Halis reassured me that he was been well taken care of. In planning for future, he said we must try to imagine what Halis would have wanted, what his preference would have been between hospital and home. This comforted me, but at the same time made me realize that it is a big decision that I need to confer with Asli and Defne. Meanwhile, Halis was started on a strong antibiotic. This is the only way to go for an infection.

Today is October 29th, the Republic Day. It's raining.

Sunday, October 17, 2010

Elvis

Bugun Halis'i gayet iyi buldum. Nazar degmesin, bakislari daha anlamli, uyaniklik suresi daha uzundu. Bir sekilde iletisim kurdugumuzu dusundum. Yogurt yedi toplam bir kasik kadar. Artik bunu hergun tekrarlamali. Yaninda kim varsa, o, sabirla ve yutmasini bekleyerek vermeli. Gokceada'nin organik yogurdu ADA, gercekten nefis. Makro'da bulunuyor, bu bloga reklam almiyoruz maalesef.

Kalan zamanda Elvis ve Ali Ekber Cicek dinledik. Bazen ne yapacagima karar verene kadar, Google'u acmis da ne arayacagini bilmeyen biri gibi bekliyorum. 64 yasindaki Halis'in hangi duygu, ani, yasanmislik, deneyim gecmisinden bir ipucuyla yaklasmali diye dusunuyorum. Ama hayat oyle akan bir sey ki, oluveriyor iste.


TODAY I found Halis in a fairly good state. Knock on wood. His expression appeared to carry more meaning and his awake time was longer. I thought we connected somehow. He had almost one spoonful of yogurt. We should repeat this everyday in order to get him used to swallowing on his own. Though we don't accept ads in this blog, it's ADA brand organic yogurt from Gokceada and it is absolutely delicious.

The rest of the time, we listened to Elvis and Ali Ekber Cicek. Sometimes until I decide what to do with Halis that day, I wait like a person logging on to Google and not knowing what to search. I contemplate with what memory or sensation to approach Halis. But life is such a flow that the answer suddenly appears.

Friday, October 15, 2010

Antalya

Birkac gundur Antalyadayim. Bu tatile cok ihtiyacim varmis; yazin sonunda Antalya gunesli, denize giriyorum.Hillside Su Otel cok guzel yapilmis. Mimar Eren Talu'ymus. Daha luks ama mimarliktan nasibini almamis o kadar cok yer turedi ki, iyilerini anmak gerek. Halisle 40 yil yasadikca mimarlik konusunda bilgi ve gorgu sahibi oldugumu dusundugumden boyle ahkam kesebiliyorum. Hala sahibine ulasmayacak mimarlik dergileri geldikce evimize, acip bakmadan bir kenara koyamiyorum.
Minuskus durumu devam ettiginden otel disina cikmiyorum. Sagolsun kardesim Fusun- hasta bakmakta ustune yoktur- bir tekerlekli iskemle bulusturdu, keyfim yerine geldi.
Dilara Halis'in iyi oldugunu soyluyor. Ama biliyorum ki bir problem olsa da bana soylememegi tercih ediyor, gelistirdigi korumaci tavir yuzunden.
Otelde Sili'li madencilerin kurtarilis surecini izledim. İnsan oldugumuzu hissettiren, gurur duyurtan bir zamandi.Ekran basinda beraber bagirdik:
'chi chi chi le le le, Los mineros de Chile'

Monday, October 11, 2010

Stabil

2 gun aradan sonra Halis'i daha iyi gordum. Midesi de sakinlesmis, tabii o kadar hassas bir dengede ki yarin ne olacagini bilemiyorsunuz. Emin oldugum birsey var; sevgi sozcukleri onu gevsetiyor. Daha guclu oldugu zaman ise gozlerini, agzını oynatabiliyor.Kucuk bir parca muzu(fındık kadar)afiyetle yedi.
Hanife Hemsire blogu okumus, etkilendigini soyledi. Bu da bana cesaret verdi. Zaten onlar olmasa hersey daha zor olurdu. Hemsireler islerinde o kadar iyiler ki;gosterdikleri sefkat ilgi ve sevgi bir akım gibi geciyor insana. Sagolsunlar, hakları odenmez.

Saturday, October 9, 2010

fotograflar

Elizabeth Gombosi ve Fritz Donavan'in ziyaret anisi

Wednesday, October 6, 2010

yine fotograf


Sait Halim Pasa'dan calisma arkadasi Yasemin.

fotograflar

Hatice Halis'e anlatiyor.

Thursday, September 30, 2010

Ayhan Baygul

Ayhan Baygul Halis'i ziyarete gelmis. Ayhan Halis'in cok sevdigi bir calısma arkadası, hatta lise caglarından beri zaman zaman yanında calısan,sag kolu diyecegimiz bir evlat.Orada olup Halis'in ne tepki verdigini gormek isterdim. Gerci o sıralar cok rahat degildi.
Dun gayet iyi buldum 2 gun aradan sonra. Alper Uzun da fizik tedavi sirasinda beni dogruladı.O geldiginde Can Yucel'in 'Hayatta ben en cok babamı sevdim' siirini okumaktaydım.Halis'in gozunden yas geldi, ikinci defa da ben karga sesimle sevdigi turkuyu soylerken oldu. Bu duygulanım tesaduf olamaz bence.(Dr.Ari Boyacıyan olagan diyor,Aslı da aynen)
Meraklısı icin turkuyu yazıyorum:Yayla yollarında kaldım yalınız
Ele gune malum oldu halımız
Ben varmam inekliye, ayranı sinekliye
Allah nasip eylesin omuzu tufekliye.
(Halis versiyonu ise;'Allah beni yaz beni, omuzu tufekliye' seklindeydi.
Tam turkunun burasında gulmege baslar,bana donup 'varmıssın zaten' derdi.

Monday, September 27, 2010

Cevapsız Sorular

Bir suredir (yaklasık bir ay ) devam eden beslenme sorunları yuzunden duzen bozuldu. Kusma bu durumda tehlikeli.Bu yuzden sadece serumla beslenme baslatıldı; mide dinlensin dediler.Gercekten de dinlenmis gorunuyor. Biraz kilo kaybetse de ve ilac dozu artsa da iyi gorunuyor. Farkındalıgı arttı bence ,Muserref de aynı kanıda.Lutfen biraz kendimizi kandırmaya izin verilsin.
Pazar gunu bir arkadasla Haliç 'e demir atmis Hulda gemisine gitmeyi planlamıstım, İlhan Koman'ın yıllarca ev ve atolye olarak kullandıgı gemiye gitmek ,Koman'a da bir selam olacaktı ki aniden durdugum yerden hareket edemez oldum. Dizimde buyuk bir acı vardı ve hayatımı altust etmege yetti. Dun ortopedist Dr. Aksel hafif minuskus yırtılması teshisini koydu ve bir hafta istirahatle gecmezse o zaman dusunuruz dedi. Neyse belirlenmesi bile moralimi duzeltti. Simdi 'desparete housewifes' sokagına donen Samyeli sokak sakinlerinin sahsıma gosterdigi teveccuh ve ilgiyle iyilesmis gibi oldum.

Tuesday, September 21, 2010

Motivasyonumuzu mu Kaybediyoruz?

Bu konuda Halis'in en yakin cemberinde olanlar olarak zaten degisik dusuncelere sahibiz. Asli basindan beri bir gelisme beklentisi icinde degil, bosuna umitlenmek istemiyor .Olaya bakısı tıbbın kabul ettigi sınırlar icerisinde, mantık cercevesinde diye nitelenebilir.
Benim yaklasımım bunun tam tersi, duygusal ,bazen ucuk (galiba ancak boyle basedebiliyorum),bunun sonucu olarak yanlıslara acık diyebilirim.
Defne uzakta oldugu halde dogru uyarılarla katkı saglıyor. Boylece hepsi bir butun olusturuyor ve iyi ki farklı bakıyoruz demek istiyorum.
Bu ozetlemeden sonra gelelim son duruma. Uzun zamandır suren ve doktorların sebebini anlamadıkları beslenme problemleri yuzunden hafta sonu beslenmeyi kesip serum taktılar. Bu metotla hıckırma ve diger rahatsızlık durdu, boylce sindirim sistemini dinlendirdikten sonra dun tekrar mide yoluyla gıda alımı basladı. Hersey duzgun ve problemsiz gidiyor. Cok iyi.
Gelen giden dostlar eksik olmasın ,iyi enerji veriyor.En sondan baslarsak,Sait Halim Pasa'dan Yasemin geldi.Onu daha once tanımazdım, harika bir insan. Bir gun Bozdogan Kemeri( Valentianus Kemeri) altında nargile icmege gidecegiz.
Muserref uzun aradan sonra gelisiyle basta Halis, hepimizi mutlu etti. Bazen Hulki gelip kafamizi dagitiyor.Newyork'dan Seyda ise Halis Amcası'na icini doktu. Simdilik bukadar.

Wednesday, September 15, 2010

yazamadım

Nedense bir suredir bloga yazmaga elim gitmiyor. ustelik uzerimde 'yazmaliyim' baskısı da var. Giris yapıp sonra kapatıyorum. Yazmak istedigim bir gelisme ve sonuc gormedigim icin ve biraz da tembellikten olsa gerek.
Dun aksamki sergiyle baslayayım once; Santral İstanbul'da (Bilgi Univ.) 100 yillik İstanbul sergisi , bu sehrin degisimini, donusumunu daha cok fotograflarla goz onune koyuyor. Tabii bu degisim ,donusum , bana gore de yıkım ve kaybolus dokunaklı bir durum. hele konu sehrimiz ise.Sergide Fahri Aral'a rasladim, sevgili arkadasimiz, Halis'i sevenlerle karsilasmak duygulu ama gene de guzel. Aysecan da Halis'e gelecegine soz verdi.
Gecen zaman icinde gunler olaysız, bazen beslenme problemleriyle gecti. Simdilerde daha stabil gidiyor. Ben bu stabil sozcugunden hoslanmasam da sineye cekiyorum; cunku tıpta stabil bir gelisme yok anlamına da geliyor. Ben birkac gundur hastaneye sabah ugruyorum ve Halis'i oldukca uyanik, benim gelisimden haberdar gibi gordum. Dun Dr. Ari Bey de geldi ve iyi buldu.

Wednesday, September 1, 2010

1 Eylul/ Dunya Barıs Gunu

Bugun Hastaneye gec gittim ve uzunca kaldim. Halis'i daha iyi buldum. Birkac haftadir suren oksurme- oksurememe ve ic cekme nobetleri bitmis ,daha rahatlamis. Uzun uzun oturdu , muzik konusma falan daha uyanik dinledi. O kadar rahatsiz bir sure gecirmisti ki, sebebini bulamadiklari icin bu defa doktorlar aspirasyonu yapmamayi denemeye karar verdiler. Cok isabetli oldu; birden rahatladi.Soluk almada kendi kendine yeterli oluyor. insallah boyle gider.
Dr Ari Bey yeni eeg de bir degisiklik gormedigi icin ambien tedavisini sona erdirdi.

Monday, August 30, 2010

İzlenimler

Muserref tatilden donmus ve bu 30 Agustos gunu Halis'i gormege gitmis. İzlenimleri soyle: Tatilini Yalikavak'da geciren Muserrefin anlattıklarını can kulagıyla dinlemis. Birbucuk saat boyunca zaman zaman dogrulup, basini cevirip gozleriyle takip ederek ilgisini surdurmus. Tabii Yalıkavak ve Sandıma isimleri, Halis'in buyuk emek verdigi bir projeyle ilgili oldugu icin gayet can alıcı konular, ilgi duyması cok sevindirici.
Ote yandan gecen sure icinde bizlerin anahtar cumlesi '-bir fark goruyor musun?' oldu. Bu konuda insanlar ikiye ayrılıyor; bir kısmı evet derken bir kısmı hayırcı. Ben sahsen referandumda hayır diyecekken, bu soruya cevabim zayıf bir evet oluyor. Hafta ortası Ari Bey yeni bir eeg cekecek ve ambien'in bir etkisi olup olmadıgına bakacak.
İnternetten muzik indirmek hastane odasındaki cd kalabalıgından kurtulmamıza yardımcı olmakta. Meger hayat ne kolaymıs. Boylece ister 'Yine bir Gulnihal aldı bu Gonlumu' ister 'Kacıncı Fasl-ı Bahar Bu Solar Gider Emelim' isterse de 'Hey Jude' dinlemek icin bas tusa, yeter. Tesekkurler teknoloji.

Sunday, August 29, 2010

SUNDAY MORNING....

A nice summer sunday morning that i will never forget.
I was on the web on my Facebook account talking with my good friends so i talk with my dear friend Asli as we always do .
I ask her abiut Her Mother Figen she answer me : " Stavros mom is on the hospital.
With no any other thought on my mind i call her and now i am next to him talk with him and her.
I have a laptop on my lap to write for all the friend's of Halis one of a many stories i have for him.
Halis a very democratic person always talk me about the of Greek Turkish FriendShip and relationship because it was of great starters and hard workers of all this from the very hard years of 1989 .
One of our happy raki sofra that we use to make together ask him a very simple question for me :
" Why turkey does not have any democratic rules for humans ? "
He answer me with a very nice words : " Look stavros what are you looking this minute ;
I said a look a forest .
Yes you can look the forest but the leaders here want only for the people to look only the tree this small tree and not beside of this that it is the forest.
But why Halis`?
Stavros listen me always work for good of Greece and Turkish and never look what happen in the goverment because turkey is the Cennet of World but with no respect from nobody.
Halis this my words for you :
"I am work on your footprints and i am always search for the tree and forest and the best of best for the Greece and Turksh Relationship .
I believe on turkey and i am here .

Dostum Seni Cok Seviyorum ....:)
Her Zaman Respect for you her zaman i am here for you.


Stavros Tsioros

Thursday, August 26, 2010

iyi ki geldiler

Evet, eski dostlar Elizabeth ve Fritz'den bahsediyorum, iyi ki geldiler diyerek. Sart Hafriyat Heyetinden Elizabeth Gombosi'nin Halisle tanisikligi 1960 larin sonuna dayaniyor. Kendisi cok iyi bir fotografci olmasinin yanisira uzun yıllardır surdurdugu Salihli Sardis kazilarindaki gorevinden donerken kocası ile birlikte Halis'e geldiler.Kendisini umduklarından iyi bulduklarını soylediler. Onlari gezdirmek hep Halis'in yaptıgı birseydi, o sırada biz de İstanbulun bitip tukenmeyen yasantisina ama daha cok tarihine yumulurduk. Bu defa is bana dustu, ama guzel birkac gun gecirdik boylece. Sabahlari muzeler( bu arada Miniaturk 'un bu kadar iyi olacagini hic ummazdim dogrusu), ogleden sonra hastane , aksam da yeme icme fasli oldu. Koc Muzesi(herseyden biraz )sanayi muzesi, cok gelismis. Son olarak Sabanci'daki Efsaneler sehri İstanbul sergisi geziyi taclandirdi. Gormeyenler kacırmasın diyorum.
Son ilac tedavisinin etkisini tam kestiremiyoruz. Gunboyu daha gozu acık kaliyor ama bizi uzen su ic cekmeler. Doktor da anlam veremedi. Bakalim bugun nasil gorecegim.

Wednesday, August 18, 2010

Yeni İlaç/ New Drug

Dr. Ari Bey ambien/zolpidem adlı ilacı düşük dozda başlattı. İlacın etkisini ölçmek için önce eeg çekti, bir süre ilaç tedavisinden sonra değişiklik olup olmadığına bakacak. Beklentimizi büyük tutmayalım.

Hatice gün aşırı geliyor. Halis'le hiçbirimizin kurmadığı iletişimi kurmayı başarıyor. Doğrusu çok etkileyici. Onu dinliyor, gözlerini odaklıyor, doğruluyor. Çok güzel.


Dilara'nın doğum günü dolayısıyla, o ve Hatice'yle Ortaköy'de yemeğe gittik. Çok güldük,eğlendik.


DR Boyacıyan started the trial of Ambien/ Zolpidem. In order to measure his responsiveness to the drug, he ordered an EEG before starting the therapy. He will take EEG after the therapy to see the effects of the drug. We don't have high hopes. But worth the try.

Hatice comes every other day. She succeeded in communicating with Halis in a way no one else was able to. He listens to her, focuses his gaze on her, leans up. Very nice.

Hatice, Dilara and I went for dinner in Ortaköy for Dilara's birthday. We laughed and had a lot of fun.

Thursday, August 12, 2010

Son Günlerde/ Lately


Son günlerde iç çekme ve öksürükten dolayı rahat değil. Sebebini araştırıyorlar. Önemli birşey çıkmaz umarım.

NTV Tarih Dergisi promosyon olarak cumhuriyetin 10. yılı dolayısıyla S. Yutkevic'in yaptığı Türkiye'nin Kalbi Ankara filmini vermiş son sayısında. Bütün olarak hiç görmemişim, çok ilginç bazı açılardan. Halis'e de dinlettik çünkü marşlar falan hafızada yer etmiş olmalı.

Amerikalı ressam arkadaşımız Lee Garrison'ın da bir DVD'si ara sıra seyredilenler arasında. Lee nihayet bir web sitesine sahip oldu da resimleri görülebililiyor. Halis'le arkadaşlığı çok eskiye dayanıyor. Bu yüzden Lee'nin sen şakrak sesi, konuşmalarının tınısı, hiç de yabancı gelmez. Bir iki yıl once Lee Halis'in bir portresini yapmak istedi. Uzun uzadıya planlamalardan sonra nihayet bir Amerika seyahatinde Boston'a uzanıp Lee'nin sehpasının önüne oturdu. Birkaç seans çalışmaya rağmen resim bitmemiş, ressam daha sonra yeniden başlama kararına varmış.



LATELY Halis has not been all that comfortable because of sighs and coughs. The doctors are looking into the reasons. We hope that it's not something serious.

The latest issue of NTV's History Magazine came with a complimentary copy of Sergei Yutkevich's film ANKARA -SERDCHE TURKIYE (Ankara, The Heart of Turkey) released on 10th anniversary of the Republic. I had never seen it in full. It is very interesting from so many angles. We also made Halis listen to it. The military songs may sound familiar to him.

Another DVD that we sometimes show Halis is our American friend Lee Garrison's. Lee finally has a website that shows a selection of her works. She is a very old friend of Halis'. This is why we think he will find her joyous voice, her tone very familiar. A few years ago Lee wanted to make a portrait of Halis. After years of planning, Halis finally made it to Cambridge and sat in front of Lee's easel during one of our US trips. After a few sessions, the painting never finished and the painter decided to restart the piece.

Sunday, August 8, 2010

Japonya'dan Geldi/ From Japan

Evet sevgili arkadaşımız Hitomi arkeologdur, prehistoryacı. Memlekete dönerken hastaneye uğramayı ihmal etmedi, iyi ki geldi. Müşerref de gelince pazar öğle sonrası sıcağa rağmen oda şenlendi.

Hitomi Halis'i aralıklı olarak gördüğü için gözlemi önemli; "Geçen gelişimde beni anladığını düşünmüştüm ama bu sefer yüzde yüz emin oldum" dedi. Tabii anlayıp cevap verememenin getirdiği sıkıntı, üzüntü de beraberinde.

Ne zaman bilmem ama Halis'in evine dönmesini bekliyorum.


OUR friend Hitomi is a pre-historic archeologist. She stopped by the hospital before her trip back home. It was great to see her. After a while Müşerref also stopped by and the room became animated in this otherwise hot Sunday afternoon.

Since Hitomi sees Halis after long intervals, we value her observations. She said "Last time I had thought that he could understand me. But this time, I became 100% sure." Of course this also comes with the sadness and frustration of understanding and not being able to respond.

I don't know when it will be, but I look forward to the day Halis comes back home.

Saturday, August 7, 2010

Daha Once Olmayan

Daha once olmayan ne var derseniz , uzun uzun baktigini soyleyebilirim.
Halis'in durumunda yeni olarak daha uzun baktigini, bazen goz temasi kurulubildigini, agız ve gozle ilgili komutlara yuzde yuz olmasa bile cevap verdigini soyleyebilirim.Norolog Ari Bey ambien kullanmaga karar verdi, aslinda beklentimizi yuksek tutmuyoruz. Denemege deger.İlacin yurtdisindan gelmesi 10 gunu bulacak.
Gecen hafta Buyukada'da bir gece kaldim. Adalar Muzesi acilmis nihayet .Sadik ve Ayse Karamustafa'nin yorgunluguna deymis, giderseniz gorun derim. Necile'nin ust katinda oturan Liji Pulcu Cizmeciyan'la tanistim. Kitabini imzaladi. İstanbulda Kayıp Zamanlar ,İs Bankasi Yayinlarindan, kisa zamanda 2. baskisini yapti. 86 yasindaki yazarin bu ilk kitabi bir istanbul belgeseli olmus. Ayrica istanbul'un mimari ve sehircilik gecmisine ait ilginc bir tutanak olmus, Halis cok severdi eminim.

Saturday, July 31, 2010

Aganta Burina Burinata

Halis'e okunacak yazıların acıklı, bunaltıcı olmamasına , aynı zamanda aşina oldugu, bildigi metinler olmasına dikkat etmek lazım. Bunlar arasında Halikarnas Balıkcısı'nın 1976 basımı oyku kitabi Aganta Burina Burinata oyle denk dustu ki Halis'e okuyayım derken ben kitabı tekrar okuyup tadına vardım. Aradan gecen 30- 35 sene bazı kitapları tekrar okunmaz hale donustururken , iyi bir edebiyat zamanı aşıp pırıl pırıl parlıyor. Deniz tutkusunu genc bir cocugun dunyasından okuyun, seveceksiniz.
Amerikadan Hemingway'in Ihtiyar Adam Ve Deniz romanının unlu bir aktorun seslendirdigi cd si geldi. Onu da dinlerken duyumsadigini dusunuyoruz. Cunku cok zevkli.
Dr.Ari Bey bizim israrimiz uzerine Ambien- Zolfidem adli ilaci kullanilisi konusunu hafta basında konusalim dedi. Bir doktor israrla bu konuda cekince gosteriyorsa bir bildigi vardir diyorum ve israrimdan dolayi kendisinden ozur dilemek istiyorum.

Thursday, July 29, 2010

The Architect's Newspaper ve Salı Gününün Geri Kalanı/ The Architect's Newspaper and the rest of Tuesday


Halis'in New York'lu mimar arkadaşı Bill Menking editorü olduğu The Architect's Newspaper dergisinin son sayılarını göndermiş. Halis'e New York'u girdisiyle çıktısıyla gezdirip nefis bir mimari tur yaptiran Bill, umudumuzu güçlendirmek için, sanki Halis bu dergileri okuyacakmışcasına, bizlere verdiğin destek için teşekkürler. Ayrıca harika bir yayın olan Architect's Newspaper'ı meraklısına tavsiye ediyorum.

Günler çok hızla geçiyor. Hafta sonu bile zamanda bölücülüğünü yitirmekte. Küçük olaylar birbirine eklenmekte ve böylece akıp gitmekte.


Amerika'dan gelen DVDler meğer bu cografyada izlenemezmiş, neyse ki artık her aradığın bulunuyor İstanbul'da. Böylece Halis'in gençliğinin kült filmi West Side Story'yi İngilizce izletmek mümkun oldu. Ne de güzel filmmiş! Özellikle şarkılı bölümlere tepki verdi, gözünü açtı ve dinlediğini düşündürdü.



HALIS' architect friend from NY, Bill Menking sent the latest copies of the architecture magazine he is the editor of, The Architect's Newspaper. We thank Bill, who had shown Halis the ins and outs of New York, for giving us courage by sending the magazines for his reading. I recommend this amazing publication to anyone with interest in architecture.

Days are passing by quickly. Even the weekends have lost their ability to break up the speed of passing time. Small events make up chains of activity and time passes.

It turns out the DVDs that came from the US cannot be watched in this geography. Thankfully one can find pretty much anything here in Istanbul. This way we were able to show Halis the cult movie of his youth, West Side Story, in English. What a great film! Halis especially reacted to the singing parts, opened his eyes and appeared to listen.

Tuesday, July 27, 2010

Pazartesi ve Hatice'nin Gelişi/ Hatice's Visit on Monday

Pazartesi aksamüstü, sıcaktan bezgin haldeyiz ve Can Yücel'in şiirindeki ifadeyle "iki kesik kulak gibi" oturmaktayız Dilara ile karşılıklı. Kapı açıldı ve tatilden dönen Hatice bütün canlılığıyla odaya girdi. Halis'le iletişim kurmayı başardı, uzun uzun calışdı. Kendisine Dr. Ari'nin görme ile ilgili söylediklerini aktardığımda, "bu benim için kötü birşey değil yani yapabileceğimiz şeyler var" dedi. Tabii bu olumlu yaklaşım insanı etkiliyor.


MONDAY afternoon, Dilara and I were sitting across one another, completely exhausted from the heat, like "two cut out ears" as Can Yücel described in his poem. The door opened and out eye sight therapist Hatice entered the room with all her vivacity. She tried for quite a while and was able to form some communication with Halis. When I told her about what Dr. Ari told us about Halis' site, she said "this does not sound negative to me, sounds like there are things we can do." A positive attitude is infectious.

Thursday, July 22, 2010

Asli ve Defne'nin haftasonu/ Asli and Defne's Weekend


Asli ve Defne Amagansett'te sakin bir haftasonu tatili yaptilar.

ASLI and Defne had a quiet weekend off in Amagansett.

Saturday, July 17, 2010

Çalışma Masası/ Halis' Desk


Bizim için en zor şeylerden biri, alt katta Halis'in çalışma odası olarak kullandığı o bölüme bakmak, gitmek, orada oturmak. Hastanedeki odada gerekli olduğu icin kendi lap topumu oraya taşıyalı, zorluğuna rağmen onun alt kattaki bilgisayarıyla çalışmaya başladım. Bazen etrafıma fazla bakmadan işimi yapıyorum. Bazen de dolabının kapağına yapıştırdığı şu şiiri sizlerle paylasmak gibi bir istekle yazıyorum işte.


Yarla hoş geçinen yarsız kalmaz.
Ay geceden ürkmediği,
Karanlığından kaçmadığı için nurlandı.
Gül o güzel kokuyu
Dikenle hoş geçinmekle kazandı.

Mevlana Celaleddin Rumi



ONE of the hardest things for us to do is to see, go to or sit at Halis' office area in the basement of our house. Ever since I took my laptop to the hospital, I started to use his computer in the office. Sometimes, I do what I have to do online without looking around. Then sometimes, like now, my eyes get stuck on the poem taped on the cover of his file cabinet.


Who lives along well with the beloved,
will never be without.
Fearing not the night,
living along with the darkness,
blessed the luster to the moon.
The rose got that fine essence,
living along well with the thorns.

Mevlana Celaleddin Rumi

Thursday, July 15, 2010

Kotuye gidis yoksa bu iyi demektir

Evet, bir doktorun bu cumlesine takilmak lazim. Halis'in son durumlari icin de gecerli bir cumle.
Dun terapist Ayse Hanim bir haftalik tatilinden dondü. Kendisine uzun zamandir daha once Asli'nin , ve giderek Dilara ve benim de dusundugumuz bir teklif yaptim: 'Halis'i kollarina girerek cok kisa bir sure ayakta tutalim'. Ayse Hanim ,hastaneye karsi bir sorumluluk duymakta olabilir, bu fikre sicak bakmadi. Evet doktorlar risk istemiyor ,risk almadan da bir sans yakalamak imkani yok. biz bu plani simdilik ertelediysek de denemek istiyoruz. Bu konuda dikkatli oldugumuzu unutmayin.
12 temmuz aksami Esma Sultan'da Lisa Ekdahl konserindeydim. Tam Halis'in sevecegi, keyif alacagi bir muzikti.

Tuesday, July 6, 2010

bir gecelik gelin

Bu çiçek bizde bir gecelik gelin olarak biliniyor. Yılda bir kez, gün batarken açmaya başlayıp gece sabaha kadar açık kalıyor. Şahane bir kokusu var ve Halis için onun açtığı gece çok özel, bazen eş dost çağırılıp yemek içmek eşliğinde çiçeğin açışı izlenir. Geçen yıl bu çiçek ilk defa açmadı. Biz de Halis için üzüldüğünden açmadığını düşündük. Bu 3 Temmuz'da açılıyorken dalından koparıp hastaneye, Halis'in başucuna taşıdık. Maksat hasıl oldu, sabaha kadar güzel kokusu yayıldı. En azından kokuyu duymuştur. Seneye daha iyi şartlarda izler inşallah.


THIS flower is known as One Night's Bride. It flowers once a year as the sun is setting until the next morning. It has an incredibly beautiful fragrance that fills the entire house. The night when it flowers has always been a very special occasion for Halis, often times celebrated with friends over dinner or drinks while we marveled the flower opening up. Last year, for the first time, the plant did not flower. We believed the reason was the plant's sadness over Halis' situation. This year, as the flower was opening on July 3rd, we plucked it and brought it to Halis' bedside in the hospital. It bloomed and dispersed its aroma into the hotel room all night. Halis may have smelled it. We hope that next year, Halis will watch the flower bloom.

Monday, July 5, 2010

mutluluk

Halis 4 temmuz gunu gecen birbucuk yıllık surede ikinci kez guldu. Alenen guzel bir gulumsemeydi. Onceki Muserref'in ilk ziyaretlerinden birindeydi. Muserref, hızlı ve canlı bir sekilde konusup galiba 'Halis Bey ne bu hal, cabuk toparlanın 'gibi birsey soyledikten sonraydı; o gulumsemeyi ikimiz de gorduk.
ikincisi Hatice'nin kurdugu harika iletisimden sonraydi; alcak sesle ve hizlica konusup sanki ortaokul arkadasi gibi sohbet ediyordu ve guzel bir gulumseme yayildi Halis'in yuzune. Tabii buna en sevinen Hatice oldu.

Tuesday, June 29, 2010

gorme ile ilgili


Hatice Karaca vakit buldukca degil, vakit yaratip Halis'e geliyor ve her zaman yeni seyler deneyerek gorme yetisini ,zihin faaliyetini gelistimege calisiyor.

Monday, June 28, 2010

bazi iyilesmeler

Bu iyilesmeler Halis'in kas ve eklemlerine dair. Bir bucuk yildir yatan bir hastaya gore oldukca iyi durumda. Bu sonucta en buyuk pay fizik tedavi egzersizlerini uygulayan basta Alper Uzun olmak uzere Ayse Demirhan ve hergun bu egzersizleri tekrarlayan Dilara olmak uzere, pozisyon vermede dikkatli davranan hemsire ve hasta bakicilarin .
Dun Alper Bey 'artik Halis Bey 'in kalkip yurumesine kas ve iskelet sisteminde hic bir engel yok 'dedi. Ayni seyi gecen gun Ayse Demirhan da soyledi. Tabii cilt durumu(yara bere olmamasi) bakim basarisini gosteriyor. Tu tu nazar degmesin.
Bu durumda zihinde bir asama olabilirse (mucize!) demek daha normalize olacak.

Tuesday, June 22, 2010

Birkac gun aradan sonra

Bloga birkac gun yazamadim, tatildeydim. Bu sure icinde Dr. Ari Bey kas gevsetici ilacin dozunu gunde bire indirmis, sevindik. Bu sonucu spastisiteye karsi egzersiz ve diger metotlarla sagladik. Aramiza bazi dostlar katilmis. Halis'in arkadaslarindan Leena da blogu izliyor, sevindik.
Aylin Erkan'in bloga yazdigi mektup cok etkileyiciydi. Benzer bir durumu agabeyisi ile yasamakta olduklarindan, ondan gelen bu samimi ve cesaret veren mektup cok degerli bizler icin. Kendisiyle tanismayi ve daha cok paylasmayi bekliyoruz.

Saturday, June 12, 2010

yeni bir heyecan/ a new excitement


Bugun Fizyoterapist Ayse Hanim genc bir uzmanla geldi. Hatice Karaca, Gazi Universitesi ozel egitim fakultesi mezunu, gorme engelli cocuklarla calisma deneyimi var. Halis'in gorme durumunu tespit ederek izlenecek yol hakkinda bizlere aydinlatici olmak uzere geldi. Sagolsun. Meslegine bu kadar duskun, merakli bir genc insani tanimak bize yeni bir heyecan verdi.

Halis'i muayenesi sonunda umdugundan daha iyi buldugunu soyledi. Su aralar azalsa da devam eden ic cekmeleri duygulanımlar olarak yorumladı. Gozler ve cevresi ile calisip, goz acip kapama, gozle izleme calismalari yaptirdi ve bunlari konusarak, telkin ederek yaptirdi. Halis'de belirli bir canlanma gorduk.

Bize uyarilari soyle oldu: Anlamsiz hic bir sey yapmayin. Eskiden tanidigi ve bildigi seyleri yakin mesafeden soyleyerek, renkli, isıklı ve adini hatirlatarak gosterin. Ayrıca laptopla belgesel, mesleki konularda filmler ve sevdigi filmleri gosterin. Cevap beklediginiz seklinde konusma yapmak yerine haber spikeri gibi konusun. Bol bol kitap, muzik ve sohbet onerdi. Ilk aklimiza gelen cok emek verdigi Sandima fotograflarini yakın plan gostermek oldu.

Hatice Hanimla calismaya devam edecegiz ve kendisine simdiden cok tesekkurler.


TODAY, our physical therapist Ayse Hanim brought a young specialist with her. She's a graduate of Gazi University School of Special Education and has experience working with blind children. She came to determine the status of Halis' eye sight and to then inform us on courses of action. We thank her for her visit. We were quite excited of getting to know this young person so full of dedication and curiosity for her field of work.

After Halis' consultation, she found his situation better than she expected. She thought that the inhales that he had been experiencing often -though less now- could be signs of his emotions. Working with his eyes and the eye area, she made him open and close his eyes and follow objects with his eyes, all while speaking to him. We saw a clear enlivening in Halis.

Hatice Hanim had these suggestions for us: Do not do anything meaningless. Show him things that he loves and recognizes from a close distance while identifying the object and lightening it. In addition, show him documentaries, movies related to his profession and movies he loves. Instead of talking to him in a manner that requests an answer back, speak to him like a TV commentator. Hatice Hanim recommended a lot of books, music and chats with him. The first thought we had was to show him up-close photos of Sandima, a project which he dedicated a lot of time.

We will continue to work with Hatice Hanim and thank her in advance.

Sunday, June 6, 2010

Dilara tatil yaptı/ Dilara's Vacation

Bir yildir Halis'in bakıcılıgını yapan Dilara tatili hakketmisti. Bir haftalıgına Alanya'da tatil yaptı. Konya kolejinden bir arkadasin sahibi oldugu otelde bu tatili Mustafa Goncu vasitasiyla ayarladik. Cok mutlu, dinlenmis olarak dondu ve isine sarildi.

Halis'in su sıralar durumu fena degil. Yeni bir karar aldik; bundan boyle daha uzun sure oturacak. Gun boyu mumkun oldugunca oturtacagiz.


DILARA, who has been taking care of Halis for the last year, had long deserved a vacation. She had one week off in Alanya. We organized her stay at a hotel owned by a classmate of Halis from Konya College, with the help of his other classmate and dear friend Mustafa Goncu. Dilara returned happy and well rested, and she applied herself to work immediately.

Halis' condition is not bad these days. We made a new decision: from now on, he will sit for longer periods. We will place him in a sitting position as much as we can throughout the day.

Daha az ilac/ Reduced Dosage

Fizyotapist Ayse Hanimla birlikte Norolog Dr. Ari Boyaciyan'ı ziyaret ettik. Kendisinden Halis'in spastisitesi azaldigi icin kas gevsetici ilacin dozunu indirmesini rica ettik. Kabul etti ve yari yariya azaltti. Halis'in durumunda bir geriye gidis olmadi; boylece yakinda tamamen kaldirmasini isteyebiliriz.

Son gecirdigi ateslenmeden beri zaman zaman bir ic cekme basladi. Bunun sebebini doktorlar, hemsireler, bakici, bizler anlayamadik.

İcimde bir his 2 aya kadar bir iyilesme olacak diyor. bakalim.


TOGETHER with Halis' physical therapist Ayse Hanim, we went to visit his neurologist, Dr. Ari Boyaciyan. We asked him to reduce the dose of the muscle relaxers given to him, due to the fact that he has far less spastic activity. Dr Boyaciyan agreed and reduced the dose in half. Following this, there was no regression in Halis' condition, so we may soon ask Dr. Boyaciyan to remove the drug off Halis' list completely.

After the last feverish period he had, Halis once in a while started to do something that resembles a sigh. Neither us, nor doctors, nurses, caretakers could guess the reason.

I have a feeling that there will be an improvement in 2 months. We will see.

Friday, May 28, 2010

Japonya'dan bir dost/ A Friend from Japan

Halis'in sevgili dostlarindan Hitomi, bir haftaligina geldigi İstanbul'da bir gununu bizimle gecirdi. Bu ziyaret Halis icin iyi oldu, Hitomi'yi duydu, dinledi, bunun belirtileri acikca goruldu.

Halis'i bir yil arayla gordu ve cok daha iyi buldugunu soyledi. Bunu kendisi de yazacaktir.

Bir arkadasin onerisiyle urolog Dr. Orhan Basak konsultasyona geldi.Henuz rapor sonucunu almadik. Belki degisik bir onerisi olur.


ONE of Halis' great friends, Hitomi, was in Istanbul for 1 week and spent an entire day with us. This visit was great for Halis. He heard Hitomi, listened to her and signs of this was visible.

Hitomi last saw Halis a year ago and said he looked much better to her. She will write about her observations separately.

On the other hand, based in a friend's recommendation, urologist Dr. Orhan Basak came for a consultation. We haven't seen his report yet. Maybe he will have a different suggestion.

Saturday, May 22, 2010

Lost in Translation

Son gunlerde Halis'in genel durumu iyi. Antibiyotik tedavisini bitirmek icin son bir analiz sonucu bekleniyor. Bu da yakinda gelir.

Muserref Halis'in etkilendigi, sevdigi filmleri dizustu bilgisayardan gostermegi denemek fikrini verdi, iyi de oldu. Cunku odadaki tv ekrani uzak ve boyle filmlere rastlanmiyor. İlk olarak cok sevip birkac kez seyrettigi Sophie Coppola'nin Lost in Translation filmini denedik. Scarlett Johannson un oynadigi bu film, (keske ingilizcesini bulsaydik) zaman zaman ilgisini cekti. Bu yuzden devam etmege kararverdik. Sirada bizim kusaktailerin genclik gunlerinde yer etmis olan West Side Story var. Defne orijinal versiyonu gonderecek.

Lutfen arkadaslar bloga yazmaktan cekinmeyin. Bekleniyorsunuz.


LATELY, Halis' condition has been good. We are waiting on the results of one last analysis before the antibiotic treatment can end. These should arrive soon.

Muserref had the wonderful suggestion to show Halis movies that he loves, that have affected him, on a laptop. This was a great thought because the TV in Halis' room is far from his bed and his type of movies are often not shown.

We first tried Lost In Translation by Sofia Coppola, which Halis loved and watched a few times. Halis at times seemed attentive to the movie, starring Scarlett Johannson (I wish we had found the English version though!). This is the reason, we decided to continue movie showings. Next on the list is West Side Story, which has moved everyone in our generation. Defne will send the original version.

Please friends, don't hesitate to comment on the blog. We would love contributions as well. Please email me any article, poem, songs whetever you would like posted here.

Tuesday, May 11, 2010

Deniyoruz/ We are Trying

Nihayet sonda cikarildi. Boylece tekrarlayan enfeksiyonun etmenlerinden biri simdilik bertaraf edildi. Bakalim ne gosterecek. Bu konudaki tavsiyesiyle bizi cesaretlendiren Dr. Mert (A.B.D) e tesekkurler.


FINALLY the catheter was removed. This way we eliminated one of the reasons for the recurring infections. Let's see what this will bring. We thank Dr. Mert from the US for encouraging us with his recommendation on this matter.

Sunday, May 9, 2010

Anneler Gununde Halis

Gectigimiz anneler gunlerinde Halis bazi anneleri mutlak arar, anneler gunlerini kutlardı. Bunların basinda ablasi Gulsevin gelirdi. Sinan'in annesi Nazife Cemgil'i de mutlak arardı.Arkadan ailedeki yenge, teyze ve halalar ile bazi arkadaslar gelirdi. Bu insanlara ilgi ve sevgiyle yaklasimindan mi neden herkes onu cok severdi.
Son gunlerde tekrarlayan enfeksiyona karsi antibiyotik tedavisi basladi. Bu artik bizi korkutuyor. Derhal Doktorla konusmak gerekiyor.Bu durumdaki hastaları enfeksiyondan korumak icin yapılacak yeni seyler olmalı. Evet sondadan kaynaklanan problemler icin yeni cozumler araniyor.

Friday, May 7, 2010

Ne Yapmalı

Degerli blog izleyicileri, Halis'in durumuyla ilgili tibbi bulgular bizlerin gozlemiyle celisiyor. Dun ( 6 Mayis,hıdrellez) cekilen eeg (beynin elektriksel faaliyetini gosterir) daha oncekilerden farksız cikti. Halbuki bu anlamdaki her tetkik hasta yakinlarinda ister istemez bir umut yaratiyor. Ve umulan cikmayinca uzulmemek elde degil. Ustelik cocuklugumdan beri ilk defa tuttugum Hıdrellez dileginin tersine Halis aksam ateslendi. Bu yeni bir enfeksiyon demek. Zaten antibiyotik tedavisi yeni bitmisti, bu durumda tekrar basladi. Doktor Ari Boyaciyan bu durumdaki bir hastanin enfeksiyon riskinin yuksek oldugunu soyluyor. Simdilik boyle. Ne yapmali?

Sunday, May 2, 2010

ne guzel zaman







Sadik Karamustafa arsivini tararken buldugu fotograflari gondermis. Galiba 2008 de Radikal Gazetesinin duzenledigi sokak partisindeyiz. Yer Nisantası.

Friday, April 23, 2010

Dokun, Kokla, Tat

Bahar geldi ve etraf cok guzel otlar, ciceklerle dolu. Bunlardan bazilari Halis'in duyularini uyarici olarak kullanilabilir dusuncesiyle, hastaneye giderken bulduklarimizi cebe, cantaya doldurup tasimaktayiz. Her birinin ayrı bir dokusu, kokusu var,bunları omurga cevresine,kollara, boyun ve tabanlara dokundurup sinirleri uyarmak mumkun. Ayrica bitkinin adini soyleyerek koklatıyor, agzına da sık sık salatalık ,elma dilimi gibi tadi ve kokusu olan seyleri verip yutmadan emmesini saglıyoruz. Mideden beslendigi icin zaman icinde bazi seyleri unutmasin diye.

Monday, April 19, 2010

Eski Dostlar


Mustafa Goncu ve Halis'in Konya Maarif Kolejinde baslayan arkadasliklari yarim yuzyılı devirdi.
Bu dostlugun yerini kolay kolay hicbirsey tutmaz. Bu nedenle Mustafa'nin ziyareti heyecan vericiydi. Mustafa Halis'in koma durumuna bakmaz, sohbeti devam ettirir, umit eder ve bekler. Bizler gibi.

Thursday, April 8, 2010

Daha iyi

Halis son gunlerde daha iyi gorunuyor. Rengi, tepkileri bize bunu dusunduruyor. Norolog Ari Bey de spastisitesini azalmıs buluyor. Bundan cesaret alarak yakın bir zamanda doktordan kas gevsetici ilaci bir tane azaltıp gunde ikiye indirmesini istemeyi dusunuyoruz. Bu gizli planı simdilik siz blog izleyicileriyle paylasiyoruz sadece.

Zahter

Fizyoterapist Alper Uzun memleketi Hatay'dan donuste Halis'e zahter getirdi. Bir cins kekik olan zahter odayi mis gibi kokuttu.
Zaten oda bilmeyen birinin garip bulacagi maddeler ve nesnelerle dolu. Kimyon, kori gibi baharatlar, hapsirtmak icin karabiber, duyulari uyarmak icin sac fırcası, tras fırcası,ipekli, yunlu kumas parcaları,ısıklı suslerle dolu. Tabii bir de Karagoz tasviri.

Sunday, March 28, 2010

Halis'ten Dostlarina Bir Siir

Bu siiri hatirlayip yolladigi icin Apo Torosyan'a tesekkurler.

UZUN VE YORUCU GUNUN SONUNDA
GELEN HUZURLU BIR GECE ICIN.

DOSTLAR
BENI HEP GONENDIRIR
ICIMI YIKAR,
BENI RAHATLATIR.
ARTIK COK MUSKULPESENTIM.
HER SEYI SEVEMEM
HERSEYDEN KEYF ALAMAM.
AMA DOSTLARIMIN
ANLAMLI BAKISLARI
DOLU DOLU SOZLERIDIR
BENI GONENDIREN.

DOSTLAR
BENI HEP HUZUNLENDIRIR.
ARTIK
HER GECEN GUN
DAHA DA
SIGINDIGIMIZ
SU AHIR OMRUMUZDE
DOSTLARLA BERABERLIK
GUN DOGUMU GIBI
ISIK SACAR.

AMA
DOSTLARLA
PAYLASILAN ANLAR
KISADIR
SAATLER SAYILDIR.
O NEDEN
BITEN DOST MUHABBETLERI
HEP AYRILIK
VE
HUZUNLE BITER.

DOSTLAR
HEP BENI
HUZUNLENDIRIR.

DOSTLAR
BENI BILER
BIR BICAK GIBI.
YASAM BAGLAR
CUNKU
ONLARLA BERABERLIK
BIR IMTIHANDIR
KENDINI TARTARSAN
DUYGULARINI OLCERSIN
KIYASLARSIN
KARSILASTIRIRSIN.

GERIDEYSEN
YETISMEGE CALISIRSIN
ILERIDEYSEN
ICTEN ICE
OVUNURSUN.

DOSTLAR
BENI
RAHATLATIR.
UZANDIGIN
BIR YATAK GIBI.
SENI SARAR
RAHATLATIR.

INSAN
YATAGINI
YADIRGAR MI ?
DOSTLARI DA
YADIRGAMAZSIN.
EMIN ELLERDE
NINNI DINLEYEN
BIR BEBEK GIBI.

DOSTLAR
SANA
YASLANDIGINI
HISETTIRIR .

ISTE BOYLE
NAMELER
DUZERSIN.

SAG OL APO
HOS GELDIN
HEP BIZLESIN

HALIS 30. 09.2000

Thursday, March 25, 2010

Ne Yazmalı/ About this Blog

Degerli blog izleyicileri blogu guncellestirmede ihmalkar davrandıgımızı dusunebilir. Isin asli olumsuz gelismeleri yazmaktan kacinmamiz ve olagan gidisat suresince yazilacak yeni haber bulmakta zorlanmamizdir.

Sizlerin duymanizi istedigimiz birsey: Artik daha uyanik ve farkindaligi artti.

Dun Gulsun ve Ayse Karamustafa geldi, guzel bir bulusmaydi, Halis de bizimle beraberdi. Ayse'nin iyi bir onerisi oldu; Halis'in birgun uyanip blogu okuyacagini dusunerek yazmali dedi. Kendisi ne duymak ister butun bu gecen sureyle ilgili? Evet, yazmaga yardimci olacak bir dusunce.

Iste duymak isteyecegi ilk sey: Onu sevenler cok fazla ve ilgilerini eksik etmiyorlar.

Ayse'nin ikinci onerisi Halis'e daha cok radyo dinletilmesi oldu, Acik Radyo mesela. Teskkurler Ayse.


SOME of our blog readers may be thinking that we don't update the blog as often as we should. Frankly, this is because of our reluctance to talk about negative news here and difficulty in finding fresh news frequently given ongoing pace.

And one thing we want you to know: He is awake more often and appears more conscious.

Yesterday, Ayse and Gulsun Karamustafa came to the hospital. We had a very nice visit. Halis was also present with us. Ayse had a suggestion: She said that the blog should be written with the thought in mind that Halis is going to gain consciousness one day and read it for himself. What would he want to know about the time he will have passed here in the hospital? I thought, yes, this thought will be helpful for our blog articles.

Here is what he would love to hear, I think: People who love him are many and they have been involved with his well-being non-stop.

Ayse's second suggestion was to have radio on more often for Halis to listen to. Acik Radio for instance. Thanks Ayse!

Friday, March 19, 2010

biraz umut/ a little bit of hope

Dun norolog Ari Bey'le konusmamiz az da olsa umut vericiydi. Kendisi Halis'i son zamanlarda biraz daha iyice gordugunu, spastisitenin azaldıgını soyledi. Bizce daha umut verici olan ise 'Halis Bey algılıyor ama ilişki kuramiyor, daha dogrusu cok kısa sure icin ilişki kurabiliyor, goz teması veya seslenildiginde başını dondurmesi gibi' demesiydi.

Tabii bunu duyunca bastan beri yanında dikkatli konusmaya gayret edilmesinin, olumlu ve sevgi dolu mesaj verilmesinin ve hatta hersey normalmiş gibi konusmalar yapmaya calışmanın ne kadar isabetli oldugunu dusunduk.

Daha yapılacak cok sey, gidilecek cok yol var.


YESTERDAY my conversation with Halis' neurologist Ari Bey was promising. He said that he's been seeing Halis doing slightly better and that the spastic activity has reduced. What was even more promising for us was Doctor Ari Bey saying "Halis Bey has awareness, but he cannot form two-way communication. To say it better, he can communicate momentarily, such as making eye contact and turning his head when he's called."

Of course, when we heard this we realized once again how important it is to try to speak carefully around him, giving him positive and loving messages and speaking to him about daily matters as if everything is normal.

There is a lot to do, a long road to travel for us.

Thursday, March 4, 2010

şiir okuma/ reading poems


Sevgili arkadaşımız Melek Dener , Halis'i ziyarete
şiir kitaplarıyla geldi. Sectigi şiirleri okurken Halis'in etkilendigi apacik goruluyordu. O kadar ozenle secilmis şiirlerdi ki ancak Halis'i taniyan bir dost bu kadar bilebilir.


Our dear friend, Melek Dener, came to visit Halis with poetry books. When she was reading the poems she selected, Halis was visibly affected. They were such meticulously selected poems that only a close friend of could have known to pick them.

Saturday, February 13, 2010

kanun konseri/ kanun (zither) concert


11 Subat Persembe gunu Halis'in odasinda nefis bir kanun konseri vardı. Gercek bir muzik insanı olarak Halis'in bu durumda da canli muzikten etkilenecegini dusundugumuz icin bu denemeye giristik.

Kanuni Sedat Ozkan bizi kırmadı ve esi Canan Hanım'ın refakatinde hastaneye geldi. Muzik aletinin hastaneye sokulması ve dolayısıyla konsere izin verilmedigi icin , korsan bir konser gerceklestirdik.

Herseye degdi ve kanunun muhtesem sesi Halis'i etkiledi bizce. Dogrularak dinledi bir sure. Sedat Bey Halis'in sevdigi sarkilara da yer verdi. Bu karsiliksız ve ozverili ,ince davranısı icin kendisine cok tesekkur ediyoruz.

not: Sedat Bey persembe ve cumartesi gunleri Osmanbey ve Levent Metro istasyonlarinda kanun calıyor. Dinlemeniz tavsiye edilir.


ON Thursday, February 11, a wonderful kanun (zither) concert took place in Halis' room in the hospital. We decided to try this because we thought Halis, as a real music person, might react to hearing live music.

Kanun player Sedat Ozkan came to the hospital for us, accompanied by his wife, Canan Hanim. We had an illegal performance because musical instruments and therefore concerts are not allowed inside the hospital.

It was worth all the efforts. We think that the kanun'sincredible sound affected Halis. He leaned upwords to listen to it for a while. Sedat Bey included songs that Halis likes. We thank Sedat Bey for his dedication and kindness without expecting a return.

Note: Sedat Bey plays kanun in the Osmanbey and Levent subway stations on Thursdays and Saturdays. We recommend that you go and listen to him.

Sunday, February 7, 2010

Dogum Gunu Partisi/ Birthday Party


6 Subat'ta Halis'in sevgili dostlari Muserref, Bilge, Doruk ve Nahit, Halisin dogum gununu kutlamak uzere hastanedelerdi. Getirdikleri 2 sahane pastaya mum yaktilar, sarkilar soylendi ve Halis en sevdigi sekilde anildi. Tesekkurler dostlar!


ON February 6th, Halis' dearest friends, Muserref, Bilge, Doruk and Nahit were in the hospital to celebrate his birthday. They sang songs and lit candles on 2 gorgeous cakes they brought. Halis was celebrated in his way. Thank you dear friends!

Saturday, February 6, 2010

DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN BABACIGIM/ HAPPY BIRTHDAY MY DEAR DAD

Seni ozledik...
- NY'dan Defne


WE miss you
- Defne from NY

Wednesday, February 3, 2010

dogum gunu/ birthday

6 subat cumartesi Halis'in dogumgunu. Biz orada olup 'iyi ki dogdun Halis' diyecegiz. Bu dilegimize tepki verir mi bilinmez, yine de denemege deger,yolu oradan gecen ugrasin.


SATURDAY February 6 is Halis' birthday. We will be there to say "Happy Birthday". We don't know if he will respond to our birthday wishes, but we think it is worth a try. Stop by if you are around the area that day.

Sunday, January 31, 2010

dikkatle dinliyorken/ listening attentively


Halis 21 Ocak aksami hikayesi Acık Radyo'dan okunurken dikkatlice dinlemeye basladi. Bu fotograf o esnada cekildi. Bir sure sonra yoruldu veya baska bir sebeple uykulu bir duruma gecti.


ON the evening of January 21, when his story was being read live on Acik Radio, Halis started listening attentively. This picture was taken at that time. Later he was tired and for some reason he went into the sleep mode.

Saturday, January 16, 2010

Acik Radyo/ Acik Radio

HALIS hastalanmadan kısa bir zaman once yazdigi bir oykuyle Mimarlar Odasi yarismasinda birincilik odulu almıstı. 21 Ocak ta komada bir yıl doluyor. Bu 21 ocak saat 19 da acik radyo'da Halis'in oykusunu okuyacaklar. Acik Radyo 94.9 (fm) dan yayin yapıyor ve İstanbul 'dan dinlenebiliyor.


A SHORT time before Halis got sick, he won the first prize in a short story competition organized by the Association of Architects. On January 21, it will be the first annoversary of him going into a coma. On Jan 21, at 7pm there will be a reading of Halis' short story on Acik Radio. Acik Radio broadcasts from Istanbul on 94.9 (fm) frequency.

Fizyoterapist Alper Bey/ Alper, Our Physical Therapist

HALIS'IN durumunda, onem sirasına gore yapılacakların basında fizik tedavi geliyor. Bir yıla yakın bir zamandır bu tedavi cogunlukla hastane uzmanlarından Alper Uzun tarafından yapılıyor.

Kendisi 1999 yılında İstanbul Universitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bolumunden mezun olmus. Fakat bizim icin onemli yani mesleginde ciddiyetle sıcakkanlılgı, insancıllıgı birlestirmis olması. Kapıdan gulerek girip konusmalarıyla Halis'e ve hasta yakınlarina olumlu duygular asılar, bu arada sabırla, bıkmadan tedaviyi mukemmelen surdurur.

Kendisine Halis'le ilgili dusuncelerini sordugumuzda 'azimli ve kucuk kucuk yol almaga calıstıgımızdan, bakıslarını anlamlandırmaya calıstıgımızdan ve onu oturtarak hastanede sosyallestirmege calıstıgımızdan bahsedebiliriz 'dedi. Ve ekledi: Tum arkadas ve ailesinin onsuz ne kadar eksik oldugunu gorunce Halis Bey'in biran once iyilesip hayata katılması gerektigini anlıyorum, cunku kimse onsuz hayatı kabul etmiyor. Cok tesekkur Alper Bey..


PHYSICAL therapy comes at the top of list of treatments in Halis' case. For the last year, Alper Izin has been conducting Halis' physical therapy.

He graduated Physical Therapy and Rehabilitation program at the Istanbul University in 1999. But his most important skill in our eyes is his success in blending professionalism with warmth and humanity. He enters the room with a smile and spreads positive feelings to Halis and us with his conversation, all the while patiently and impeccably performing the therapy.

When we ask him about his thoughts on Halis' condition, he tells us "We can talk about how we are trying to progress slowly but diligently, how we are trying to gain meaning to his gaze and ho we are sitting him up in order to try to socialize him around the hospital." And he added: "Seeing the absence in the lives of his friends and family, I realize hos important it is for Halis Bey to get better and participate in life. Because no one can accept a life without him." Thank you Alper Bey!

Sunday, January 3, 2010