Sunday, August 30, 2015

Temizlik

 Halikarnas Balıkcısı Bodrum'a sürüldügünde kalacagı eve yerleşir. O yılların Bodrum'u şimdikilerin hayal edemeyecegi bir yerdir. Zaten sürgün yeri olarak secilmesinden bellidir.
Balıkcı günlerce at sırtında yolculuk yaparak ulaştıgı bu yaban yerde nihayet kalacagı eve yerleşince bir oh der. Önce bahcedeki kuyudan su cekmeye başlar kovalarla. Bu suyla avlunun kayrak taşlarını yıkar, yıkar, yıkar. Bir ferahlamadır bu.Hangi kitabındaydı hatırlayamadım ama kendisi bunu cok guzel anlatır.
Niye bunu anlatarak başladıgımı bilmiyorum ama bir süredir hem Aslı hem ben eşyaları azaltarak evlerimizi ferahlatıyoruz. Ben önce zorunlu olarak alt kata bir yerden su geldigi icin nemlenen kitapları kurtarmak, elden gecirmek ve dagıtmakla meşgulum. Amatör balıkcılıktan Abdulhamit'in yatak hayatına kadar acaip bir genişlikte toplanmış kitaplar; gencligimiz, gecmisimiz,biz. Şaka degil 40 yıldan fazla iki meraklının habire merak edip aldıgı, okudugu, bir kısmını okumadıgı , bir kısmını obje olarak sevip sakladıgı kitaplar bunlar. Ne güzel, ne güzeldi.
Konu acılmışken cocukların başucumdayken gözümden uzaklaştırdıgı ;  Halis'in son okumakta oldugu kitapları da konuldukları  yerden buldum. Bunları yazıyorum.
Suat Derviş -Liz Benmoaras
Bir Kez Daha -Aslı Erdogan
Fausto Zonaro'nun Hatıraları ve Eserleri-Zonaro
Ege'de Kurtuluş savaşı Başlarken  Hasan Tahsin-Nurdogan Tacalan
Bir Fotografın Uzun Hikayesi- Beşir Ayvazoglu
Ankara'da Gölge Oyunları-Bulent Orakoglu
Hece dergisi Turk Öykücülügü özel Sayısı

Friday, August 14, 2015

Bütün Gün

Akşamüstü gecen hafta kaybettigimiz yazar Tarik Dursun K . ile 1978 yılında yapılmış bir radyo roportajı  dinledim. Guneş Buharalı 'nın roportajıydı Tarik Dursun'un bu kadar fakirlikten geldigini bilmezdim. Seyyar satıcılık dahil yuzlerce iş yapmıs. Bu konuşma günün en anlamlı olayıydı; yazdıklarından tekrar okumaya niyet ettim.
Bütün gün hemşiremize gerekli formaliteleri yerine getirmeye calıştım. Sonucta hersey bitti ve yorgunluk da gecti.
Sıcak nedeniyle birkac gundur hastaneye gidemedim. Bazı kitapları tekrar Edirne mimarlık'a gonderdim. O hep başkalarıyla paylaşmaktan hoşlanırdı  ben hoşlanmasam da. Simdi o huy bana gecti; gercekten .
internette yatan hastaların hareketini kolay saglamak icin bazı basit yontemler ve aparatlar gordum. fakat durumu o uygulama fotograftakilere pek benzemiyor. Onlar daha hafif vakalar.
Burcu'yla Thassos adasına gittik, cok uzun yüzdük   Temiz ve canlı bir suydu, saatlerce kaldık. Donüşte bir dag koyüne ugradık; Kavalali Mehmet Ali Paşanın köyüymüs. Zeytin falan aldık ve uzoya dadandım fazlaca ama bana herşey cok eksik geliyor artık .Idare ediyorum işte.
Bu sakin ve dogal hayattan sonra Istanbul' a gelis;bu berbat medeniyetin son hali, icler acısıydı.
Burcu otobüs firmalarındaki mafyatik tekellesmeleri anlattı ki agzım acık kaldı.
Benim gözlemim ise, İstanbul yolunda 7-8 yasındaki cocukların bile  bilet parası cok geldiginden (30 tl) anne, baba veya büyükannelerinin kucagında seyahat etmek zorunda kalmalarıydı. Krizdeki Yunanistan'da bile boyle olmaz.

Monday, July 27, 2015

27 Temmuz Pazartesi

Uzun bir aradan sonra yaziyorum. Yazin en sicak gunlerindeyiz. Dun Kemerburgaz'da, Nahit ve Bilgelerdeydim. Geceyi de orada gecirdim. O kadar guzel yesillik ve sessizligin ortasinda , bu sehirden uzakta olunca insan"sahi ben ne yapiyorum" demeye basliyor. Sabah uyandigimda gun henuz dogmustu . Bugulu, guzel bir gun baslangici. Bir yaban domuzu gordum, uzun zamandir evcil hayvanlar disinda ilk defa yabanil bir hayvan goruyordum, sasirtici ve guzeldi. Yavas ve hizli arasi ,ama gidecegi yeri bilir gibi, gecti . Agacliklarin arasina dogru yurudu ve kayboldu. Zavalli hayvanciklar; ormani ,evi, yurdu; havaalani, 3. kopru , insaatlar vs. nedeniyle insanlarin isgaline ugramis hayvanciklar. Gidecekleri yer ariyorlar.
Yaban domuzu ugurlu bir hayvan diye dusundum.

Saturday, January 3, 2015

2015

Blog yazmaya cesaretim kalmadigi zamanlar oluyor. Simdi tekrar basliyorum iste. Cok seyler birikti. Halis bazen guzel guzel bakiyor, bazen hic cevap vermiyor bakislari. Uzun bir aradan sonra gorenler ayni bulduklarini soyluyor.
Mimar arkadasimiz Buke Uras 'la birlikte Halis'in calismalarini elden gecirdik. Buke olmasa yapamazdim; cok minnettarim bu zor isi yuklendigi icin. Kitaplik arka duvardan nem aldigi icin acil bir mudahale gerekiyordu. 6 yildir dokunulmamis kagit hersey,  ancak meslekten birinin karar verebilecegi sekilde bekliyordu. Gereklileri alikoyup atilacaklari attik.
Dun yegenimiz Ogretmen Halis, esi ve diger akraba geldi. Istanbul'a geldikce ugruyorlar, bu dostluk cok degerli.
Birkac gundur Amsterdam'dan gelen arkadasimiz Betti bizde kaliyor. Biraz flut caldi Halis'e; gelecek sefere obuasini  getirecek.
Sinemalarda iyi filmleri kacirmiyorum. Ama dun aksam televizyonda ' Hemingway ve Gellhorn' filmi cok ilgincdi. Hemingway'in sevgilisi, daha sonra karisi olan ilk kadin  savas muhabirlerinden Martha Gellhorn ve bu ikilinin iliskisi (firtinali diyelim) ve fonda 20. yuzyilin bircok savasi .
Hemen wikipedia'ta baktim ve bilgilenmek ne guzel.



Hello Jimmy,sorry that
i couldn't write before. It is so nice to hear from you. He is more or less in the same situation.  Sometimes  i  bring herbs and flowers , he smells. It is a wonderful feeling.
i hope you're well. happy new year. take care of yourself.
xxxxx
figen

Tuesday, December 16, 2014

Yazmayali yil oldu, ben artik bunun altindan kalkamayacagimi dusunmekteydim ki bu kis gunesi  cesaret verdi.
nedense hersey arizalanmak icin sanki bu 2014 yilinin sonunu bekledi. Hidrofor; kaloriferler, buzdolabi (25 yildir kullandigimiz bir dolap),ufak tefek elektrik arizasi ve en basta ben; yine de hersey  halledilecek gibi gorunuyor.
Selda'nin duzenledigi bir sergiye katildim ve bu nedenle  bir Berlin gezisi yaptim. 2 gununde Asli da vardi ve ne guzel bir Berlin yasadik.Sergi  de cok mutluluk verdi dogrusu. Bu yasta hala tecrube edinmeye devam ediyor olusum cok tuhaf ama boyleyiz iste, yapacak baska birsey yok.
Iyi olan durumlardan biri mimar Buke Uras'in degerli zamanini verip Halis'in mesleki evrak, proje,kagit, belgelerini duzenleme ,bir kismini atma bir kismini saklama digerini de Edirne U. mimarlik bolumune vermek uzere ayirmasi oldu. Bunu 6 yildir yapamiyordum. Buke sayesinde oldu, sagolsun. Onun bir gun mimarlik muzesi acacagina inaniyorum.

Wednesday, July 30, 2014

LEE GARRISON

Uzun zamandir yakinda kaybettigimiz Lee Garrison ve babam hakkinda birsey yazmak istiyordum. Simdi firsat oluyor. Lee babamin en eski dostlarindandi. 1968 ya da 69'da babam ODTU mimarlik'tan yeni mezun oldugu yaz Harvard Universitesinin Sart harabelerinde yaptigi kazi grubunda staj yapmis ve hayati boyu hic kopmadigi Elizabeth Gambosi ve Lee Garrison'la orada tanismisti. "Lee'yi Anneni tanidigimdan daha uzun zamandir taniyorum" dediginde aklim sasmisti kucukken, cunku tabi annem ve babamin birlikteligi sanki dinazorlar kadar eski gibi geliyordu bana.

Cambridge Massachusetts'de, kendi terimiyle kaotik bir dairede studio ve sevdigi kitaplarla yasiyordu. 16 yasimda Amerika'ya yatili okula geldigimde yasal velim olmustu.  Daha iyi bir davet almadigim kisa tatillerin cogunu Lee'nin evinde gecirip, sabah cay, aksam seri esliginde bitmek tukenmez hikayelerini, luzumlu luzumsuz her detaya dikkat vermenin verdigi yorgunlukla dinlerdim. En buyuk ozgurluk evinden Harvard Square'e yuruyup, Urban Outfitters ve onun gibi iki uc dukkana gitmek, ve sonra oralarda bir kafede yemek yemekti. Bu ufak geziler sanki hep Amerika'da bir sehirli olmanin antremaniydi benim icin.

Inanilmaz ince uzun silueti, tiz sesi, eski kusak New England Yankee aksani ve eli sikiligiyla Lee tam bir karakterdi. Babam Lee'ye hep "kizimiz Lee" der, hafif takilirdi. Kendinden bir 20 yas buyuk olmasina karsi, cocuksu hali, biraz da evli olmamasindan dolayi herhalde. Lee'nin Turkiye sevgisi Sart'ta baslamis ve hic bitmemisti. Neredeyse her yil gelir ve bizde kalirdi. Annem, babam ve Lee Edirne'den Iznik'e kucuk seyahatlere cikarlar ve yorgunluk, heyecan karisimi bir havada donerlerdi. Geri kalan zamanlarda da, hepimize ayri ayri gelen mektuplar, kartpostallar, ve onemli gunlerde telefonlar sayesinde hayatimizin degismez bir parcasiydi.Bu arada mektuplar hakkinda da birsey soylemeli - Genelde tipik beyaz bir mektup zarfinin icinden, renkli pastelle yer yer altlari cizilmis bir makalenin fotokopisi ve ufak bir not kagidinin iki tarafini tamamen dolduran bir mektup cikardi. Makaleler her zaman beni duygulandrirdi. Ozellikle universite yillarinda, her 2-3 ayda istedigim kariyeri degistirdigim zaman, Lee en son konusmamizda bahsettigim seyi hatirlar onun hakkinda yazilar yollardi. Lee'nin el yazisi o kadar okunmazdi ki babamla en sevdigimiz mektuba birlikte bakip okunur bir iki kelimeden ve noktalama isaretlerinden iceriginin bilmecesini birlikte cozmeye calismakti.

Babam ve Lee'yle cok ani var. Ama bir tanesi beni hala gulduruyor. Lee babamin portresini yapmak istedi ve 100 kere filan soylemesinden sonra babam beni gormek icin geldigim amerika seyahatlerinin birinde Lee'ye gidip protresine oturmaya razi oldu. Lee hemen bu seyahatin sorumlulugundan heyecanlanip bir bahanelerle ileri bir tarihe atmaya calissa da babam Cambridge'e gitmis ve merasimle bir Cumartesi tahmini 5 saat Lee'nin modeli olarak oturmustu. Babam bu 5 saatte sabirsizlandikca Lee'yi panik sarmisti. Ortaya cikan portrede Lee'nin titrek fircasi ve babamin yorgun ve kizgin ifadesi apacik. Babam saglamken resimdeki tasvirine biraz icerlemis o yuzden de Lee'den  almamisti. Ama simdi resmi gorup  ikisinin de o Cumartesi eski dostlar gibi birbirini cildirtmasini hatirlatmak bana portreyi cok sevdiriyor. Portre tuhaf bir sekilde ikisinde de daha canli simdi. O yuzden umarim Cambridge'den Istanbul'a yolunu bulur bir sekilde.

Iste bu portreye dair eski bir post.
RIP Lee Garrison - you are missed everyday

Wednesday, April 30, 2014

Mert keman caliyor

Hastanemizin personelinden Sadiye Özyavuz ,oglu Mert 'le ne kadar iftihar etse haklı. Mert gecenlerde Halis'e kücük bir konser verdi.  Hepimiz cok duygulandık, hatta o sırada skype ile Amerika'dan arayan Defne ve Sinan torun da konseri dinledi. Ve Sinan keman calan bir agabey görünce adeta büyülendi. Mert bazı bilinen melodileri de konserine ekledi ve Halis de algıladı. Daha önceki keman dinletisinde yüzünde beliren o üzücü ifade bu defa cok hafif olarak vardı ve keman sesinin onu cok etkiledigine kesin inandık. Mert'e başarılar diliyoruz.