Monday, June 8, 2009

Şule...


'Şule'yi Allah gönderdi' lafını duyarsanız, abartıyorum sanmayın. Şule tam 2 aydır gündüzleri babamın yanında bakıcı olarak kalıyor ve babama olan şefkati, tıbbi konulardaki dikkati, güleryüzü ve bitmeyen enerjisi nedeniyle bazen kendimi 'Şule'yi Allah gönderdi' derken yakalıyorum. Şule'yi tesadüfen tanıdık, hızlı karar verdik, bir gün bile pişman olmadık. Annem hastanede olmadığı saatlerde gözü arkada kalıyor, birinin tüm gün babamın yanında durmasını istiyordu. Belki vesvese diyeceksiniz, ama insan rahat edemiyor işte.... Şule'yle çalışmaya bu sayede başladık. Ve kısa zamanda güvenimizi kazandı.

Şule aslında hastabakıcı ya da hemşire değil. İki kız çocuğu annesi (Tuğçe be Batül) bir ev hanımı. Ama babamı gün içinde inanılmaz bir dikkatle izliyor, hemşirelerde bizim oda arasında mekik dokuyarak babama yapılan her işlemin takipçisi oluyor. Böyece gündüzleri dışarda iş güç peşinde koşarken gözümüz arkada kalmıyor.

Şule her sabah, ta Ümraniye'den uzun bir yol kat ederek Nlşantaşı'na Amerikan Hastanesi'ne geliyor. Otobüs, sonra Üsküdar'dan motor, sonra tekrar otobüs. Sabahları önce babamla biraz sohbet ediyor, günlük gazeteleri, özellikle Milliyet ve Radikal okuyor (Babam bu gazeteleri severdi). Ardından babamın sandalyey oturtulması sürecinin içinde. Sonra fizik tedaviyle ilgileniyor, hem fizik tedavi seansı sırasında Ayla Hanım ya da Alper Bey'e yardımcı oluyor, hem de daha sonra aynı hareketleri kendi yaptırıyor.

Cumartesi günleri bazen 13 ve 15 yaşlarındaki kızları Tuğçe ve Betül'le geliyor. Bu babam için ayrı bir keyif. Resimde Betül ve Şule'yi babamın yanında görüyorsunuz.


WHO IS SULE? If you hear me say, "God sent Sule", so not be shocked. She has been taking care of Dad in the hospital as a private caretaker and with her affection for Dad, her sharpness, smiling face and loads of energy, sometimes I think she is God-sent! She was recommended by a friend at a time when Mom did not feel comfortable leaving Dad alone in his room. It may be too much sensitivity on our part but he needs constant care and attention and we are not there 24 hours. So we decided to hire Sule to spend the work day with Dad and have not been sorry.

Sule (read Shuleh) is neither a nurse nor a medical aide. In fact she is a housewife and a mother of two daughters in primary school -- Tugce and Betul. But she has been an enormous help for us throughout this time, spending the day reading, talking to Dad, helping with his physical therapy sessions and making sure he is well-attended at all hours. Sule has a loong commute from the Asian side to reach the American Hospital. (bush, boat, bus) She comes in and talks with Dad for a while. She then reads him his daily papers -- usually Milliyet and Radikal. Then it is time for the wheelchair and she helps with that operation. She is helpful to Ayla or Alper Bey in physical therapy. She also gives her own physical therapy during the day. On Saturdays, she brings one of her daughters to hang out with Dad and that must be a great joy for him to hear a young kid talking about school.

No comments:

Post a Comment