Friday, July 31, 2009

Ari Bey der ki.../Dr Ari says

Geçen gün nörölog doktorumuz Ari Boyacıyan'dan güzel bir cümle daha duyduk. Az ve öz konuşan Ari Bey, rutin muayenelerinden birinde, Şule'ye 'Çok iy, çok iyi demiş.' Ertesi gün aynı şeyi anneme de tekrarlayıp ufak ilerlemeler gördüğünü söyledi. Tabii bizler artık bu tarz ilerlemelerin ille de devasa değişim anlama geşmediği konusunda tecrübeliyiz. Havalara zıplayıp şampanyalar açmadık. Ama ister istemez sevindik. Annem de zaten ufak değişimler olduğunu, babamın kısa süreli komutlara uyabildiğini (Örneğin 'Beni duyuyorsan gözünü aç ve kapa' deyince çok hafif çoook cılız bir hareketle bunu yapabiliyor) söylüyor. Ve bu tabii ki çok önemli. Bu ilerle me aslen annemin (Şule'nin de yardımıyla) Defne'nin Amerika'dan gönderdiği Komadan Uyandırma Programı'nı uygulamasıyla oldu.

The other day, we heard another slightly hopeful sentence from our neurologist, Dr. Ari Boyaciyan. During one of his routine visits, he told Sule, "Very good. It is looking good." And repeated that to Mom the next day, saying he saw some improvement. Of course we are very very cautious at this point and do not jump up and down the way we used to in the beginning. But Mom also thinks he can momentarily follow tiny tiny commands ("close open and your eyes if you hear me") and this is very great. All this largely thanks to her (and Sule's)efforts to implement the coma awakening program that Defne found in the States.

Tuesday, July 28, 2009

Babam ve Minik Kuzen Mehmet Ilkem/ Dad and Little Cousin Mehmet Ilkem


Babam ailenin en buyugu, bugunku ziyaretcisi ise ailenin en kucugu Mehmet Ilkem Demirel'di. Fusun'un bir yasindaki oglu Mehmet Ilkem, babamin komada oldugundan bihaber nese icinde gulup durdu...

Today he was visited by the youngest in the family, Fusun's one year-old son Mehmet Ilkem Demirel. Little Mehmet was laughing and screaming and Dad had his eyes open.


Monday, July 27, 2009

Esperanto Konusmak/ To Speak Esperanto


Figen'den: Halis’in artık Kırımlı (Ukrayna uyruğu) yeni bir bakıcısı var: Dilara Hanım. Dilara Hanım aynı zamanda hemşire. Şule bu ay sonunda ayrılacağı için Dilara Hanım’ı bulmamız çok önemliydi. Mutluyuz.

Yaz sıcağı ve tatil dönemi, Halis’in düzenli ziyaretçilerinde bir düşüşe sebep oldu. Buna karşın, geçen gün hos bir sürpriz yaşadık. Akademiden eski dostumuz Demet Sayınoğlu (resimde) Halis’in durumu yeni duymuş, duyar duymaz da Denizli’den uçağa atlayıp bir günlüğüne geldi.

Vaktiyle Demet’in babası Türkiye’de Esperanto diye adlandırılan uluslararası dilin Türkiye temsilcisiydi. Halis’in de ne zamandır Demet’in babasının belgelerine ilgisi, o konuda bir proje isteği vardı. Demet’e sık sık bunu gündeme getirirdi.

Bu kez konuşan Demet, dinleyen Halis oldu. Demet projeden söz ederken Halis’in derin nefes aldığını gördük.


From Figen: Halis has a new caretaker, Dilara Hanim from Crimea, Ukraine. Sadly Sule is leaving us at the end of the month, so we are happy to have found Dilara.

In the heat of summer, there has been a slight fall in his usual roll of visitors. Still plenty of people come by the hospital every week. The other day, we had a big surprise. Our friend Demet Sayinoglu (in the picture) has apparently just heard about Halis'in illness from mutual friends. She jumped on the plane and came to Istanbul for a day -- all the way from Denizli.

Demet's father used to be an expert and a representative of Esperanto, an international language that was designed to be spoken all over the world but never took off. Halis used to be fascinated with Demet's father's documents and always wanted to do a project about that.

This time, it was Demet who did the talking. When she started to talk about her father's work and doing a project, Halis heavily sighed.

Monday, July 20, 2009

Figen'den Son Durum Degerlendirmesi/ Update from Figen

UZUN zamandir Halis'in durumuyla ilgili sizleri bilgilendiremedik. Genel durumu duzenli, simdilik problemsiz gidiyor.Defne'nin gelisi ve benim tatilden donusume hayretle gozlerini acarak ve bizi hissederek, dinleyerek cevap verdi.

Artik zaman zaman limonlu cay, ayran, meyve suyu gibi icecekleri cok az miktarda vermegi deniyorum. Bir tatli kasigni asmayacak kadar. Bunu sadece ben yapiyorum cunku bogazina kacmadigindan emin olmak ve cok dikkat etmek gerekiyor. Ayrica tekerlekli sandalyeye oturtup dus da yaptiriyorlar.

Bu aralar temmuz sonu ayrilacak olan Sule Hanimin yerine yeni bir bakici aramaktayiz. Bazi adaylarla gorusuyoruz. Daha 2 ay hastanede kalacak olan Halis'e sevgiyle, dikkatle ozenle bakacak birisini ariyoruz. Turkce konusan biri olmali. Bu konuda fikri olanlar bildirsin.



IT'S been a while since we last gave you an update on Halis' condition. In general Halis' condition is orderly and without problems for the moment. Defne's visit and my return from vacation prompted Halis to respond with great surprise, with eyes wide open.

From time to time, I started feeding him small quantities of tea with lemon, ayran, fruit juice. These have to be in minuscule quantities not extending a desert-spoonful. Only I administer this as one has to be very careful so that the liquid going down the wrong tube. In addition, Halis sometimes takes showers while sitting in a chair.

These days, we are in search of a caretaker to replace Sule who will leave at the end of July. We have been seeing some candidates. We want someone to take care of Halis with love and care during the next 2 months that he will be in the hospital and beyond. Someone who speaks Turkish. Please let us know if you have any recommendations in this area.